Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Yüz yüze eğitime dönüş ve eğitimde reform arayışları

23 Ekim 2020 Cuma 14:52
Celal Tezel
Sonunda sağduyu galip gelmiş, eğitim bilimcilerin uzun zamandan beri başlamasını istedikleri örgün eğitime kademeli geçiş için adımlar atılmaya başlanmıştır. Önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ardından Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, 2 Kasım tarihinde Ortaokul 5'inci sınıflar ile Lise 9'uncu sınıfların yüz yüze eğitime başlayacaklarını açıklamışlardır.
 
Böylelikle, Ortaokul 6 ve 7'inci sınıflar ile Lise 10 ve 11'inci sınıflar dışında kalan öğrencilerin tamamı örgün eğitime geçerek yüz yüze eğitime başlamış olacaklardır. Belirtilen açıklamalarda ayrıca, hâlihazırda öğrenimlerine uzaktan eğitim yöntemleriyle devam eden, Ortaokul 6 ve 7'inci sınıflar ile Lise 10 ve 11'inci sınıfların ve Üniversitelerin de yüz yüze eğitime geçebilmeleri için gerekli hazırlıkların yapıldığı ve yakın bir gelecekte bunların da örgün eğitime geçiş yapacakları duyurulmuştur.
 
Gecikmeli de olsa, alınmış olan bu kararlarla eğitim-öğretimde asıl olması gereken örgün eğitime dönüş yolunda önemli bir dönemeç daha dönülmüştür. Okulların açılması kararının, sosyal izolasyona ve hijyen koşullarına uygun fiziki düzenlemeler yapılmadan ve gerekli koşullar sağlanmadan alınması; eğitim dünyasında, öğretmenler, veliler ve öğrenciler arasında çeşitli tereddütlerin doğmasına neden olmuştur. Söz konusu bu kararlarlar ayrıca, okulların; nitelikli bir eğitim sağlanması amacından daha çok, çalışmaları okulların açılmasına bağlı olan okul kantinleri, okul yemekhaneleri, öğrenci servisleri, özel öğrenci yurtları, öğrenci cafeleri, kırtasiyeciler, dolmuşçu esnafı gibi iflas noktasına gelmiş işletmelerin faaliyete geçirilmesi kaygısıyla açıldığı yönündeki tartışmaları da beraberinde getirmiştir.
 
Türkiye, UNICEF tarafından yayınlanan raporda, eğitim kalitesi kategorisinde en kalitesiz eğitim veren ülke olarak sonuncu sırada yer almıştır. OECD ülkeleri sıralamalarında ve PISA raporlarında da hep böyle sonuncu sıralara düşmüştür. Bu ve buna benzer nedenlerle Türk Eğitim Sistemi, çok çeşitli yönleriyle yeniden tartışılmaya başlanmıştır. Dünyada yaşanan bu pandemi sürecinde, eğitim sistemini tamamen uzaktan eğitme bağlayan ve yine bizim ülkemizdeki gibi okullarını ve sınıflarını aşama aşama örgün öğretime geçiren ikinci bir ülke yoktur. Tabii bu durum, başta ekonomik kaynak yetersizliği olmak üzere, okul ve sınıf sayılarının yetersizliği, okullarımızın fiziki ve teknik alt yapılarının yetersizliği, öğretmenler için yeterli kadro verilemeyişi gibi pek çok yetersizlikten kaynaklanmaktadır.
 
Bunun en büyük nedenlerinden birisi de 18 yıllık AKP iktidarı döneminde uygulanan yanlış eğitim politikalarıdır. Bu dönemde eğitime uzun vadeli planlı bir faaliyet olarak bakılmamıştır. Eğitim politikalarını belirleme işi, gelen giden Milli Eğitim Bakanlarının kişisel tercihlerine bırakılmıştır. AKP iktidarı döneminde önce Erkan Mumcu, ardından sırasıyla, Hüseyin Çelik, Nimet Çubukçu, Ömer Dinçer, Nabi Avcı ve İsmet Yılmaz gibi isimler Milli Eğitim Bakanı yapılmışlardır.
 
