Günümüz dünyasında teknolojik ürün üretiminde fazla bir yeterliliği olmayan ülkemizin belki de insanlık adına en önemli değeri çok çeşitli tarım ürünlerini yetiştirmesi gelmektedir.Toprak yapısı, iklim koşulları, insan potansiyeli, bulunduğu jeopolitik konumu; asırlar boyu Anadolu topraklarının değerli görülmesini sağlamıştır. Tarımsal ürün çeşitliliğinin bol olmasına rağmen kendi tohumunu üretemeyen, gübre ve ilaç temini konusunda dünya standartlarının gerisinde kalan, hatalı politikalardan dolayı (tarımsal üretimde katma değer anlamında) rakip gördüğümüz ülkelerin çok çok gerisinde durur haldeyiz.
Ekonomik göstergelerin iyi gitmediği, paranın alım gücünün her geçen gün düştüğü bu topraklarda, oluşan belirsizlik ortamının en mağdurları tarım sektörüyle uğraşanlar geliyor. Çiftçiler topraktan çekiliyor!.. Tabi bir de bu işte sıkıntı yaşayan bir diğer kesim ise tarım işçileri.
Başta mazot, tohum, gübre vs. olmak üzere girdi maliyetlerinin her geçen gün artmasından ve binbir emekle hasat ettiği ürününü arzu ettiği fiyattan satamayan çiftçilerin hızla topraktan uzaklaşmasından dolayı, sektörde en büyük mağduriyeti çekenlerin başında tarım işçileri geliyor.
Türkiye genelinde milyonları bulan, önemli bir üretim bölgesi olan Çukurova genelinde de yüzbinlerle ifade edilen tarım işçileri, yazın kavurucu sıcakta, kışın ise yağmurla, çamurla uğraşmak zorunda kalıyorlar. Ayrıca tarım işçileri açısından her yıl sorun haline gelen “yevmiye” fiyatları konusu bulunuyor.
Bir ayda ortalama 20 gün işe gidebilen tarım işçileri, yaşam şartlarının her geçen gün ağırlaşmasından dolayı, ellerine geçen para ile geçinemediklerinden yakınıyorlar. Geçtiğimiz günlerde Adana’da gerçekleşen toplantı ile Çukurova bölgesinde tarım işçilerinin günlük yevmiyesi 1.385 TL olarak belirlendi.
Çiftçiler veya tüccarlar bu fiyatı yüksek bulurken, tarım işçileri ise ülke şartlarının ağırlığından dolayı ellerine geçen paranın kiraya, gıdaya veya diğer harcamalarına yetmediğinden belirtiyorlar.
İşin diğer tepki çeken tarafı ise Antalya’da, Bursa’da, Konya’da veya Türkiye’nin farklı noktalarına ki üretim bölgelerinde yevmiye belirlenmesi konusunda farklı fiyatların oluşması geliyor. Bölgelerde fiyatların hayata geçirilmesinde tarım işçi dernekleri, borsalar, ziraat odaları, elçi dernekleri, ihracatçı birlikleri masa etrafında duruyor.
Ülke ekonomisinin bu hale gelmesinde birinci sorumlu olan iktidar kanadından ise direk olarak bir temsilci masada yer almıyor! Tarım Bakanlığı veya Maliye Bakanlığından her hangi bir yetkili “yevmiye” ücretinin oluşmasında gözükmüyor!
Bugün ülkede tarımda yaşanan problemlerin birinci sorumlusu olan siyasiler, iş elini taşın altına koymaya veya taraflar arasında koordinasyon sağlanmasına gelindiğinde bi haber davranıyorlar! O nedenle her dönem yevmiye ücretinin oluşmasında ciddi sorunlar meydana geliyor.
İktidar kanadında her zaman iyi bir şey olduğunda herkes ön plana çıkarak “başarı bana ait” imajını vermeye çalışırken, çetrefilli gördükleri her işten kaçınmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Aynen bu işte olduğu gibi.
Tarım sektörü; ekonomik kriz başta olmak üzere, selden, fırtınadan, dondan doludan, kısacası dört bir taraftan can çekişir duruma gelmiş vaziyette. “Peki çözüm nedir?” diye sorsak…
Belki “sandık” olabilir! Cevabını alabiliriz…




























