Evvel zaman içinde, kendi partisinde mitinglere, toplantılara, açılışlara istisnasız katılan, oradan oraya koşan, hatta yemesini içmesini bile aksatan, çalışkan mı çalışkan bir genç varmış.Bir gün can sıkıntısından mıdır, meraktan mıdır bilinmez:
“Yahu başka partilerde ne dönüyor acaba?” deyip çaktırmadan keşfe çıkmış.
Oradan oraya dolanırken tabelasında "Hırsızlar Partisi'' yazan, ışıl ışıl parlayan bir bina dikkatini çekmiş.
Merakına yenik düşmüş, içeri adımını atmış.
Ne görmüş? İçerisi tam bir ziyafet sofrası!
Kapıda:
“Buyurun buyurun, yemeye içmeye doymadan çıkmak yok!” diye karşılamışlar.
Millet bacak bacak üstüne atmış enfiye çekiyor, gülüşüp şakalaşıyor, sanki burası parti değil Ankara'nın meşhur eğlenceli dinozor parkı!
Yeme içme sınırsız! Menüler Fransız, Şişeler İskoç...
Bizimki:
“Oh be dünya varmış” diyerek gömülmüş ziyafete.
Zaman akmış… Aylar geçmiş… Derken delikanlı semirdikçe semirmiş.
Öyle böyle değil; göbek sarkmış, aşağısı görünmez olmuş.
En son aynaya bakınca “Bu kim ya?” demiş, ama gözleri göbeğin arkasında kaldığı için kendini bile görememiş...
Bi ara, kafasında nostalji rüzgarı esmiş.
-''Gidip eski partime bakayım, belki beni özlemişlerdir” demiş.
Zar zor yürümüş, yürürken göbeği soldan soldan sinyal veriyormuş!
Varınca bakmış ki eski dostlar hâlâ yerli yerinde, göbeksiz, sade, tertemiz...
Heyecanla: -Arkadaşlar gelin benim yeni partiye. -Bedava yeme-içme, üstelik başınızı ağrıtacak ne vatandaş, ne millet, ne halktan gelen giden var. 'Lüks hayat yan gel yat'' misali demiş.
Ama eski arkadaşları burun kıvırmış, bir adım geri çekilmişler.
Çünkü bizimkinin pis kokusu sadece göbekten değil, yaşam tarzından da geliyormuş!
Yanına oturmak imkânsız, nefes aldıkça tıs tıs sesler, sanki otomobil lastiği iniyor…
Demişler ki:
“Yok, kardeşim biz burada aç kalalım ama adam gibi kalalım. Göbeksiz, tertemiz, vicdanı rahat…”
Bizim delikanlı arkadaşlarının bu tavır ve sözlerinden utanmış başını öne eğmiş ama yine de hırsızların arasına dönmeye karar vermiş. Giderken göbeği tir tir titriyormuş. Lakin alışmıştı bi kere…
Utana sıkıla vedalaşıp ayrılırken arkadaşları şöyle demiş:
“Dileriz göbeğinle birlikte, vicdanın da hafifler o zaman tekrar bekleriz!”
***
UZAYLI SEÇMEN
Bir aday seçim vaadinde coşar:
— “Her mahalleye kreş, her ilçeye metro, her köye uzay üssü yapacağız!”
Halktan biri el kaldırır:
— “Başkanım köyde hâlâ çekmeyen telefon var, uzay üssü ne alaka?”
Aday göz kırpar:
— “Telefon çekmiyor ama seçim yaklaşıyor, ben de uzaya sinyal gönderiyorum!”
Yaşlı bir teyze heyecanla sorar:
— “Yavrum, bu uzay üslerinden birinde bizim torun işe girebilir mi?”
Aday gururla:
— “Tabii ki! Ama torununun CV’si astronot değilse işe girmesi imkânsız!”
Teyze başını sallar:
— “O zaman uzaylılara hayırlı olsun, yapılacak üssü de al başına çal biz yine fasulye ekmeye devam desene…''
***
SİYASETÇİ EVLİLİK DANIŞMANI OLURSA
Siyasetçinin biri emekli olur, “Ben artık halka başka türlü hizmet edeceğim” deyip evlilik danışmanlığı ofisi açar.
