Türkiye, uzun yıllardır görmezden gelinen ve bu ülkenin geleceği olan çocuklarını, gençlerini üst perdeden konuşmaya başladı. Maalesef doğru ve tarafsız bir şekilde değil, yine acı olayların ardından!13 Nisan 2026’da Şanlıurfa Siverek’te yer alan bir liseye, aynı okuldan mezun olmuş 19 yaşındaki bir şahıs tarafından silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıyı yapan şahsın öldüğü infial yaratan bu olayda 10 öğrenci, 4 öğretmen, bir polis ve bir kantin işletmecisi olmak üzere, toplam 16 kişi yaralandı.
Bu saldırının şoku dahi atlatılmadan bu kez 14 Nisan 2026 günü Kahramanmaraş’ta bir ortaokulda; aynı okulun öğrencisi olan 14 yaşındaki çocuk tarafından, babasının silahlarını yanına alarak, katliam gerçekleştirdi. Sonuç facia, 8 öğrenci ve bir öğretmen yaşamını yitirdi.
Uyuşturucu kullanma yaşının oldukça düştüğü bir dönemdeyiz. Uyuşturucu veya uyarıcı madde konusunda emniyet güçleri aralıksız şekilde çalışma yapmalarına rağmen, kökü kurutulamıyor! Bunun yanı sıra çocuklar veya gençler; suç unsuru olacak şeylere ellerindeki telefon, tablet veya bilgisayar üzerinden ulaşabiliyorlar! Sanal bahis, kumar, paralı oyunlar vb.
Küçük yaşlardan itibaren çocukların beyinleri “kötü, olumsuz” denilecek manzaralarla, görsellerle doluyor!
TRT döneminin çocukları “Bizimkiler” dizisi ile büyürken, şimdinin çocukları ekranda sigara dumanının puslandığı fakat, tabancayla kafaya ateş edildiği sahneleri izliyor! TV dizilerinde her bölümünde ortalama 20 kişi yaşamını yitiriyor; hiç kimse tutuklanmıyor! Silaha eğilimi artıran diziler, maalesef ki izlenme rekorları kırıyor!
**
Gelinen noktada aileler ciddi endişe yaşıyorlar. Tarsus’ta da tüm okullara ek güvenlik önlemleri alınmasına ve bekçi konulmasına rağmen veliler endişe içerisinde. Halen çok sayıda aile çocuğunu okula göndermiyor!..
Yaşanan katliamların toplumsal hafızada yarattığı tahribatın öyle kolay kolay geçeceği de benzemiyor.
Ekonomik zorluklarla çocuklarını okutmaya çalışan aileler, düne kadar güvenli yer olarak görünen okullara öğrencisini bırakmaya çekinir vaziyette. Eğitim sisteminin yap-boza dönüştürülmesinin, bugüne kadar çocuk suçlularla ilgili gerekli yasal ve saha çalışmasının yapılmamasının sonuçları bunlar.
Eğitim sisteminin en başında ki isim olan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, doğru-dürüst bir açıklama yapmıyor. Zaten iktidarın literatüründe “istifa” olmadığından, cereyan eden olayların sorumluluğu başka yönlere kaydırılıyor.
Alileler huzursuz… Birçoğu halen çocuğunu okula göndermek istemiyor. On yıllardır ihmal edilen bir yapıdan bahsediyoruz. Eğitimde bu yozlaşma ve kötü olaylar bir anda da ortadan kalkacağa benzemiyor. Kangrene dönüşmüş sorunlara okul önüne bekçi, polis görevlendirerek bir anda her şeyin güllük gülistanlık olmasını beklemek, fazla iyimserlik anlamı taşır.
Cumhuriyet değerlerinden ve çağdaş eğitim sisteminden uzaklaştıkça, böyle çapraz olaylarla karşılaşılması muhtemel olacaktır!
Yine bir şeyler oldu ve biz yine bir ulusal bayramımızı buruk şekilde kutladık! Her şeye rağmen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun.



























