Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Kılıçdaroğlu’nun Eğitim Eleştirileri ve Çözüm Önerileri

16 Ekim 2020 Cuma 08:45
Celal Tezel
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM grubunda yapmış olduğu konuşmasının önemli bir bölümünü eğitim sorunlarına ayırdı. Böylece seyreltilmiş sınıflarda haftanın belli günlerinde yapılmaya başlanan örgün eğitimden ve EBA programıyla yapılmaya çalışılan uzaktan eğitimden kaynaklanan eğitim sorunlarını kamuoyu gündemine taşımış oldu.
 
Ülkemizin karşı kaşıya bulunduğu başta salgın hastalık olmak üzere; ekonomik sorunlardan, dış politika sorunlarından ve bunlara benzer öteki can yakıcı sorunlardan oluşan yoğun ve sarsıcı gündem maddeleri arasında, sanki her şey olağanmış gibi, üzerinde pek fazla konuşulmayan eğitim sorunlarını tartışmaya açtı.
 
Mevcut koşullarda, eğitim sorunlarının sadece ülke gündemine getirilmesi bile, başlı başına önemli bir adımdı. Çünkü yıllardır uygulanan yanlış politikalar nedeniyle adeta bir sorunlar yumağı haline gelmiş olan ve 7’den 77’ye kadar herkesi doğrudan ya da dolaylı olarak bir şekilde ilgilendiren eğitim gibi yaşamsal bir kamu hizmetinin adeta iflas etme noktasına gelmiş olması, geniş halk kesimleri üzerinde büyük bir umutsuzluk ve karamsarlık yaratmaktaydı.
 
Kılıçdaroğlu’nun konuşması, eğitim sorunlarını ve gerçekçi çözüm yollarını çok iyi bilen, bu işin bir sahibinin ve kararlı bir takipçisinin olduğunu herkese gösterdi. Bu konuşma, eğitimle ilgili kesimler üzerinde çok olumlu bir hava yarattı. Yüreklere su serpti. Büyük bir iyimserlik oluşturdu. Gittikçe kötüye giden ve her yanından lime lime dökülen eğitim sisteminin, yakın bir gelecekte düzeleceğine ilişkin umutları tazeledi. Doğaldır ki bir parti grubu konuşmasında, çok ince ayrıntılara, alternatif eğitim sistemi açıklamalarına pek fazla girilmesi imkânı yoktu. Ancak bizler, Sayın Kılıçdaroğlu’nun eğitim sorunlarıyla ilgili çok kapsamlı bilimsel ve akademik düzeyli çalışmalar yaptırdığını, bu alandaki en yetkin bilim insanlarına raporlar yazdırdığını çağdaş, demokratik, bilimsel ve laik esaslara göre, alternatif eğitim sistemi projeleri hazırlattığını biliyoruz.
 
Dileyen bunları CHP’nin Web sitesinde bulabilir ve inceleyebilir. Yaptığı bu grup konuşmasında Kılıçdaroğlu, esas olarak eğitimin genel ve güncel sorunlarına değindi. Bunların çözümlerine yönelik pratik ama bir o kadar da gerekli olan önerilerini sundu. Kılıçdaroğlu konuşmasında özetle; okulların fiziksel noksanlıkları ve eğitimin kalitesizliği nedeniyle 30 milyon velinin çocuğunun eğitiminden ve sağlığından kaygı duyduğunu, eğitimle ilgili konularda kararlar alınırken eğitimcilerin ve ana-babaların düşüncelerinin sorulmadığını, Milli Eğitim Şuralarının tavsiyelerine uyulmadığını, AKP’nin eğitimi bir rant alanı olarak gördüğünü,  teknik imkansızlıklar nedeniyle 7 milyon 695 bin öğrencinin EBA’ya erişemediğini ve 3 milyon 37 bin öğrencinin evinde internet bağlantısı bulunmadığını söyledi.
 
Konuşmasına devamla Kılıçdaroğlu, okulların örgün öğretime kapatıldığı 16 Mart’tan bu yana Milli Eğitim Bakanlığı’nın tek derslik yapmadığını, ihtiyaç sahibi olan ailelere ve öğretmenlere devletin bilgisayar vermek zorunda olduğunu, internetin ücretsiz olması gerektiğini, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2010 yılında başlattığı FATİH projesinin rafa kaldırıldığını belirtti. Siyasal iktidara FATİH projesinin akıbetinin kamuoyuna neden açıklanmadığı, Sayıştay raporunda 138 bin öğretmene ihtiyaç duyulduğu tespit edilmişken, bu öğretmenlerin neden atanmadığı, açılan okulların temizlik elemanı, maske ve hijyen malzemeleri gibi ihtiyaçlarının neden karşılanmadığı? Sorularını yöneltti. Kılıçdaroğlu’nun, pandemi nedeniyle 57 bin 340 dersliğe ihtiyaç bulunduğunu açıklaması şaşırtıcı ve düşündürücüydü. Bu ifade ayrıca konuyu en ince ayrıntısına kadar ve ne büyük bir ciddiyetle incelemiş olduğunun somut ve açık bir kanıtıydı.
 