İlk gelen çift koltuklara oturur.
Siyasetçi sorar:
— “Sizin sorununuz nedir?”
Kadın başlar:
— “Konuşuyor ama yardım etmiyor, söz veriyor ama tutmuyor, yedikçe yiyor ama bi türlü doymuyor!”
Koca hemen atlar:
— “Ama ben elimden geleni yapıyorum!”
Siyasetçi birden ayağa kalkar:
— Aynı ben ya!
Kadın: Nasıl yani, aynı sen?
Eski siyasetçi izah eder:
-Beyefendi tamamen normal.-Bu belirtilerle ben tam tamına 3 dönem milletvekilliği yaptım…!
***
KENTİN TEMİZLİK SORUNU ÜZERİNE
Belediye başkanı, üç başkan yardımcısıyla toplantı yapar:
Biri imardan, biri kentsel dönüşümden, diğeri ise kentin temizliğinden sorumlu.
Demiş ki:
— Hadi bakalım, herkes hazırladığı projeleri çıkarsın?
İmardan sorumlu yardımcı masaya 7 dosya koymuş.
Başkan şaşkın:
— Hayırdır, neden 7 ?
Yardımcı ciddiyetle:
— Efendim, haftanın 7 günü var: Pazartesi, Salı, Çarşamba… Saymaya başlamış.
— Boş günüm olmasın istedim!
Başkan başını sallar, memnun:
— Çalışkan çocuksun sen!
Sıra kentsel dönüşümden sorumluya gelmiş. O da masaya 8 proje koymuş.
Başkan bu sefer daha meraklı:
— Seninki niye 8 ?
Yardımcı gülümsemiş:
— Haftada 7 gün var ama… Hani olur da bir gün proje patlarsa, yedeği bulunsun dedim!
Başkan kahkahayı basmış:
— Vizyonlu adamsın, bravo!
En son temizlikten sorumlu yardımcı 12 dosya koymuş.
Başkan gözleri parlayarak sormuş:
— Oooo! Seninki niye 12 ?
Yardımcı başlamış saymaya:
— Ocak, Şubat, Mart, Nisan…
Başkanın yüzü düşmüş, kaşlar çatılmış.
— Yani?
— Yani, ben her ay bir kere temizlik yaptırırım!
Başkan sessiz… Odada buz gibi bir hava…
Ve Başkan mırıldanır:
“Şimdi anladım… Niye sokakta rüzgâr süpürgeyle yarışıyor!”
***
POLİTİKACI VE UĞURLU(!) YARDIMCISI
Siyasete çocukluk hayaliyle atılan bir politikacı varmış.
Ama bir türlü seçim kazanamıyormuş.
Ne zaman aday olsa, sonuç değişmiyor: ''Kayıp, kayıp, kayıp…''
Bu kez belediye başkanlığına aday olmuş, büyük umutlarla…
Ama sonuç: Sandıkta sessizlik, yüzlerde hüsran.
Yanında, yıllardır ayrılmayan sadık yardımcısı…
''Hani şu çakmakla birlikte cebin dibi olmuş enfiye kutusu gibi bir adam.''
Politikacı gözleri dolu dolu dönüp yardımcısına bakmış:
— İlk adaylığımda yanımdaydın… Kaybettim.
— Sonra milletvekili adayı oldum… Yine yanımdaydın, yine kaybettim.
— En son belediye başkanlığına aday oldum, sen hâlâ yanımdaydın… ve evet… yine kaybettim.
Yardımcı gülümseyerek bakıyormuş politikacıya.
Yanakları sevinçten pembeleşmiş, "Bak nasıl da sadığım" dercesine başını sallıyormuş gururla...
Politikacı derin bir nefes almış, sonra hafifçe gülerek kafasını kaldırmış:
— Yahu... Sen ne uğursuz yardımcıymışsın be…!
***
AKLINIZDA BULUNSUN: Yalaka koyun kasabın keskin bıçağını övermiş…




























