Masal bu ya, Ecevit ölmüş, öbür dünyaya gidince kendisine ceza olarak çok çok çirkin bir kadın vermişler ve bu âlem de hayatını bununla geçireceksin demişler.Kaderine boyun eğmiş…
Fakat gezerken ne görsün, karşıda Demirel yanında da Kâinat Güzeli Keriman Halis’le beraber değil mi?
Çok sinirlenmiş ve Şeytana çıkıp, bunun bir haksızlık olduğunu söylemiş.
Şeytan: Eh! Ne yapalım senin cezan böyle,Demirel’e gelince o da Keriman Halis’in cezası…
(Her iki devlet adamı ve Dünya Güzelimizin ruhu şad olsun. Saygılarımla rahmet diliyorum. Nurlar içinde yatsınlar...)
***
ÖNÜMÜZE EŞEK KOYDU!
Onlarca devesi olan, adil ve düzgün bir adam olan kervan sahibi ölüm döşeğinde adamlarına seslenir:
-Gidin, kışta kıyamette, çöl sıcağında bana para kazandıran develerimden helallik isteyin.
Adamlar gider, develere durumu anlatır ve helallik isterler.
Develer:
-Valla yedik içtik bir sınıktı duymadık, adaletinden de şikâyetimiz yok ama tek bir şey için hakkımızı helal etmiyoruz.
Adamlar şaşkınlıkla sorarlar:
-Nedir?
- Her şey iyiydi, güzeldi, adaletliydi lakin önümüze bir eşek koyup yularımızı da bu eşeğe bağladı ya…
İşte bundan dolayı helal etmiyoruz!
***
SARAYIN ÇEŞNİCİBAŞI…
Sarayının emektar çeşnici başı ölür. Yemeden içmeden anlayan yedirilen yemeğin, içirilen içeceğin anında menşeini, gelmişini geçmişini bilen birisi için ilan verilir.
Derken hırpani kılıklı, saçı sakalı birbirine karışmış birisi gelir. Adamın kılık kıyafetini beğenmeyen saray başdanışmanı başından savmak için sekretere:
-Şuradan bir bardak kırmız şarap verir misin? diyerek adamı testten geçirmeye başlar.
Kırmızı şarabı içen adam, şarabın kaç yıllık olduğunu üzümünün nereden toplanıp damıtıldığına kadar tüm şeceresini sayar.
Başdanışman şaşkınlık içindedir.
Sekretere tekrar bir bardak da beyaz şarap getirmesini söyler.
Beyaz şarap gelir adam yine bir yudum alır ve başlar konuşmaya; falanca yörenin üzümünden yapılmış, meşe ağacı fıçılarında 5 yıl saklanmış diye saymaya başlayınca iyice şaşıran başdanışman.
Tekrar sekretere fısıltıyla bir şeyler söyler. Sekreter tuvalette bir bardak suya biraz idrar koyup getirir.
Bardaktan bir yudum alan adam:
-Sarışın, 26 yaşında, 3 aylık hamile, eğer beni işe almazsan babasını da söylerim!!!
O gün bu gündür o adamın sarayın en itibarlı çeşnici başı olduğu söylenmektedir!
Maalesef saraylar da entrika bitmez!
***
VERGİYİ KİM VERECEK?
Ülkenin şimşek gibi hızlı maliye bakanı adaletli kanunlar çıkartarak yeni yeni vergiler koymuş.
Bunu duyan Tilki ormanda nefes nefese koşuyormuş, karşısına çıkan Kaplumbağa:
-Tilki kardeş ne bu telaş?
Tilki:
-Ormana maliyeciler gelmiş. Şimdi bi bakacaklar bende kürk, hanımda kürk, çocuklarda kürk…
Bunu duyan Kaplumbağa da telaşla yürümeye başlamış, bunu gören Leylek:
-Hayırdır Kaplumbağa kardeş bu ne acelen?
Kaplumbağa:
-Maliyeciler ormanda! Bende ev, eşimde ev, çocuklarda ev neme lazım şimdi bi sürü vergi çıkartırlar.
Bunu duyan Leylekte söylenerek havalanmış: -Bende yazlık, eşimde yazlık, çocuklarda yazlık...
Leyleği gören maymun:
-Hayırdır leylek kardeş bu ne telaş?
Leylek:
-Maliyeciler ormanda, başım belaya girmesin diye kaçıyorum.
Maymunda telaşlanır daldan dala zıplarken zınk diye durur:
-Ulan ben niye kaçıyorum ki?
-Benim kıçım açık, eşimin kıçı açık, çocukların kıçı açık…
Maalesef ülkemiz de kıçı açıklar vergi veriyor!
***
AKLINIZDA BULUNSUN: Üç şeye itibar etmeyiniz:
1-Kırgınlıkla söylenen sözlere
2-Para sesini duyunca fırıldak gibi dönen gözlere
3-Makam sahibi olduktan sonra; kendini dünyanın hâkimi sanan Öküzlere!




























