Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Türkiye’nin COVID-19 Aşılama Takvimi Açıklanmalıdır

27 Kasım 2020 Cuma 09:06
Celal Tezel
Covid-19 virüsü, 2020/Ocak ayında Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıktı. Bulaşıcı olması nedeniyle büyük bir hızla yayılım gösterdi. İnsanlık âlemi, tedavisi bilinmeyen, ölümle sonuçlanabilen, yeni ve değişik bir hastalıkla karşı karşıya kalmıştı. Kısa bir süre sonra Dünya Sağlık Örgütü, bunun bir pandemi olduğunu açıkladı.
 
Dünyanın tüm ülkelerinde, bu salgın hastalıkla baş edebilmek için karantinalar uygulanmaya, ekonomiler kapanmaya ve olağanüstü önlemler alınmaya başlandı. Salgının bilançosu o kadar ağırdı ki; 25 Kasım 2020 tarihi itibariyle Türkiye’de Covid-19’dan ölenlerin sayısı 12.840’ı dünyada ise 1 milyon 700 bin kişiyi bulmuştu. Türkiye’de Covid-19 pozitif vaka sayısı 467.730 iken dünyada ise bu rakam 59 milyonu aşmıştı. Bu sayılar, hiç durmaksızın büyük bir hızla artmaya devam ediyordu. Salgının boyutları giderek o kadar büyüdü ki, bu durum tüm insanlığın ve uygarlığın varlığını tehdit etmeye başladı. Candan daha aziz, sağlıktan daha değerli ne olabilirdi ki? Bu nedenle başta ekonomik, turistik, sosyal kültürel olmak üzere dünyadaki hemen hemen tüm etkinlikler ertelendi.
 
Tüm dünya ülkeleri var olan tüm kaynak ve olanaklarını, bu ölümcül hastalıkla mücadele için kullanmaya başladılar. Dünyada; bu virüsü önleyebilecek bir aşı veya tedavi edebilecek herhangi bir ilaç bilinmiyordu. Böyle bir ilacın veya aşının ortaya çıkartılmasına çok büyük bir ihtiyaç duyuluyordu. Bu ihtiyaç, insanlık tarihinin bugüne kadar gelmiş geçmiş hiçbir döneminde görülmediği kadar büyük bir talep oluşturmaktaydı. Bu talebin karşılanması halinde kazanılabilecekleri servetlerin cazibesi, kapitalist pazarlar için kar amacıyla faaliyette bulunan uluslararası sermaye çevrelerinin gözlerini kamaştırmaya başladı.
 
II. Dünya savaşından sonra var oluş felsefesinden ve yüce insanlık ideallerinden uzaklaştırılarak kapitalist egemenlerin oluşturduğu sağlık endüstrisinin hizmetine ve emrine sokulan tıp bilimi, bu talebi karşılamak için hemen devreye sokuldu. Dünyanın en büyük ilaç tekelleri, oluşacak olan bu büyük pastadan pay kapmak ve sürdürülen aşı bulma yarışında öncelik almak için kıyasıya bir yarışmaya giriştiler.
 
Kendileri sağlık endüstrisinin emekçileri konumunda olan tıp doktorlarından, öğretim üyelerinden, eczacılardan, biyologlardan, kimyagerlerden, genetik mühendislerinden ve daha başka çeşitli meslek mensuplarından oluşturulan uzman ekipler, dünyanın en gelişmiş üniversitelerinin araştırma merkezlerinde ve laboratuarlarında çalışmaya başladılar. Geceli gündüzlü durmaksızın sürdürülen araştırmalar sonucunda Çin, Rusya, ABD, İngiltere, İsveç ve Almanya gibi ülkelerde faaliyet gösteren altı şirketten aşının bulunduğuna ilişkin haberler gelmeye başladı. Aşı konusunda yaşanan bu gelişmeler üzerine Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus bir basın toplantısı düzenledi.
 
Düzenlediği bu toplantıda medya aracılığıyla dünyaya seslenen Ghebreyesus, Covid-19 aşı çalışmalarından gelen olumlu haberlerin memnuniyet verici olduğunu bildirdi. Tarihte şimdiye kadar herhangi bir salgına karşı bu kadar hızlı aşı geliştirilmediğini, bu uzun ve karanlık tünelin sonundaki ışığın daha da parlaklaştığını ifade eden Ghebreyesus, denenmiş ve test edilmiş diğer halk sağlığı önlemleriyle birlikte kullanılacak olan bu aşıların salgının sona erdirilmesinde çok büyük yararlar sağlayacağını söyledi. Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü’nün yaptığı bu açıklamalar, tüm dünyada sevinçle karşılandı. Salgın hastalıkla mücadele eden kesimlere yeni bir özgüven verdi.
 
Dünyanın yeniden eski düzenine ve sağlıklı günlerine dönmesi için beslenen umutların canlanmasını sağladı. Ancak salgınla mücadelenin yetkin uzmanları; bütün bu umut verici gelişmelere rağmen sevinmemiz ve gevşememiz için henüz çok erken olduğu uyarısını yaptılar. En iyimser tahminlerle salgınla mücadelenin en azından bir veya iki yıl daha sürebileceğini dile getirdiler. Covid-19 aşısının bulunduğu haberlerinin yaygınlaşması, pandemi üzerine yapılan tartışmaların yönünü değiştirdi. Bu kez de; dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hangi aşının daha etkin olduğu, aşıların insanlara nasıl ulaştırılacağı, fiyatlarının ne kadar olacağı, ülkelerin bunu nasıl elde edeceği, aşılama kampanyalarına ne zaman başlanacağı gibi konular tartışılmaya başlandı.
 