Son olarak da Ziya Selçuk Milli Eğitim Bakanlığı görevine getirilmiştir. Göreve gelen her Bakan, işe önce kendinden önce uygulanan eğitim sistemini ortadan kaldırmakla başlamıştır. Daha sonra kendi sistemini kurma işine girişmiştir. Bu şekilde sıklıkla yapılan birbirinden kopuk ve uyumsuz değişiklikler eğitim sistemini içinden çıkılamaz bir sorunlar yumağı haline getirmiştir. O kadar ki, artık eğitim sistemi üzerinde yapılacak bazı düzeltmelerle işin içinden çıkılamayacağı hususu ilgili herkes tarafından iyice anlaşılmıştır. Eğitimde köklü bir reforma duyulan ihtiyaç, en üst düzeydeki en yetkili kişi olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından seslendirilmeye başlanmıştır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, oğlu Bilal Erdoğan’ın kurucusu olduğu TÜRGEV’e ait İbn Haldun Üniversitesi Külliyesi açılış töreninde yaptığı konuşmada dile getirmiş olduğu “Samimi bir muhasebeyle geçtiğimiz 18 yılda her alanda, tarihi eserlere ve hizmetlere imza attığımızı ama eğitim ve öğretimde, kültürde arzu ettiğimiz ilerlemeyi sağlayamadığımızı düşünüyorum.” Sözleriyle, eğitimde gelinen son noktaya ilişkin görüş ve kanaatlerini ortaya koymuştur. Bu ifadeler, AKP iktidarı döneminde eğitim alanında ortaya çıkan başarısızlığın itirafı niteliğindedir.
 
Erdoğan, aynı konuşmasında “…Ne insanlığın milletimizin ve inancımızın binlerce yıllık birikimine sırtımızı döneceğiz, ne de modern dünya imkânlarını reddedeceğiz. Biz her alanda olduğu gibi fikri alanda da üretici olma peşindeyiz, Türkiye kuru kuruya batıcılık saplantısı yanında, pek çok sapkın ideoloji ve akımın zehrine de maruz kalmış bir ülkedir… Evlatlarımızın zihinleri batının popüler kültür ve sapkın hezeyanlarla doldurulmuştur… Önümüzdeki dönemde önceliğimiz aileden başlayarak çocuklarımızı hakkıyla yetiştirmektir. Bu değişim sıradan müfredat tadilatından ziyade topyekûn eğitim-öğretim reformu gerektirir…”  açıklamasını yapmıştır.
 
Açıklamada yer alan görüş ve düşünceler, kamuoyunda yeni bir gündem maddesi oluşmasına ve eğitim konusunun hararetle tartışmasına neden olacaktır. Tabii olarak bu konuşmasında Erdoğan, kendi dünya görüşüne, siyasal inanç ve beklentilerine uygun bir eğitim reformundan söz etmektedir. Böyle bir reformun, ülkeyi çağdaş uygarlık düzeyine taşıyıp taşıyamayacağı, topluma yarar sağlayıp sağlayamayacağı ve halkın beklentilerine cevap verip vermeyeceği sorularının bilimsel akılla, ülke gerçeklerine ve ihtiyaçlarına uygun bir şekilde cevaplandırılması gerekmektedir.
 
Türkiye’nin, ders içerikleri alabildiğine dinselleştirilmiş, ortaçağ kalıntısı, çağ dışı bir eğitim modeliyle ulaşabileceği hiçbir hedefi yoktur. Böyle bir eğitim sistemi hiç kimseye en küçük bir yarar dahi sağlayamaz. Halkımızın beklentisi, tıp, genombilim, yapay zekâ, robotik, yazılım gibi alanlarda dünya gençleriyle rekabet edebilecek, çağımızın en ileri bilimsel bilgileriyle donanmış üstün niteliklere sahip öğrenciler ve gençler yetiştirmektir. Evet, toplumuzda eğitim alanında köklü bir eğitim reformu yapılması konusunda çok geniş bir oydaşma meydana gelmiştir.  Bir eğitim reformu yapılması konusunda herhangi bir tartışma yoktur.
 
Ancak reformun yönü konusunda çok büyük tartışmaların yapılacağı ve kutuplaşmaların meydana geleceği anlaşılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından belirlenmiş olan hedefi çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak hatta onun da üzerine çıkmaktır. Bu hedeflere ulaşabilmesi için Türkiye’nin özgürlükçü, fırsat eşitliğine ve eleştirel akla dayalı, çağdaş, demokratik, bilimsel ve laik bir eğitim sistemine ihtiyacı vardır. Bunun için köklü bir eğitim reformu yapılarak eğitim sisteminin A’dan Z’ye sıfırdan en üst düzeye kadar ayrıntılı bir şekilde yeniden yapılandırılması gerekmektedir.

 
Bu yazı toplam 964 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1