Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Uyuşturucu Madde Suçları ve Sorunları

28 Mayıs 2021 Cuma 16:48
Celal Tezel
Güzel dilimiz Türkçemizde “insanlar yaşadıkça!..” şeklinde dile getirilen çok güzel ve anlamlı bir deyim vardır. Kısaca, eğer insanlar yaşamlarını sürdürmeye ve var olmaya devam ederlerse, o güne kadar hiç akıl edemedikleri, hayalini bile kuramadıkları olay ve olgulara tanık olabilirler düşüncesini ifade eder.
*          *          *
Son günlerde içinden geçtiğimiz süreçte yaşadığımız olaylar, içine düştüğümüz çalkantılar ve çözmek zorunda bulunduğumuz sorunlar ister istemez bu deyimi anımsatıyor. Toplum olarak hemen hemen her gün yeni ve değişik, inanılması, hatta hayal bile edilmesi güç olay ve sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz. İnanılması güç siyasal nezaketsizliklere, açıklama ve tehditlere tanık oluyoruz. Böylesi gelişmeler nedeniyle yaşadığımız çeşitli sorunlarla baş edebilmekte zorlanıyoruz. Sorunun biri bitmeden bir ötekisi başlıyor. Toplumsal gündemimiz baş döndürücü bir hızla değişiyor. Sanki lunaparktaki bir korku tünelinden geçiyoruz. Krizin biri bitmeden bir yenisi patlak veriyor. Kimisi doğal kimisi yapay gündemlerle uğraşıp duruyoruz. Aslında yaşamsal derecede önemli acil çözüm bekleyen çok büyük sorunlarımız var. Bir yandan yüz yılın felaketi Kovid-19 pandemisinin yol açtığı sağlık sorunlarının, ekonomik ve sosyal yıkımların üstesinden gelmeye çalışıyoruz.
 
Öte yandan, işsizlik, yoksulluk, artan hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, ekonominin daralması, kapanan işyerleri, iflas dalgası, intiharların çoğalması, eğitimin ve tarımın adeta çökmesi, hukuk sisteminin tartışmalı hale gelmesi, suç oranlarının artması ve bunlar gibi daha pek çok toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunun ağır baskısı altında ayakta kalmak ve var olabilmek için didinip duruyoruz.
 
Ne yazık ki, devasa boyutlara ulaşmış olan bu sorunların hiç birisine köklü çözümler üretilemiyor. Çözüm üretilemediği için bu sorunlar katlanarak büyümeye devam ediyor ve geleceğe erteleniyor. Bütün bunlar yetmezmiş gibi zaman zaman dünyanın hiçbir ülkesinde kolay kolay rastlanması mümkün olamayacak şekilde yeraltı dünyasının karanlık ilişkileri ve kişileri; gündemi, siyaseti, medyayı ve ekonomiyi sarsacak biçimde birdenbire ortaya çıkıveriyor. Geçtiğimiz haftalarda yine öyle oldu. Bir mafya çetesinin elebaşısı olan Sedat Peker’in youtube hesabından yaptığı açıklamalar gündeme bomba gibi düştü. Bir anda, az önce saydığım can yakıcı toplumsal gündem maddeleri adeta unutuldu. İkinci plana itildi. Sedat Peker’in açıklamaları; Kurtlar Vadisi dizisinin yeni bölümleri merakla beklenir gibi beklenmeye ve izlenme rekorları kırmaya başladı. Sanki başkaca hiçbir sorunumuz yokmuş gibi varsa yoksa Sedat Peker.
 
Sedat Peker’le yatar, Sedat Peker’le kalkar olduk. Tabii bu aşamada çeşitli medya mensuplarının ve bazı gazetecilerin yaptıkları gibi; Sedat Peker’in söylemlerinin nedenleri üzerinde durmanın, kimlere ne tür iletiler göndermeye çalıştığını anlamak için kafa yormanın ve görsellerinin şifrelerini çözmek için uğraşmamızın fazlaca bir gereği yok. Çünkü çok fazla sayıda gazeteci ve yorumcu zaten bunun için uğraşıyorlar. Ve bu işi de çok iyi bir şekilde yapıyorlar. Ancak bu noktada, Sedat Peker’in açıklamaları nedeniyle bir kez daha gündeme gelmiş olan Türkiye’nin uyuşturucu madde suçları ve sorunları olgusunun altını kalın çizgilerle çizmenin ve dikkatleri bu konu üzerinde yoğunlaştırmanın kamu yararı açısından çok faydalı olacağına inanıyorum.
 
