Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Örtülü Faşizmden Açık Faşizme (2)

29 Kasım 2016 Salı 08:41
Yakup ŞEN
128 gazeteci cezaevinde. Kamuda görevden alınan, uzaklaştırılan, ihraç edilen 42 bin 957 sivil kamu görevlisi, 158 general olmak üzere üçbin 534 asker, 10 bin 29 emniyet müdüründen polis memuruna dek, değişik unvanda 56 bin 520 kişi kamu görevinden çıkarıldı.
 
Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) ile 3 bin 456 hakim ve savcı meslekten ihraç edildi. 11 bini aşkın öğretmen ile 12 bin civarında polis açığa alındı. Özel kurumlarda on binlerce insan işsiz kaldı ve 30 bine yakın öğretmenin çalışma belgesi iptal edildi. 56 bin kişinin pasaportu iptal edildi. Ankara ve Diyarbakır gibi birçok kentte toplantı gösteri ve yürüyüşler yasaklandı. Gözaltı süresi 30 güne çıkarıldı ve 5 gün avukatla görüş yasağı getirildi.
 
Peki ülkemiz bu duruma nasıl getirildi açıklamasına çok kısaca bir göz atacak olursak; 1 Kasım 2015 seçimleri AKP’yi yeniden tek başına iktidar yaptı. Ve onlara göre milli irade sadece ve sadece iktidar partisine oy verenlerin iradesiydi. Milli iradenin tecellisi sadece iktidar partisi seçimi kazandığında tecelli ediyordu. HDP’ye oy verenleri milletten saymıyor olsalar gerek ki, seçilmiş belediye başkanlarını görevden alıp yerlerini atanmışları bu belediyelerin başlarına getirdiler. Ve bu durumla da yetinmediler, HDP’li vekiller – genel başkanlar- önce gözaltına alındılar ve sonrada tutuklanarak cezaevine gönderildiler.
 
Böylesi kritik bir dönemde ve mecliste (yasama görevini güvence altına almada) muhalefet yapmanın garantisi olan dokunulmazlıkların sonuna kadar savunulmasını gerektirirdi. Maalesef üzülerek söylemek gerekirse bu böyle olmadı ve tam da bu durum AKP’nin ekmeğine yağ sürmüş oldu! Bu durum iktidarın elinde İslamcı-milliyetçi, ırkçı bir cephenin oluşmasını sağladı ve başkanlık sistemine geçişin ön koşulları gerçekleşme sürecine sokulmuş oldu. Ülke genelinde giderek Cumhuriyetçiler ve Kemalistler tasfiye edilirken, Kürt siyasetçiler cezaevlerine gönderiliyor, legal Kürt siyasetinin beli kırılmaya çalışılıyor!
 
Hitler faşizmi dünyada eşi ve benzeri görülmeyen bir diktatörlükle Alman tarihine utanç verici bir yüz karasıyla gerçekleştirildi. Ülkemizdeki şu andaki uygulamalar Almanya’da uygulananların onda biri kadar değil. Faşizm her ülkenin somut şartlarına göre çok farklılıklar gösterebilir. Bütün ülkelerdeki uygulamanın ortak yanı ise iktidarın arkasında olan ve ona maddi, manevi güç veren İslamcı, milliyetçi, gerici, ırkçı egemen güçlerin (sınıfların) desteğidir.
 
Sınıfsal zorbalığı bir ilke haline getiren iktidar ekonomik, sosyal, siyasal ve ideolojik örgütlü ve sömürü yapısını bir yere kadar sürdürebilir (dünyada ve ülkemizde de hep öyle olmuştur) ve de sürdürmesi kaçınılmazdır.
 
Saltanatlı baskı, sömürü ve yağmaya dayalı bir iktidar saltanatı ve toplumsal imhanın bedelini eninde sonunda çok ağır bir şekilde ödemek zorunda kalmışlardır.
Roma kralları, Mısır Ramsesleri, İngiliz, İspanyol, Fransız sömürgecilerinin ve yakın dönem diktatörlerinin başında bulundukları tüm zorba (diktatörler) ve yönetimler yerle bir olmadılar mı! Oldular da öte bile geçildi. Hitler, Musolini, Vidella, Markos, Franko, Pinotche, Şah Rıza, Hüsnü Mübarek, Ziya El Hak ve sayılacak diğerleri, kendi halklarının ve başka hakların, kanlarını döktükten, etkisi on yıllarca hatta yüzyıllarca yayılan yıkımları ve zulümleri gerçekleştirdikten sonra yok olup (yıkılıp) gittiler ve bir daha görünmemek üzer!
 
