Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Süper kupada süper skandal

4 Ocak 2024 Perşembe 19:38
Celal Tezel
İçinde yaşadığımız şu son günlerde, ülke ve toplum olarak birbiri ardına aldığımız sansasyonel haberler nedeniyle hayli ilginç bir süreçten geçiyoruz. Deyim yerindeyse, haberlerin ve olayların hızına ayak uydurmak neredeyse mümkün olamıyor. 
 
2023 Yılının hemen hemen tamamında yüksek enflasyon, temel gıda fiyatlarının yüksekliği, hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı ve işsizlik gibi ekonomik konular gündemi meşgul ederken; yılın son ayına da faizlerin yükselmesi, asgari ücretin tespit edilmesi, bütçe açıkları ve yerel yönetim seçimlerinde siyasal partilerin izleyecekleri politikaların belirlenmesi gibi konu başlıkları ve tartışmalarla girdik.
 
Derken Aralık Ayı’nın 23’ünde Kuzey Irak’tan gelen 12 şehit haberi tüm ülkeyi derinden derine sarstı. Bu haber üzerine toplumsal gündemin öteki tartışmalı konularını bir anda unutuverdik. Şehit haberleri, gündemin birinci öncelikli maddesi olarak yoğun ve yaygın bir şekilde hemen hemen her yer ve ortamda tartışılmaya başlandı. Bu arada, CHP’nin çiçeği burnunda Yeni Genel Başkanı Özgür Özel’e Manisa’daki şehit cenazesinde yapılan sataşma ve provokasyon bir anlamda Eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na Ankara’nın Çubuk ilçesinde yapılan saldırıyı anımsattı.
 
Aşıldı zannedilen travmaları yeniden canlandırarak büyük bir üzüntü yarattı. Hemen ardından, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’a ilişkin Anayasa Mahkemesince verilen 2. Hak ihlali kararına da yerel mahkemece uyulmaması ve bütçe görüşmeleri sırasında Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in cemaat ve tarikatları STK olarak değerlendiren ve bunlarla protokol yaptıklarını bildiren açıklaması da işin tuzu biberi oldu.
 
Ancak gündemi asıl allak bullak eden, toplumsal tartışma ve çalkantıları doruk noktasına ulaştıran ve sonuçları itibariyle ülkemiz futbolunu daha uzun yıllar boyunca etkileyecek olan asıl skandal haber ise Suudi Arabistan’ın Başkenti Riyad’dan geldi. 29 Aralık Cuma günü akşamı iki ezeli rakip Fenerbahçe ve Galatasaray’ın yapacakları Süper Kupa Maçını izlemek üzere televizyonları başına geçenler, bugüne kadar hiç görmedikleri hatta tahayyül bile edemedikleri görüntülerle karşı karşıya kaldılar.
 
Maçın başlama saati gelmiş, ancak takımlar sahaya çıkmadıkları gibi takım kadroları bile açıklanmamıştı. Suudi Arabistanlı yetkililerin Türk Bayrağını, İstiklal Marşını ve takımların Atatürk posterli formalarla ısınmaya çıkmalarını pazarlık konusu yapması ve Fenerbahçe Takımının sahaya “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” pankartıyla çıkmasına izin verilmemesi nedeniyle takımların sahaya çıkmayacakları ve maçın oynanmayacağı haberleri gelmekteydi. İlginçtir, böyle bir ortamda bile yandaş yayıncı kuruluş, sanki hiç bu gelişmeler yaşanmıyormuş ve maç biraz gecikmeli de olsa normal biçimde oynanacakmış gibi yayınlarına devam ediyordu.
 
Sadece bu görüntüler bile gerçek gazete ve televizyonculuktan ve objektif habercilikten ne kadar uzaklaşıldığının somut bir göstergesi gibiydi. Nitekim kısa bir süre sonra maçın oynanmayacağına ve takımların yurda dönüş yapacaklarına ilişkin resmî açıklamamalar yapıldı. Süper Kupa Maçının Riyad’da oynanacağı alay-ı valayla duyurulmuş, THY bunun için bilet fiyatlarında indirime gitmiş ve “umre” promosyonlu seferler düzenlemişti. Heyetler, özel konuklar ve takımlar Riyad’a gitmiş tüm hazırlıklarını yapmış ve seyirciler tribünlerdeki yerlerini almışlardı.
 
Maçın oynanması için her şey hazırdı. Ama, bilinen neden ve gerekçelerle takımlar sahaya çıkmadılar. Ve gerisin geriye İstanbul’a döndüler. Böyle bir durum görülmüş ve işitilmiş bir şey değildi. Bu nedenle bu olay, daha şimdiden başlı başına büyük ve adı gibi süper bir skandal olarak Türk futbol tarihine geçti. Tabii bu süper skandalın patlak vermesinin hemen ardından olayın sorumluları, nedenleri ve gerekçeleri aranmaya, olası sonuçları tartışılmaya başladı. TFF en önemli gerekçe olarak Türk futbol takımlarının mali kriz içinde olduklarını ve kaynak yaratmak için maçın Riyad’da oynanmasına karar verildiğini açıkladı.
 