Bu tartışmalar kapsamında İngiltere Hükümeti, Pfizer şirketinin Alman BionTech ile geliştirdiği korona virüsü aşısının uygulanmasına 1 Aralık'ta başlanacağını ve Nisan ayı itibarıyla ülkedeki bütün yetişkinlerin aşılanmasının planladığını duyurdu. Ardından ABD’li yetkililer, İskenderun’lu Almancı bir ailenin çocuğu olan Araştırmacı Uğur Şahin ve yine gurbetçi bir ailenin kızı olan eşi Özlem Türeci çiftinin geliştirdikleri ve Pfizer – BionTech firmasının ortaklaşa ürettikleri aşıyı 15 Aralıktan itibaren kullanmaya başlayacaklarını duyurdular. Başta Almanya ve Fransa olmak üzere Avrupa Birliği ülkelerinde ücretsiz aşılama kampanyalarına Aralık ayında başlanacağı açıklandı. İsveç Hükümeti aşılama kampanyasına Ocak ayında başlanacağını bildirdi. Rusya hükümeti zaten Sputnik V aşısını Kasım ayından itibaren vatandaşlarına ücretsiz olarak uygulamaya başlamıştı. Çin’de ise tartışmalı da olsa CoronaVac aşısının aylardan beri yapıldığını biliyoruz.
 
Ülkeler art arda aşı kampanyalarını açıklamaya devam ediyorlar. Böyle bir ortamda yurttaşlarımız, bizim siyasal iktidarımızın da Covid-19 aşılama takvimini açıklayarak bu konudaki belirsizlikleri ortadan kaldırmasını beklemektedirler. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 25 Kasım akşamı düzenlediği basın toplantısında,  Çin’li SinoVac şirketinden 50 milyon doz CoronaVac aşısı alınacağını, bu aşıların da ülkemize Aralık, Ocak, Şubat aylarında belirli aralıklarla geleceğini, aşılamanın Bilim Kurulu’nun belirlediği risk gruplarına ücretsiz yapılacağını ve öteki vatandaşların ise diğer aşıları eczanelerden satın alabileceklerini açıklamıştır. Somut bir aşılama takvimi belirtmemiştir.
 
Bu açıklamalardan anlaşıldığına göre, Sağlık Bakanlığı’nın elinde kesinleşmiş bir aşılama planı henüz mevcut değildir. Kesinleşmiş plan daha sonra gelişmelere göre ortaya çıkacaktır. Bugün geldiğimiz noktada kamuoyunun; ülkemizde gerçekleştirilmesi tasarlanan aşı kampanyasının zamanı, şekli, öncelikleri ve kimlere nasıl uygulanacağı konularındaki tereddütleri giderilememiştir. Neden Çin aşısının tercih edildiği sorusunun cevabı da yine bugün için karşılıksız kalmıştır.
 
Yakında, Çin aşısı konusu üzerinde de büyük tartışmaların yapılacağı tahmin edilmektedir. ABD’li Moderna, Pfizer – BionTech veya AstraZeneca-Oxford’un ürettiği aşılardan vurdurmak isteyen vatandaşların bu aşıları kendi paralarıyla eczanelerden almak zorunda kalacakları söylenmektedir. Böyle bir uygulama, zaten hayat pahalılığının ağır yükü altında geçim sıkıntısı çeken dar gelirli yurttaşlarımızın üzerine bir de aşı harcamaları bindirilerek biraz daha ezilmelerine neden olacaktır. Aşılama kampanyası konusunda eğer devlet çok ciddi düzenlemeler yapmaz ve çok sıkı denetimler sağlamazsa; böyle belirsizliklerle dolu bir ortamda, başlangıçta Covid testlerinin yapılması sürecinde görüldüğü gibi çok büyük olumsuzluk ve yolsuzluklar ortaya çıkabilir. Yarın bir gün selden odun kapma heveslisi bazı uyanık vurguncular ortaya çıkıp ta; tıpkı kaçak ve sahte rakı olaylarında yaşandığı, çeşitli kanser ve yeşil reçete ilaçlarında olduğu gibi kaçak ve sahte Covid aşılarını piyasaya sürebilirler.
 
Aşı karaborsaları oluşturabilirler. Ortaya çıkması olası bulunan böylesi olumsuzlukların vereceği zararların sorumluluğunu kimler, nasıl üzerlerine alacaklardır? Böylesine yaşamsal bir konuda yurttaşlarımız, paragöz bazı ilaç şirketlerinin, gözünü para hırsı bürümüş özel hastanelerin ya da kimi şarlatan sahtekârların insafına terk edilmemelidir. Bütün bu sakıncaları gidermenin yolu; aşılamanın tüm vatandaşlarımıza devletin yetkili kurumları tarafından ücretsiz olarak yapılmasından geçmektedir. Devletimiz bunu sağlayacak ekonomik olanaklara, sağlık kuruluşlarına ve yeterli insan gücüne sahiptir. Bu nedenle vakit geçirilmeden gerekli planlamalar yapılarak kamuoyuna açıklanmalı ve bu konudaki belirsizlikler ortadan kaldırılmalıdır.
Bu yazı toplam 1839 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1