21 Mayıs’ta gelen butlan kararı ile Cumhuriyet Halk Partisi’nde ve tabanında yaşanan gelişmelerin arkası kesilmiyor. Partinin başına yeniden Kemal Kılıçdaroğlu’nun gelmesi, 21 Temmuz’da Özgür Özel’in CHP’den ayrılarak “Yeni Partiyi” kurduklarını açıklaması, baş döndüren ülke gündeminde sıcaklığını koruyan maddeler arasında yer alıyor.İktidar kanadının, tüm muhalefeti olduğu gibi, ana muhalefette ki CHP’yi de dizayn etme (!) çalışmaları kapsamında; 21 Mayıs’tan günümüze gelene kadar Yeni Parti’nin kurulmasına ve 91 milletvekilinin yanı sıra bir grup belediye başkanının da partiden ayrılmasına şahitlik ettik.
24 yıllık iktidar düzeni içerisinde ekonomik ve sosyal olarak halka daha fazla bir şey sunamayacağını gören, hukuk sisteminden eğitime kadar vatandaşa umut verecek eylem ve hizmetlerden uzak kalan iktidarın dokunuşlarıyla, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu unsuru olan ve Atatürk’ün “en önemli mirasım” dediği CHP’de ve parti tabanında, modern çağın değimiyle “sosyal medya paylaşımları ve yorumlarıyla” resmen kıyamet kopuyor!
9 Eylül’de 103. yaşına girecek olan, son yerel seçimlerde birinci parti konumuna gelen ve eğrisiyle-eksiğiyle de olsa 24 yıldır bu ülkede ana muhalefet partisi pozisyonunda olan bir yapının asıl unsuru olan “tabanında” ortaya çıkan veya bilerek çıkartılan ayrışma, şu an için Türkiye genelinde ciddi bir çoğunluğu oluşturan kararsız seçmen kitlesinin oy verme tercihinde olumsuz etki yaratmaktadır.
Şimdi gelelim Toroslar’da yaşananlara…
*
Mersin Toroslar Belediyesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen “Kardeş Göçerler Yörük Şenliği’ne, Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız’ın daveti üzerine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’da katıldı. Genel Başkanın il’de yapılan bir etkinliğe katılması üzerini de doğal olarak Türkiye Belediyeler Birliği ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’de katılım gösterdi. Programa Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, Aydıncık Belediye Başkanı Özkan Kılıçarpa ve Silifke Belediye Başkanvekili Oğuzhan Kökten’de iştirak etti.
Başkan Seçer, burada yaptığı konuşmada, “Yörük, Kürt, Arap, Çerkez, Boşnak, Alevi, Sünni demeden Mersin halkına eşit hizmet götürüyoruz. Bizi insanların sevgisine ve güvenine mazhar eden de bu olmadı mı? Adaletli hizmetlerimiz olmadı mı? ‘Türkiye’de adaletsizlikten bahsederken yönettiğimiz şehirde vatandaşlarımıza adaletsizlik yapmak, Mustafa Kemal’e ve CHP’ye yaraşır mı?’ dedik. Herkese eşit davrandık ve kucakladık” vurgusunda bulundu.
Başkan Vahap Seçer, “Biz hep şunu söyledik… Mustafa Kemal’in yolundayız, CHP’li olmaktan da övünç duyuyoruz. Bunu gönülden, samimiyetle söylüyorum. Bizler Atatürk’ün kurduğu bu köklü çatı altında CHP’nin değerleriyle büyüdük. Bu köklü çatıya ve bu değerlere yürekten bağlıyız. Partimizin, bize çok emeği var. Bizimde partimizle yıllarımız var, köklü bir geçmişimiz var” diyerek, iki defa Milletvekili olarak seçildiği, parti meclisi üyeliği yaptığı ve iki defa da Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçildiği CHP’ye bağlılığını ifade etti.
Belediye Başkanlığı döneminde Tarsus’tan Anamur’a kadar ciddi performans göstererek son yerel seçimde çok sayıda ilçe Belediyesinin de kazanılmasına da yol açan Seçer’in cümlelerini dikkatlice bakıldığında, “Atatürk’ün kurduğu bu köklü çatı”, “partimizin bize çok emeği var”, “partimizi korumak, partimizi kollamak bizim en öncelikli görevimizdir” olduğu görülüyor! Bunların hiçbiri bir kişiye değil, kuruma, tarihe ve mirasa işaret ediyor. Bir CHP’linin, partisinin köklü tarihine, kurucu iradesine ve kendisini yetiştiren değerlerine bağlılığını ifade etmesi elbette doğaldır.
*
Başkan Seçer’in bu söylemlerinin ardından, yukarıda da bahsettiğim gibi, özellikle sosyal medya üzerinden ciddi eleştiriler yapıldı. Eleştiri yapılabilir, ama hakarete varan paylaşımları kabul etmek mümkün değildir.
‘Siyasi Mühendislik’ işletiliyor!..
Muhalefetin bölünmesi, yine muhalefetin kendi iç dünyasında ki çatışma ortamını daha fazla derinleştirmesi adına işleme konulan “siyasi mühendislik” projesi maalesef ki tıkır tıkır işletilmektedir!
Biz beğenelim veya beğenmeyelim, şu an Türkiye’de %50+1’i gerekli kılan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi var. Bu doğrultuda her siyasi partinin, farklı parti ya da partilerle ittifak yapması zorunlu oluyor! Bugün Ankara kulislerinde Zafer Partisi, Milli Yol Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Kutlu Parti ve Anahtar Parti’nin aynı ittifak çatısı altında buluşabileceği Milliyetçi bir çatının kurulabileceği konuşuluyor.
Bunun yanında da Saadet-DEVA-Gelecek-Yeniden Refah hattında da benzer bir çalışma var. Terörsüz Türkiye denkleminde DEM, AK Parti ve MHP’ye yanaşmışken, İyi Parti bunun tam karşısında kendini konumlandırmış durumda.
Yeni Parti’nin Çerçeve Yasa oylamasında ikiye bölünmesi, önümüzde ki süreçte hangi parti ile ittifak kurulacağı noktasında ciddi engel teşkil edecektir veya sıkıntı yaratacaktır.
Tüm bunların çerçevesinde düne kadar bir olan ya da aynı ev içerisinde aile üyeleri arasında şu an yaşanan ayrışmanın ortadan kalkması adına, Başkan Vahap Seçer’in dediği ve yaptığı gibi uzlaşma dilinin, sahip çıkmanın ve oyuna daha fazla gelinmemesinin önemi ortaya çıkıyor.
Umarım, ötekileştirme ve karşı mahalle mantığı daha fazla ilerletilmez. Aksi halde seçim hazırlıklarının yapıldığı şu dönemde, ciddi oranda seçmen kitlesinin küsmesi ve ‘sandığa gitmeme’ ihtimali artacaktır!


