Sömürücü egemen güçlerin ortak yapısı, ortak özellikleri hemen hemen (üç aşağı, beş yukarı) aynıdır. Bunlar vatanseverlikten, ilerlemekten, kalkınmadan, refah ve bolluktan söz etmiş, ülkelerini ve milletlerini büyük güç haline getireceklerini vaat etmişler… Vaat etmesine vaat etmişler ama sözlerinin arkasında pek durmamışlar. Savaşlar açışmış, orduları seferber ederek ülkeler işgal edilmiş (bu durum özellikle emperyalist ülkeler için geçerlidir) her şey ve her yer bizimdir, bizim olacaktır denilmiş. Kan gözyaşı ölüm, açlık, yoksulluk, sahipsizlik vurdurmazlık ve hastalıklarla boğuşma, halkların alınyazı ve kaderlerine dönüştürülmüştür!
 
Şu anda iktidarı ellerinde tutanlar kendilerine muhalif, tüm ilerici demokrat, yurtsever, devrimci, barıştan, sosyal adaletten, özgürlükten, demokrasiden, katılımdan, paylaşımdan ve sosyal devletten yana olan herkese, onların örgütlü güç araç ve kaynaklarına karşı acımasızca bir saldırı hüküm sürmektedir.
 
Sorun vakit geçirmeden ne yapmamız gerçeğidir. Başta OHAL’in bir an önce kaldırılması, aş
iş, ekmek, hak eşitliği, basın-yayın örgütlenme özgürlüğü gibi hakların elde edilmesi, bugün uygulanmakta olan acımasız idarenin geri geri püskürtülmesi, yayılması askeri harekatların son bulması, günümüz diktatörlüğünün getirilmesi ve geri püskürtülmesi, huzur ve refahın sağlanması için, ilerici, demokrat, sosyal demokrat, solcu, devrimci, ilerici, aydın, işyeri ve fabrika da çalışanlar örgüt güçleri ve sendikaları harekete geçirerek, günümüz acımasız dayatmalara karşı örgütlü direnleri (yasal çerçeveler içerisinde) örmenin zamanının geldiğine inanmaktayım!

 
Bu yazı toplam 1050 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
arkan
21:37
30 Aralık 2016 Cuma
pkk bir abd projesidir.devrimci bir kürt hareketi değildir.
85.104.214.108
Yazarın diğer makaleleri
  • Egemen Güçlerin Bir Asırdan Beri Doğu Kalkınması Yutturmacası 229 Haziran 2018 Cuma 09:37
  • Egemen Güçlerin Bir Asırdan Beri Doğu Kalkınması Yutturmacası! 129 Haziran 2018 Cuma 09:36
  • Faşizmin Kara Lekesi Tarihe Yüz Karası Olarak Geçecek!16 Şubat 2018 Cuma 09:03
  • Dışa Bağımlı Kapitalist Sistemde Devlet Neden Tamamen Sosyal Olmaz? (3)11 Temmuz 2017 Salı 14:29
  • Dışa Bağımlı Kapitalist Sistemde Devlet Neden Tamamen Sosyal Olmaz? (2)9 Haziran 2017 Cuma 08:44
  • Dışa Bağımlı Kapitalist Sistemde Devlet Neden Tamamen Sosyal Olmaz? (1)6 Haziran 2017 Salı 09:15
  • Şaibeli Referandum25 Nisan 2017 Salı 08:46
  • Başkanlığa “Hayır” Kampanyası İçin Ulusal Seferberlik İlan Edilmeli (!)17 Şubat 2017 Cuma 08:34
  • Anayasalar Neden ve Kimin İçin Değiştirilir (2)27 Ocak 2017 Cuma 08:41
  • Anayasalar neden ve kimin için değiştirilir?(1)24 Ocak 2017 Salı 08:53
  • Başkanlık Sistemi ve Anayasa Üzerine20 Ocak 2017 Cuma 08:37
  • Yeni Anayasa Düzenlemesi Fiili Diktatörlüğe “Hukuki Boyut” Kazandıracak!17 Ocak 2017 Salı 08:51
  • Örtülü Faşizmden Açık Faşizme (2)29 Kasım 2016 Salı 08:41
  • Örtülü Faşizmden Açık Faşizme (1) 15 Kasım 2016 Salı 08:31
  • Felsefe-18 Kasım 2016 Salı 08:46
  • Felsefe-111 Ekim 2016 Salı 08:28
  • Bu “Darbe” Başka Darbe2 Ağustos 2016 Salı 09:15
  • Kısa Yoldan Zengin Olmanın Bedeli12 Temmuz 2016 Salı 08:53
  • 1 Mayıs İşçi Ve Emekçi Bayramı (2)17 Mayıs 2016 Salı 08:30
  • Kentsel Rant Sömürüsüne Karşı Neden Sosyalist Kent Modeli!14 Mayıs 2016 Cumartesi 16:30
  • Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
    Oluşturma süresi(ms): -1