Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Tarsus Ekonomisinin Çöküşü

10 Mart 2020 Salı 08:59
Celal Tezel
Tarsus’a yapılacak bir yatırımı ekonomik yönden incelemek amacıyla hazırlanmış olan bir Dünya Bankası Raporu’nu okurken “Tarsus’ta yaşayan nüfusun % 51’inin aylık ortalama gelir düzeyi yoksulluk sınırının altındadır” saptamasıyla karşılaştım.
 
Bu bir yorum, tahmin, kişisel görüş ya da genelleme değildi. Alanında gerçekten de dünya çapında bir otorite olan Dünya Bankası uzmanlarınca tamamen bilimsel yöntemlerle yapılmış olan bilimsel bir araştırmanın sonucuydu. Kısaca açıklamak gerekirse bu Rapor bizlere, Tarsus’ta yaşayan dört kişilik ailelerin % 51’inin bugünkü rakamlarla aylık ortalama 6.561.-TL’nin altında gelir elde ettiklerini gösteriyordu.
 
Bu rakama bir de ortama % 25 açlık sınırı altında yaşayanları yani aylık sadece 2.257.-TL gelir elde edenleri ve bir % 5 de Sosyal Yardımlaşmadan yapılan yardımlarla geçinenleri eklersek Tarsus’ta yaşayanların % 81’inin aylık ortalama zorunlu ihtiyaçlarını bile karşılamakta yetersiz kaldıkları sonucuna ulaşırız.
 
Bu yalın gerçek karşısında, Tarsus’ta sanayinin, tarımın, ticaretin, turizmin gelişebileceğini, sosyal ve kültürel hayatın canlanıp hareketlenebileceğini söylemek çocukça bir hayalden başka bir anlam ifade etmez. Ne yazık ki, gerçekler acıdır ve acıtıcıdır ama gerçeklerden kaçılamaz. Peki,  nasıl oldu da, Osmanlı Devleti döneminde dahi ilk sanayi yatırımlarının, ithalat ve ihracatın yapıldığı, yaş sebze ve meyve sevkiyatçılığıyla Anadolu’yu, Balkanları ve Orta Doğuyu besleyen, bağrından dünyaca tanınmış zenginleri ve ak altının pamuk ağalarını çıkarmış olan, düğünlerinde ve pavyon eğlencelerinde kucak dolusu paraların havalara savrulduğu, 7/24 sanayi üretimi yapılan, 7/24 canlı ve dinamik bir ticari hayatın, sosyal ve kültürel bir hareketliliğin yaşandığı, esnaf ve sanatkarlarının ustalıklarıyla ünlü, Orta Anadolu’da bugün çok gelişmiş Konya, Aksaray ve Niğde gibi iller daha bir köy görünümündeyken, sahip olduğu özellikler nedeniyle bir cazibe merkezi oluşturması nedeniyle yalnız Doğu ve Güney Doğu’dan değil Türkiye’nin her tarafından göç alan Tarsus, ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan bugünkü yoksulluk, yoksunluk ve tükenmişlik halleriyle karşı karşıya kaldı?
 
Doğaldır ki, bu soruyu bilimsel açıdan ayrıntılı bir şekilde cevaplandırmak ve gerçekçi çözümler önermek bu makalenin boyutlarını aşmaktadır. Ancak bu yazının sınırlı çerçevesi içerisinde Tarsus Ekonomisinin çöküş nedenlerini özetle ve ana başlıklarıyla şu şekilde belirlemek mümkündür.
 
Birincisi, Tarsus’ta büyük toprak mülkiyetini, sanayiyi, ticari hayatı ve sermayeyi elinde bulunduran kesimler ve kişiler, Türkiye ekonomisinin çeşitli dönemlerde geçirdiği büyük ve köklü dönüşümleri öngörememişler ve ekonomik yapıdaki yapısal değişikliklere ayak uyduramamışlardır.
 
Örneğin 1. Beş Yıllık Kalkınma Planında tarımdan sanayiye kaynak aktarılacağı öngörülmüş ve yazılmışken, Tarsus’lu yatırımcılar 70’li yılların başında tarımsal işletmelerini sanayi işletmelerine dönüştürememişler, dünya durdukça hep böyle gidecekmiş gibi babadan kalma usullerle çiftçilik yapmaya devam etmişlerdir.
 
İkinci olarak Tarsus ekonomisini belirleyen yatırımcılar, sanayi yatırımlarını çeşitlendirememişlerdir.
 
Evet, Osmanlı Devleti döneminde bile ta 1850’li yıllardan itibaren Tarsus, hep bir sanayi şehri olmuştur. Ancak Tarsus sanayisi her zaman tarıma dayalı bir sanayi olmuştur. Tarıma dayalı sanayiler doğrudan doğruya tarımdan etkilenirler. Dikkat edilirse, tarımda krizlerin baş gösterdiği 90’lı yılllardan itibaren Tarsus’taki sanayi kuruluşları da sarsıntı geçirmeye başlamışlar ve giderek silinmişlerdir. Doğaldır ki ekonomik faaliyetlerde yer alan sektörler bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlıdırlar. Sektörlerden birinde yaşanan bir olumsuzluk zincirleme olarak tüm sektörlerin de aynı şekilde olumsuz biçimde etkilenmesine neden olur. Bizler ne yazık ki bu basit gerçeği Tarsus’taki sanayi kuruluşlarının kapanmasından sonra hemen hemen Tarsus’ta yaşayan her bireyin bundan olumsuz etkilendiğini, buna bağlı olarak Tarsus’taki sosyal ve kültürel yaşamın da silindiğini gözlerimizle bizzat görerek ve yaşayarak öğrendik.
 
Tarsus’ta örneğin hava koşullarından ve konjonktürden fazlaca etkilenmeyen örneğin, otomotiv sanayi gibi sanayiler kurulabilseydi; Tarsus ekonomisinde yaşanan çöküş bu kadar ağır hissedilmezdi.
 
Üçüncü olarak, Tarsus’tan istedikleri oranda oy alamayan bazı siyasi iktidar sahipleri Tarsus ekonomisinin sahip olduğu dinamikleri bilinçli, sistemli ve üzeri örtülü biçimde oy aldıkları daha başka şehirlere kaydırmışlar ve ekonomik aklın bir gereği olarak aslında Tarsus’a yapılması gereken yatırımları engellemişlerdir.
 
Örneğin, MC Hükümetleri döneminde Erbakan tarafından TÜMOSAN Traktör ve Motor Fabrikaları Aksaray’a, pamuk ekim alanları da K.Maraş ve Harran Ovalarına kaydırılmıştır.
 
Özal döneminde Doğu ve Güney Doğu illerine yapılacak yatırımlara vergi ve sosyal güvenlik primi muafiyetleri getirilip, üstüne üstlük bir de çok uzun vadeli ve çok düşük faizli teşvikler verilince Tarsus’taki tüm sanayi kuruluşları sökülerek bu illere taşınmıştır. Doğal olarak daha başka pek çok etken vardır ama esas olarak saydığımız bu nedenler Tarsus ekonomisinin çöküşüne neden olmuştur.
 
Celal TEZEL
E. Öğr. Gör. Uzm.

 
Bu yazı toplam 327 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1