Gerekli işbirliğinin sağlanması halinde CHP’li belediyelerin bu derslikleri kısa sürede tamamlayarak Milli Eğitim Bakanlığı’na devredeceğini ilan etti. Bunlara ek olarak okulların tüm maske, hijyen malzemesi ve temizlik maddesi gibi ihtiyaçlarının CHP’li belediyeler tarafından karşılanacağını açıkladı. Böylelikle milyonlarca veli ve öğrencinin bütçelerine küçük de olsa bir katkı sağlamış oldu. CHP’li belediyelere eğitimle ilgili sorumluluklar yükledi ve yön gösterdi. En önemlisi de atanamayan öğretmen ve görevdeki öğretmenler arasındaki statü farklılıklarını dile getirmiş olmasıydı. Gerçekten de, okullarımızda görev yapan öğretmenlerin bir kısmı 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa göre, bir kısmı sözleşmeli olarak, diğer bir kısmı ise ücretli öğretmen olarak görev yapmaktadırlar. Bunların aynı işi yapmalarına rağmen farklı özlük haklarına sahip olmaları ve farklı ücretler almaları anlaşılması güç bir çelişki ve büyük bir adaletsizliktir. Hatta hala bu çağda okullarımızdaki öğretmen açığının sefalet ücretiyle çalıştırılan ücretli öğretmenlerle kapatılmaya çalışılması büyük bir acımasızlıktır.
 
Kılıçdaroğlu, bu çelişkili durumu ortadan kaldıracağını ve tüm öğretmenleri 657 Sayılı yasanın çatısı altında toplayacağını açıkladı. Böylece yıllardır kanayan bir yara olarak orta yerde bırakılmış olan önemli bir sorunun da kolaylıkla çözülebileceğini göstermiş oldu. Yıllardır birike birike tam bir toplumsal facia haline dönüşmüş olan atanamayan öğretmen sorunlarını dile getirdi. Yıllardır atama bekleye bekleye bunalıma giren bazı çok iyi yetişmiş öğretmenler, bazen girdikleri bu bunalımdan çıkamayarak birer, ikişer intihar etmektedirler.
 
Ülkemizde bu atanamayan öğretmen sorununun bir şekilde mutlaka çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Kılıçdaroğlu, iktidara geldiğinde bu sorunu çözeceğinin işaretlerini verdi. Esasen eğitimin birbirinden ayrılmayan üç temel öğesi öğretmen, öğrenci ve müfredattır. Eğitimin kalitesini arttırabilmek, ülkemizin gerçekten ihtiyaç duyduğu çağdaş bir eğitim sistemi kurabilmek için önce öğretmen kalitesinin arttırılması gerekmektedir. Bunun için de öncelikle öğretmen yetiştiren kurumların iyileştirilmesi gerekir. Yoksa bunlar yapılmadan, binalar yaparak, içini en gelişmiş teknolojilerle donatarak eğitim kalitesini arttıramazsınız. Sadece iyi binalara sahip olursunuz. Kaliteli öğretmen yetiştirmek için Türkiye’nin model aramasına gerek yoktur. Bunun için Cumhuriyet döneminin öğretmen yetiştirme düzeninin esas alınıp, günümüzün şartlarına ve ihtiyaçlarına uyarlanması yeterlidir. Ayrıca öğretmenlerin özlük haklarında, çalışma koşullarında ve maaşlarında mutlaka iyileştirmeler yapılmalıdır.
 
Öğretmenleri özgüvenden yoksun ve mutsuz olan bir ülkenin okullarında özgüven sahibi ve mutlu öğrenciler yetiştiremezsiniz. Bunun için eğitim yönetimindeki liyakat sistemi mutlaka tesis edilmelidir. Eğitim sistemimizin kanayan yaralarından bir tanesi de eğitimin hızla özelleştirilmesidir. Özel okulların yaygınlaşması, eğitimde fırsat eşitliğini ortadan kaldırmıştır. Bütün insanlığın ortak malı olan bilimsel bilgiyi ve kültürü serbest piyasada alınıp satılan bir mal haline getirmiştir. Özel okullarda çalıştırılan öğretmenler çok kötü koşullarda sefalet ücretiyle çalıştırılmaktadırlar. Özel okullar, bir takım sermaye sahiplerinin yüksek gelir elde etmek için yatırım yaptıkları işletmeler gibi görülmeye başlanmıştır. Bu durum eğitim hizmetinden yararlanan öğrenciler arasında bölgelere, cinsiyete ve sınıfsal konumlara dayalı farklılıkların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Eğitimin özelleştirilmesi sorunu ayrıca ele alınmalı ve bu soruna da ülke gerçeklerine ve sosyal devlete uygun çözümler getirilmelidir. Sonuç itibariyle bahsettiğimiz bu sorunların asıl nedeni eğitim sistemimizin kendisidir. Bu sistem bir daha onarılamayacak derecede bozulmuştur. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun önerdiği çözümler eğitimin güncel sorunlarının kolaylıkla çözülebilmesi için yeterlidir. Ancak asıl olan eğitimde tıpkı Mustafa Kemal Atatürk’ün 1930’lu yıllarda yaptığı gibi köklü bir eğitim devrimi yapılmasıdır. Okul türleri, dersler ve ders içerikleri çağdaş, demokratik, bilimsel ve laik eğitim ilkelerine göre yeniden yapılandırılmalıdır. Bunun için de, Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel döneminde uygulanmış olan Humanizm Eğitimi Modeli, günümüz şartlarına ve ihtiyaçlarına uyarlanmalı ve uygulamaya konulmalıdır.
Bu yazı toplam 1074 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1