Elbette taçsız kral Metin Oktay’ın, 68 Kuşağının devrimci önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarını önlemek amacıyla sokak sokak dolaşıp imza topladığı, yıldız futbolcu Metin Kurt’un DİSK’e bağlı Futbolcu Sendikası kurma girişimlerinde bulunduğu, forma aşkından asla ödün vermeyen Centilmen Lefter’lerin ve sinyor lakaplı Can Bartu’ların devirleri çoktan geçmişti. Ve futbol artık başlı başına bir endüstri haline gelmişti. Futbol takımları çok büyük ekonomik ve mali kaynaklara ihtiyaç duyuyorlardı. Ancak bunun gibi ileriye sürülebilecek hiçbir gerekçe, Galatasaray ve Fenerbahçe gibi tarihsellikleri, kendilerine özgü kültürleri, gelenekleri ve milyonlarca taraftarları olan, Türkiye’nin dünya çapında tanınmış ve markalaşmış takımlarını, petro-dolar zengini Arap Şeyhlerini eğlendirmek için gezici sirklerin ip cambazları gibi oradan oraya taşınmak gibi bir uygulamayı haklı göstermek için yeterli olamaz.
 
Nitekim, daha baştan yanlış alınmış olan bir karar; “olmayacak duaya âmin denmez” atasözümüzde ifade edildiği gibi tüm baskı ve zorlamalara karşın gerçekleşmemiş ve söz konusu kupa maçı oynanmamıştır. Maçın oynanmaması hemen hemen tüm ülkede taraflı tarafsız herkes tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanmıştır. Tabii böyle bir sonuç için içten içe içerleyenler de vardır. Süper Kupa maçının oynanmaması, çoktandır skandal hakem kararlarıyla, hakemlere yönelik şiddet olaylarıyla ve çeşitli müessif olaylarla çalkalanan Türk futbolunda yaşanan en son ve en büyük skandal olmuştur.
 
Klasik bir söylem olacak ama, eskiler camiye, kışlaya, mektebe ve spor sahalarına siyasetin sokulmaması gerektiğini ifade ederlerdi. İşte Türk futbolundaki asıl sorun, spor yönetiminin, futbol kulüplerinin ve hakem kurulu gibi spor yönetiminde önemli fonksiyonları olan kurulların aşırı derecede siyasallaşması olarak ortaya çıkmaktadır. Görünen odur ki, başta futbol olmak üzere tüm spor dallarının yönetimleri siyasetten arındırılıp özerk bir yapıya kavuşturulmadan bu tip skandalların ve müessif olayların önü alınamayacaktır. Kamuoyunun beklentisi, “bir musibet, bin nasihate bedeldir” misali hatalardan ders çıkartılması ve aynı hatalı uygulamalarda ısrar edilmemesidir. Yoksa Türk futbolu daha da artan bir hızla gerilemeye devam edecektir.
 
MEÜ. Öğr. Gör. Uzm. Celal TEZEL      

 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
  • Seçim sonuçlarını nasıl değerlendirmeliyiz?5 Nisan 2024 Cuma 08:18
  • Postmodernizm çağında asimetrik seçim29 Mart 2024 Cuma 14:34
  • Nevruz Bayramı’nın tarihsel kökenleri20 Mart 2024 Çarşamba 14:53
  • Seçim süreci nasıl şekilleniyor?15 Mart 2024 Cuma 15:32
  • “Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün” kısa tarihçesi7 Mart 2024 Perşembe 19:26
  • Stratejik oy verme davranışları22 Şubat 2024 Perşembe 19:36
  • Bilinmeyen yönleriyle Türkiye İktisat Kongresi15 Şubat 2024 Perşembe 20:48
  • Eğitim alanında belediyelere düşen yeni görevler9 Şubat 2024 Cuma 14:45
  • Nergis Şenliği izlenimleri1 Şubat 2024 Perşembe 20:05
  • Gazetecinin ölümü25 Ocak 2024 Perşembe 19:22
  • Siyasal Narsisizm18 Ocak 2024 Perşembe 20:54
  • Mersin seçim sürecinde psikolojik üstünlük CHP’ye geçti12 Ocak 2024 Cuma 11:12
  • Süper kupada süper skandal4 Ocak 2024 Perşembe 19:38
  • Noel ve Yılbaşı kutlamalarının kökenleri28 Aralık 2023 Perşembe 19:09
  • Aday belirleme sürecinde ince taktikler21 Aralık 2023 Perşembe 21:20
  • Çok bilinmeyenli yerel seçim denklemi15 Aralık 2023 Cuma 16:07
  • Sosyal belediyeciliğin yükselişi7 Aralık 2023 Perşembe 19:36
  • Belediyelerde siyasal yapının önemi1 Aralık 2023 Cuma 11:12
  • Öğretmenler Günü’nde aslında neyi kutluyoruz?24 Kasım 2023 Cuma 11:04
  • Kent kimliği ve kimliğini yitiren kentlerimiz16 Kasım 2023 Perşembe 19:11
  • Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
    Oluşturma süresi(ms): -1