
Sığınmacılarla yatıyor, sığınmacılarla kalkıyoruz.
Sığınmacılar gitsin mi, yoksa gitmesin mi? Dedim ya, sanki Türk halkının sorunu yokmuş gibi.
AKP’nin önde gidenlerine baktığımızda adamlar her hafta; aynı konuda, değişik laf ediyorlar. Bir bakıyorsun “milyonlarca Suriyeliyi göndereceğiz” diyorlar, bir bakıyorsun “tek bir Suriyeliyi göndermeyeceğiz!” diyebiliyorlar. Maalesef ki siyasi anlayışları bundan ibaret!
Dünyada yalnız kalmış olmamızın elbette ki türlü sebepleri vardır. Dış dünya tutarlılık ister, kararlılık ister.
Sığınmacılara vatandaşlık dağıtan, Anayasa mahkemesi başta olmak üzere HDP’nin de kapatılmasını isteyen, CHP’lilere sudan sebeplerle ceza verebilmenin yollarını arayan Cumhur İttifakının hangi hallere düştüğü her geçen gün daha net görülür oldu. Geride kalan 20 yılda Türk halkının sırtında kambur olmaya başlayanlar, muhalif partilerin en doğal sözlerine veya davranışlarına dahi tahammül edemez oldu!.
Cumhur ittifakının önde gidenleri kimsenin konuşmasını, mevcut ekonomik koşulların tartışılmasını istemiyor. Kısacası “Biz ne yaparsak, herkes ona uymak zorundadır” mantığıyla hareket ediyor. Türk toplumunun çektiği sıkıntılar, birilerinin umurunda dahi değil.
Önümüzdeki bir tarihte “Cumhur ittifakına dahil olmayan siyasi partilerin yapılacak seçime girmeleri yasaktır!” şeklinde bir karar görürsek pek şaşmamak gerekiyor. Saltanat güzel bir şey olsa gerek.
Ya vatandaşın hali?
Vatandaşın halinin ne olduğu hiç önemli değil! Bir avuç kişinin mutluluğu 84 milyona fazlasıyla yetiyor.
Gerçek olan o ki, Cumhur İttifakını oluşturan partiler her ne yaparlarsa yapsınlar, gerçekleşecek seçimlerde Türk halkı; hem de demokratik kurallar çerçevesinde gerekli dersi verecektir.
Türk halkı kinci değildir, ama çektiği eziyeti de kolay kolay unutmayacaktır. Sandık önüne geldiğinde gereğini yapacaktır.
Gelinen noktada bildikleri tek şey zam yapmak oldu. Hepsi o kadar. Böyle mantıkla ülke yönetmekten daha kolay bir şey olabilir mi?
YA NEBATİ’YE NE DEMELİ?
İktidara baktığımızda Nureddin Nebati’nin hemen göze çarptığını görüyoruz. Bay nebati çok renkli bir şahsiyet. Bilerek veya bilmeyerek zaman zaman öyle laflar ediyor ki, sorunlardan arınmamak mümkün değil.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne Ekonomi Bakanı yapıldığı ilk günlerde “Ekonomimizi düzlüğe çıkartamazsak en çok kaybedenlerden biri ben olurum” diyerek çok varlıklı olduğunu, yani tuzu kuru olduğunu belli eden Bakan Nebati son olarak da “Ekonomimizin son 2 yılda gösterdiği büyük başarı tüm dünya tarafından takdir ediliyor” dedi.
Bir kilo domatesin 30 TL, bir kilo, etin 150 TL olduğundan haberi olmadığı anlaşılan Bakan Nebati, insanlarımızın bayat ekmek kuyruğunda, pazar atığı kuyruğunda olduğunun galiba farkında değil.
Bakan Nureddin Nebati başta olmak üzere her kim nasıl espri yaparsa yapsın gerçek olan o ki, vatandaşın gülecek hali ve zamanı yoktur.
Dünya bizi takdir ediyor (muş). Yapma be Bakan Nebati, Dünya bugünkü Türkiye’yi takdir ediyorsa, takdir eden dünyada bir arıza var demektir!
Türk halkının gerçekten gülecek mecali kalmadı. Ezilen halktan gülmesini beklemekte pek hoş olmaz. Nureddin Nebati’yi bulup Maliye Bakanı yapan gücü gerçekten kutlamak gerekiyor. Adam cüzdanımıza faydalı olamıyorsa dahi, kalplerimize faydalı oluyor. Bu gerçeği herkesin kabul etmesi gerekir.
Sen hep var olan bakan Nebati!