İnsan doğar, büyümeye başlar, çocukluk yıllarının ardından, gençlik dönemine adım atar. Heyecan yüksektir. Tabi ilkokuldan başlanarak eğitim hayatı, büyüyen insanın yol arkadaşı olur!Eğitim, ileride yapacağı mesleğin rotasını belirler. 25 veya 30’lu yaşlar. Deneme yanılma yöntemleri, biraz şans, bazen severek, bazen sevmeyerek de olsa bir meslek veya iş sahibi olunmuş ve gerçek hayat hikayesi yazılmaya başlanmıştır.
Evlilik, çocuk sahibi olmak, kırlaşan saçlarla birlikte hayatın getirdiği sorumluluktan dolayı omuzların çökmeye başlaması…
Orta yaşla birlikte kurulmaya başlanan emeklilik hayalleri.
Hayatın getirdiği tüm olumsuzlukları bir şekilde ekarte edilerek olunan “emeklilik” dönemi.
Özünde kimseye muhtaç olmadan yaşayabilmektir emeklilik.
Avrupa’da veya diğer gelişmiş ülkelerde emeklilik, istediğin ülkeye kültür turu yapabilmektir. Gezmek, geçte olsa dünyanın farklı ülkelerini görebilme imkanıdır.
*
Ama bu Türkiye’de yaşayan emekliler için pek de geçerli bir durum değildir. Türkiye’de gerçekler farklıdır. Nasıl mı?
Haziran ayına kadar (en düşüğü) 20 bin TL maaş alan emeklimizin umudu, 2026 yılı ilk altı aylık enflasyon farkından kaynaklı maaşlarında yapılacak iyileştirmeydi. Kısacası “İyi umutlarla” beklemelerine rağmen umduklarını bulamadılar.
TÜİK verilerine göre ilk 6 aylık enflasyon oranı yüzde 17.76 olarak açıklandı. Bu en düşük emekli maaşına uygulandığında da maaş 20 bin TL’den, 23 bin 552 TL’ye yükselmiş oldu. 17 milyon emeklinin beklentileri suya düştü! Arzu ettikleri maaş artışını yine göremediler…
*
Türkiye, yüzde 37 faiz oranıyla dünyada ilk sıralarda yer alıyor. Bu oran, paradan para kazanma anlamına geliyor. Fazla mesai harcamadan, iş hayatında riski asgariye indirerek, üretime gerek kalmadan, istihdama destek olmadan para kazanmaktır!
On yıllarını işhayatına adamış emeklilerin 23 bin 552 TL maaşa talim ettiği Türkiye’de, az sayıda ki kişi, sırf faiz gelirleri ile her ay milyonlarca TL para kazanıyor.
İşte bu ülkede ki gelir adaletsizliğinin, kaynakların eşit dağıtılamamasının, uygulanan ekonomik modellerin nasıl yanlış olduğunun net göstergesi. Yarınlarda bu düzelir mi? Pek görünmese de, emekliliklerin “umutla beklemekten” başka çareleri de yok olarak gözüküyor!
TARSUS İDMANYURDU MESELESİ
Geçtiğimiz hafta, kentin ortak paydası olan ve hatalar nedeniyle şu an 1. Amatör Kümede bulunan Tarsus İdmanyurdu konusunu gündeme taşımıştım.
Takıma sahip çıkılması gerektiğini, kentin tanıtımında, kent insanının bir araya gelmesinde önemli katkıları olan kulübe, tüm dinamiklerin ne gerekiyorsa yapması gerektiğini vurgulamıştım.
“Tarsus İdmanyurdu” konusunun binlerce kişi için çok şeyler ifade ettiğini biliyordum. Ve bunda yine yanılmadım. Gelen telefonlar, yorumlar veya birebir görüşmelerde herkes kendince iyi dilek katkılarında bulunup, takımın şu an ki durumdan dolayı üzüntülerini dile getirdiler.
Bir grup insanın kendi imkanlarıyla kulübü ayakta tutmaya çalıştıkları bu dönemde, 103 yıllık kulübün yeniden eski günlerine dönebilmesi için herkesin üzerine düşen görevi yapması gerektiğini bir kez daha vurguluyorum.
Profesyonel liglerin en bilinen takımları arasında yer alırken şu an amatör kümede bulunmak ne Tarsus İdmanyurdu’na, ne de bu şehre hiç yakışmıyor!



























