Yaşlı bir adam, sırtında üç tane çok ağır çuval ile yürüyordu.Yol üzerinde, işsiz güçsüz, sokaklarda dolaşan genç bir politikacıyla karşılaştı.
Yaşlı adam politikacıya:
-Eğer bu çuvallardan birini benim için taşırsan, sana birkaç altın veririm,” dedi.
Genç Politikacı teklifi kabul etti.
Bunun üzerine yaşlı adam ekledi:
-Ama bu çuval biraz ağırdır, içi bronzla dolu. Ben yaşlı bir adamım, sana nasıl güvenebilirim?
Genç Politikacı kendinden emin bir şekilde: -Bana güvenebilirsiniz, dedi.
Bir süre yürüdükten sonra önlerine bir dere çıktı.
Yaşlı adam durdu ve şöyle dedi:
-Bu iki ağır çuvalla dereyi geçersem boğulurum. Bu çuvallardan birini daha benim için taşır mısın? Karşılığında sana birkaç altın daha veririm.
Genç Politikacı bunu da kabul etti.
Yaşlı adam bu kez:
-Ama bu çuval gümüşle dolu. Sana nasıl güvenebilirim? diye sordu.
Genç Politikacı yine aynı cevabı verdi:
-Bana güvenebilirsiniz.
Biraz daha yürüdüklerinde dik bir tepeyle karşılaştılar.
Yaşlı adam yorgun bir sesle:
-Bu yüksek tepeyi çıkamam, çok yaşlıyım. Üçüncü çuvalı da benim için taşır mısın? Bu son çuval için de sana daha fazla altın vereceğim, dedi.
Genç Politikacı üçüncü çuvalı da taşımayı kabul etti.
Ancak yaşlı adam son kez uyardı:
-Bu çuval altınla dolu. Eğer üç çuvalla kaçarsan, ben sana yetişemem. Sana nasıl güvenebilirim?
Genç Politikacı:
-Kesinlikle bana güvenebilirsiniz, dedi.
Üç çuvalı da alan Genç Politikacı içinden şöyle düşündü:
''Bu çuvalların içinde büyük bir servet var. Bu bana ömür boyu yeter. Bu yaşlı adam zaten ömrünün sonuna gelmiş, bu kadar serveti ne yapacak?”
Bu düşüncelerle genç adam çuvalları alıp evine doğru kaçtı.
Eve vardığında çuvalları açtı ama büyük bir şaşkınlık yaşadı.
Üç çuvalın da içi çakıl taşlarıyla doluydu.
Taşları karıştırırken çuvalların içinde bir mektup buldu.
Mektupta şunlar yazıyordu:
-Sen beni tebdili kıyafet olduğum için tanımadın ama aslında ben bu ülkenin tek yetkili cumhurbaşkanıyım. Ömrümün sonun da yerime geçecek; ülkeyi adaletli, dürüst ve güvenilir bir şekilde yönetecek bir politikacı arıyorum.
Maalesef; şimdiye kadar denediğim tüm politikacılar bu üç çuvalla kaçtı!
* * *
ZAMPARA SİYASETÇİ
Zampara siyasetçi arkadaşına dert yanıyor:
-Yahu bizim karının çok kötü bir huyu vardır. Gece 4 e kadar uyumuyor.
Arkadaşı merakla sorar: Peki o saate kadar ne yapıyor?
-Benim eve gelmemi bekliyor!!!
***
KAHKAHA PİRZOLADIR DİYEN MİLLETVEKİLİ
Seçmene moral vermek ve memleketin durumunu ıyı göstermek isteyen iktidar milletvekili:
-Sevgili vatandaşlarım; her bir kahkaha bir tane pirzola demektir diyerek kahkaha üstüne kahkaha atmaktadır.
Vatandaşın birisi dayanamaz:
-Desene sen deminden beri koca bir sığırı yedin!!!.
***
BİZ ZATEN ADAM DEĞİL, SİYASETÇİYİZ
Bir grup siyasetçi açık denizde küçük bir tekneyle gezinti yaparken fırtınaya yakalanırlar.
Yanlarından bir gemi geçtiğini görünce:
-İmdaaat kurtarın bizi diye haykırırılar…
Geminin güvertesinden birisi yanıt verir:
-Biz adam almıyoruz! Biz adam almıyoruz…
Bunu duyan siyasetçiler hep bir ağızdan:
-Biz zaten adam değil, siyasetçiyiz!!!
***
AKLINIZDA BULUNSUN: Bazen aile aynı soyadı değil aynı kalbi paylaşmaktır.




