Aslında Türkiye’nin, bütün öteki sorunlarının yanında bir de çok önemli ve can yakıcı bir toplumsal ve ekonomik sorunu ve genel sağlık sorunu olarak uyuşturucu madde suçları ve sorunları meselesi de mevcuttur. Ancak bu sorun çoğunlukla halının altına süpürülmekte, görmezden gelinmekte ve üstü örtülü bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Mafya çetesi elebaşısı Sedat Peker’in, AKP iktidarındaki önemli kişileri ve akrabalarını uyuşturucu ticaretiyle suçlaması; gözlerin Türkiye’nin uyuşturucu ticaretindeki yerine ve konumuna çevrilmesine neden olmuştur.
 
Birleşmiş Milletler Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INBC)’nun 2020 Raporunda, Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi (EMCDDA)’nin “Avrupa Uyuşturucu Raporu 2020” belgesinde ve Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’nın hazırlamış olduğu uyuşturucu raporlarında “Güney Amerika’dan sevk edilen uyuşturucu maddeler bakımından, Türkiye üzerinden Avrupa ve Asya’ya doğru yeni bir rota oluşmuştur.
 
Türkiye bu taşımacılıkta kilit ülke ve transit ülke haline gelmiştir.” Cümlelerinin yer almış olması, Türkiye’nin dünya tarafından bu şekilde algılanması ve tanınması; Türkiye adının, adları uyuşturucu madde üretimi ve kullanımıyla anılan ülkeler arasında Afganistan ve Kolombiya’dan sonra üçüncü sırada yer alması ülkesini ve halkını seven her duyarlı yurttaş için başlı başına bir üzüntü kaynağı haline gelmiştir. Emniyet Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı istatistiklerine bakıldığında; 2020 yılında Türkiye’de işlenen uyuşturucu madde satışı ve kullanımı suçlarında ciddi artışlar olduğu, uyuşturucu madde kullanma yaşının beş (5) ve on dört yaşlarına kadar düştüğü, pandemi nedeniyle sorunlar yaşayan ve bunalan atmış beş yaş üstü yurttaşlar arasında da uyuşturucu madde kullanımının yaygınlaştığı ve uyuşturucu madde suçları nedeniyle cezaevinde yatan mahkum sayılarının arttığı somut biçimde görülmektedir.
 
Bugün geldiğimiz noktada; uyuşturucu madde ticaretinin çok karlı bir iş olması, uyuşturucu maddelere çok kolay erişilebilmesi, uyuşturucu madde suçlarının takibinin yeterince yapılamaması, yeterli yaptırımların uygulanamaması ve toplumludaki çeşitli rol modeller tarafından uyuşturucu madde kullanımının özendirilmesi gibi nedenlerle uyuşturucu madde bağımlılığı giderek daha da yaygın hale gelmektedir. Gençliğimizi ve dolayısıyla geleceğimizi tehlikeye atan bu toplumsal afet, abartısız olarak toplumda yaşayan herkesi ve hepimizi tehdit eder hale gelmiştir. Aile facialarına ve insanlık dramlarına neden olmaktadır. İşin bir başka ilginç yanı da uyuşturucu madde kullanma alışkanlığının kendisini daha çok dini referanslarla ifade eden, milliyetçi ve muhafazakâr siyasal iktidarlar döneminde artmış olmasıdır.
 
Tekel maddelerine ve içkiye yapılan aşırı zamların da bu durumun ortaya çıkmasında rol oynadığı söylenebilir. Alışkın olduğu, yasal olarak kullanımı serbest olan maddelere kolaylıkla erişemeyen bazı kimselerin ucuz alternatiflere yönelebilecekleri düşünülebilir. Böylelikle kaçak içki üretimi ve satışı ile uyuşturucu maddeler için yeni bir pazar zemini oluşabilir. Burada konuya ilişkin olarak olumlu veya olumsuz daha pek çok şey söylenebilir. Ancak kesin olan bir gerçek vardır ki, o da Türkiye’nin mevcut sorunlarının üzerine ek olarak bir de bugün için çok ciddi boyutlara ulaşmış olan bir uyuşturucu madde kaçakçılığı ve uyuşturucu madde kullanımının yaygınlaşması sorunlarının varlığıdır. Bu toplumsal afetin de üstesinden gelebilmek için vakit geçirilmeden akılcı ve gerçekçi politikalar ve eylem planları hazırlanmalı ve uygulamaya konulmalıdır. Kovid-19’la mücadelede olduğu gibi, tüm toplum kesimleri uyuşturucu madde afetiyle mücadele etmek amacıyla harekete geçirilmelidir.  Unutulmamalıdır ki, madde bağımlılığıyla, uyuşturucu madde suçlarıyla ve sorunlarıyla mücadele etmek hepimiz için temel bir insanlık ve yurttaşlık görevidir.
Bu yazı toplam 429 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1