Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Gezi Direnişinin Tarihsel Rolü-2

2 Temmuz 2015 Perşembe 19:32
Diğer Yazar


   Bu devletin, AKP hükümetinden başka bir seçeneği ve B planı olmadığı için, onca yatırımın ve planın boşa çıkacağı hesabıyla şiddete başvuruldu. AKP’nin yerine mecliste grubu bulunan ve bulunmayan hiç bir parti bu hükümetin yerini almak istemiyordu. O halde niçin “Her yer Taksim, her yer direniş”ti? Hedeflenen belirsizdi, bu hükümeti ıslah etmek için mi sokağa çıkılmıştı? Kitlelerin tepkisini çarçur etmekte ustalaşan sarı sendikalar ve legal sol partiler yine devlete unutulmaz hizmetler gerçekleştirdiler. Alanlarda birbirini “Ulusalcı, bölücü, devrimci vs” diye dışlayanlar, meclis çatısı altında utanmadan bir araya gelip imtiyaz ve iltimasa doyamayanlar, halkın sokakta bir araya gelmesine tahammül edemiyorlardı. Bu halkın yararına hiç bir amaç taşımayan, şan ve şöhret budalası çıtkırıldım oyuncular, romantik rollerin aktörleri, bu aksiyon filminde dublörsüz oynayamayınca döküldüler. Gençlerin sokaklara dökülen kanı filmlerde kullanılan boyalardan değildi.



   Hükümetin yaptığından daha kötüsü, gençliği “ötekileştiren”, çocuğunu istismar eden ebeveynler misali, bu denli sevgisiz ve korkak duruşlarıyla alanları ve tarihi fırsatı -kendi kıçlarının rahatı için- dinci faşizme terk edenlerin oportunizmi, yine halk düşmanlarının gücüne hizmet etti. 68 olaylarında Doğu Avrupa benzeri bir devrim hayal eden ve kendileri için makam ve mevki fantezileri kuran beyzadelerin, gençlerin heba edilmesi pahasına sustuklarını biliyoruz(Bknz: Paradigmanın İflası, Fikret Başkaya). Olan her zaman gençlere oldu, elitlerimiz ise 68’den bu yana tarzını koruyan Orhan Gencebay jantiliğinde siyasete devam etmekteler.



   Mevcut düzenin çarpıklıklarından ve halkın ezilmişliğinden kendilerine rant çıkaran yazarlar ve siyaset adamlarının müsamere solculuğu halk isyanını isteyemez. Bu gibi anlarda burjuvazinin pansuman elemanı olurlar. “Arkadaşlar biz sadece münazara yapıyorduk, siz fazla abarttınız, ülke koşulları bir devrim için henüz hazır değil, elbet demokratik hakkımızı kullanacak, protestomuzu gerçekleştireceğiz” sözleriyle kitleleri teskin ederler. “Ülkemiz için endişeleniyoruz” açıklaması yapan sanat ve edebiyat çevresi, sahiden bu halk için endişeli olsalardı, üzerlerine düşeni yapmakta neden gamsızdılar?



   Devletin kontrolündeki sendikalar, emekçi sınıfını alanlara çıkarmayıp genel grev ilan etmeyerek hükümetin ayakta kalmasının garantisi oldular. Gençliği sokakta yalnız bırakan sendikaların ve legal sol partilerin yöneticileri “devlet memuru” olduklarını yeniden ispatladılar. O halde neden “Her yer Gezi, her yer direniş”ti? Bu direnişe ihanet edenler, grev kırıcısı benzeri davrananlar, ülkenin Suriye savaşından teğet geçtiğini göremeyen zavallı emir kullarıdır.



Gezi’nin Yan Etkileri



   Bugün kimi sol partiler kendi içinde polemiklere ve ayrışmalara doğru gidiyorsa bunun arka planı Gezi direnişinde tutumlarının tutarsızlığıdır. Yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara’yı kazanmış görünen CHP, nasıl bir pazarlık sonucu sessiz sedasız geri adım atarak kaderine razı olan gelinler gibi sustu? Çünkü İstanbul ve Ankara’nın kaybedilmesi AKP hükümetinin düşmesi demekti, bunun sonucu da Suriye’de savaşın bitmesi demekti. Gezi’de her türlü çirkinliği yapan, derin güçlerin ayar çektiği bu parti, devletin hangi âli menfaati için postu yine AKP’ye bıraktı? Sarıgül’ün hırsını hangi pazarlıklar söndürmüş olabilir?



   Gezi’nin yıldönümünde alanlara çıkacak yüzü olmayan ulusalcıların, meslek odalarının, legal sol partilerin, KESK ve DİSK’in pankartları yoktu. Karşı devrimci güçler olduklarını tarih karşısında yine ispatladılar. Gençleri polisin zulmüne teslim edenler, Perinçek’le aynı kandan gelmekteler, dolayısıyla onlar da Erdoğan’ın yedek subaylarıdır. Polisin merhametli davrandığı “anti-kapitalist Müslümanlar” da sokaklarda görünmeyip kendilerini unutturdular. Hakikatleri ifade etmek yetmiyor, doğru zamanda doğru yerde olabilmek bütün mesele.



   Bu direnişe ağaçlar vesile olsa da, çoğunluk Taksim’den Ortadoğu’yu ve Akdeniz’i göremese de, Gezi direnişiyle tarih yazan gençler, tarihe yazıldınız. İnsanlık sizinle gurur duyuyor.


Bu yazı toplam 661 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
  • Yanılsama Evrenimiz2 Temmuz 2015 Perşembe 19:32
  • Kötülük Bir Virüs Yazılımıdır 22 Temmuz 2015 Perşembe 19:32
  • Kötülük Bir Virüs Yazılımıdır 12 Temmuz 2015 Perşembe 19:32
  • Kömür ve Petrol Neden Önemli?2 Temmuz 2015 Perşembe 19:32
  • Öksüz Filler ve Bizim Çocuklar2 Temmuz 2015 Perşembe 19:32
  • Alevi-Fobi Üzerine2 Temmuz 2015 Perşembe 19:32
  • Gezi Direnişinin Tarihsel Rolü-22 Temmuz 2015 Perşembe 19:32
  • Gezi Direnişinin Tarihsel Rolü-12 Temmuz 2015 Perşembe 19:32
  • Etiksiz Efendinin Tetikçi Düzeni2 Temmuz 2015 Perşembe 19:32
  • Tavuk Köpeği Yendi-22 Temmuz 2015 Perşembe 19:31
  • Yıl 1862 ben Türkiye’de yaşarken(!)2 Temmuz 2015 Perşembe 19:31
  • Seçimin Gücü2 Temmuz 2015 Perşembe 19:31
  • Doğru Bildiğimiz, Doğrular 22 Temmuz 2015 Perşembe 19:31
  • Doğru Bildiğimiz, Doğrular!2 Temmuz 2015 Perşembe 19:31
  • Gerçek Ve Hakikat2 Temmuz 2015 Perşembe 19:31
  • İç Kaygılarımız Ve Ego-32 Temmuz 2015 Perşembe 19:31
  • İç Kaygılarımız Ve Ego-22 Temmuz 2015 Perşembe 19:31
  • İç Kaygılarımız ve Ego2 Temmuz 2015 Perşembe 19:31
  • Sosyal Tüketiciler…2 Temmuz 2015 Perşembe 19:31
  • Bazı Hakemler2 Temmuz 2015 Perşembe 19:31
  • Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
    Oluşturma süresi(ms): -1