Kronik hale gelen ekonomik krizin gölgesinde, Çerçeve Yasa ile “Terörsüz Türkiye”nin yaratılmaya çalışıldığı 2026 yazının en sıcak konusu Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşananlar oldu. Siyasi zeminde baş edilmekte zorlanan CHP’ye, 38. Kurultayda ortaya çıkan gelişmeler gerekçe gösterilerek, mutlak butlan kararı verildi. 21 Mayıs’ta eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu partinin başına geçti.Özgür Özel ve arkadaşlarının tepkisi, ayrışma süreci ve Yeni Parti’nin kurulması.
Önce CHP’ye, ardından (ondan türeyen) Yeni Parti’ye, bunun yanı sıra İyi Parti ve muhalefette bulunan tüm partilere yapılan saldırılar.
Operasyonlar, belediye başkanları ve milletvekillerinin AK Parti’ye transferleri!...
Gelinen noktada geniş halk kesiminde şaşkınlık, endişe, kızgınlık ve belirsiz ruh halinin oluştuğu gözlemleniyor.
* * *
Gelelim sosyal demokratlara…
Son yerel seçimlerde birinci parti konumuna gelmek, yerel yönetimlerin çoğunluğunu elde bulundurmak, mevcut yönetimin 23-24 yıllık yıpranmışlığı, ekonomik sorunların toplumun tüm kesimlerini boğması, iktidarın el değiştirebileceği umudunu arttırmıştı.
İşin özü, bunları gören iktidar kanadı, elindeki tüm enstrümanları kullanarak müdahalede bulundu ve halende bulunuyor!
Muhalefetin arzu edilen noktada durması ve bölünmesi adına “olmaz!” denilen ne varsa bir bir yapılıyor.
İşin trajik tarafı ise geride kalan Mayıs ayına kadar aynı çatı altında siyaset yapanların, ayrışma yaşamasıdır. Bir tarafta CHP içinde kalanlar, diğer noktada ise Yeni Parti’ye katılanlar. İktidar alternatifi olan bu yapıda karşılıklı suçlamalar, sosyal medya üzerinden hakaretler, İzmir Menderes’te atılan yumruklar!
CHP’nin parçalanması planı tıkır tıkır uygulanıyor!
Kısa sürede nereden nereye gelindiğini ortaya koyan kara bir örnek! Düne kadar “aynı dünya görüşüne” sahip oldukları sanılan topluluk, bugün kızgın gözlerle birbirine bakıyor!
Mevcut iktidar düzeninin elde tutulması adına devletin tüm gücü ve imkanları net bir şekilde kullanılıyor. Ciddi siyasi mühendislik çalışması uygulanıyor! Merkez medyanın elde bulunması, gündemin muhalefet tarafından belirlenmesine kesinlikle izin verilmemesi ve en önemlisi de gündemi istedikleri şekilde değiştirebilme yeteneği!
Ağır aksakta olsa ilerleyen Türk siyasi hayatına, demokrasiye ve seçmen iradesine yapılan bu müdahale gerçekten iç acıtıyor.
Fakat, sarı öküzlerin bir bir götürülmesine izin verilmesi, süreci bu güne getirdi.
Yarın ne olacağını bekleyip göreceğiz!


























