Anadolu coğrafyası veya çevresi tarih boyunca hep yıkıcı savaşlara şahitlik etmiştir. Günümüzde ise yine şiddetli bir çatışmaya tanıklık ediyoruz. İsrail’in durdurulamaz şiddet sarmalına, ekonomisi her geçen gün kötüye giden ABD’nin kendini kurtarmaya çalışma hamlesinin eklenmesi, Ortadoğu’da daha fazla kan akmasına neden oluyor.Geçtiğimiz yıl Haziran ayında 12 gün süren çatışmaların ardından, geride kalan 28 Şubat itibariyle İsrail’in hizipçiliği, ABD’nin emperyalist planları ile İran’a savaş açıldı. Savaşın ilk günü İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in öldürülmesi ile tansiyon ciddi şekilde arttı ve İran; başta İsrail ve ABD üstleri olmak üzere, Körfez ülkelerinin tamamına füze saldırısı gerçekleştirdi.
Maalesef ki havada uçuşan füzeler ve atılan bombalar nedeniyle geniş bir coğrafyada ölen insan sayısı her geçen gün artıyor. İran, kendisine yöneltilen ve liderlerinin öldürülmesiyle sonuçlanan bu saldırıları geniş bir coğrafyaya bilinçli şekilde yayarak, “Yaşanan olumsuzluktan sadece ben değil, ABD veya İsrail ile bir şekilde ilişkisi olan herkes çeksin” mantığıyla hareket ediyor.
İletişim araçlarının her geçen gün geliştiği günümüz dünyasında tarafların savaş hamlelerini canlı yayında izliyor, füzelerin rotalarını net şekilde gözlemleyebiliyoruz.
Elbette bu işin askeri olduğu kadar, ekonomik boyutu da var.
Dünya petrol üretiminin kalbinin attığı, birçok ülkenin doğalgaz ihtiyacını karşıladığı, Arapların milyarlarca dolar harcayarak yepyeni kentler inşa ettiği, gıda tedariki açısından önemli bir alan olan Körfez çevresinde cereyan eden hadiseler, savaşa bizzat müdahil olan ülkelerin yanı sıra tüm dünya ekonomisini de olumsuz şekilde etkilemeye başladı.
İran’ın Hürmüz Boğazını kapatmasıyla petrol tedarikinde yaşanan aksamanın yanı sıra aynı şekilde doğalgaz tedarikinde de sorunlar meydana getiriyor. Havaalanlarının bombalanması nedeniyle uçak seferleri yapılamıyor, birçok Körfez ülkesine gıda taşıyacak gemilerde, denizde şu an hareket edemiyor.
İsrail-ABD’nin İran’a açtığı bu savaşın faturasını maalesef Türkiye’de ödeyecek! Enerjide dışa bağımlı olan Türkiye için, bir de kırılgan olan ekonomi önümüzdeki günlerde daha ciddi sorunlarla karşılaşacağa benziyor. Savaş dönemlerinde elbette askeri gücün önemi en önde geliyor. Fakat bunun yanında güçlü ekonomik yapıya sahip olmakta bunun tamamlayıcısı görevini görüyor.
Tabi bir de Mersin Limanının önemi de var. Mersin Limanın jeopolitik açıdan dikkat çeken bir noktada yer alıyor.
Savaşın uzaması, Basra Körfezinin daha fazla kapalı kalması anlamına geliyor. Bu durumda özellikle Ortadoğu coğrafyasına gıda tedarikinin sağlanması açısından Türkiye’nin ve özellikle Doğu Akdeniz çanağının önemini arttıracağa benziyor.
Umudumuz, yaşanan çatışmaların biran önce son bulmasından yanadır. Çünkü bu savaşta akan kandan kimse kazançlı çıkmayacaktır!




























