Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Örgün Eğitimden Vazgeçilemez

2 Ekim 2020 Cuma 08:33
Celal Tezel
Eğitim, bir toplumun geleceğine yapılan yatırımdır. Toplumun bugün sahip olduğu kültürel, bilimsel ve düşünsel varlıkların genç kuşaklara aktarılması, ancak ve sadece eğitim yoluyla sağlanabilir. Bunun başkaca bir yolu yoktur.
 
Eğitimdeki aksama ve bozulmalar nedeniyle kuşaklar arasında bir kopukluk olması telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir. Toplumun gerilemesine ve hatta devletin çöküşüne bile neden olabilir. Dikkat ederseniz, tarih derslerinde Osmanlı Devletinin çöküş nedenleri konusu; yönetimin bozulması, maliyenin bozulması, ekonominin bozulması, sanayi devrimine ayak uydurulamaması gibi başlıklar altında incelenir. Tıpkı bunlar gibi, eğitimin bozulması da Osmanlı Devletinin önemli çöküş nedenlerinden birisi olarak kabul edilir.
 
Gerçekten de burada sayılan bozukluklar Osmanlı Devletinin çöküşüne ve tarih sahnesinden silinmesine neden olmuştur. Cumhuriyetin ilan edildiği ilk yıllarda, en büyük yatırımların eğitim alanında yapılmış olmasının ve eğitime ve öğretmene çok büyük bir değer verilmesinin nedenlerinden birisi de bu tarihsel gerçekliktir. Temel bir kamusal ihtiyaç olarak eğitim, ülkelerin gelişmişlik düzeyleri açısından yaşamsal önem taşımakta ve toplumların geleceğini belirlemektedir. İçinde yaşadığımız bilgi çağında, teknolojik gelişme ve ekonomik refah düzeyi ile eğitim arasında doğrusal bir ilişki olduğu gerçeği artık bilimin derinliklerinde kalmış bir sır olmaktan çıkmıştır.
 
Bu yalın gerçek, aklı başında hemen hemen herkes tarafından görülmüş ve anlaşılmıştır. Eğitime büyük yatırımlar yapan Japonya, Finlandiya, Güney Kore, Çin gibi ülkelerin mucizevî bir şekilde çok büyük bir hızla kalkınmış olmaları tesadüf değildir. Covid-19 Pandemisine rağmen, gelişmiş dediğimiz ülkelerin tamamında eğitim faaliyetlerinin en küçük bir ödün vermeden büyük bir ciddiyetle sürdürülmesinin asıl nedeni de, eğitimin sağladığı saydığımız bu üstünlüklerdir.
 
Uzaktan eğitim için çok güçlü alta yapıya ve teknik olanaklara sahip olan ülkeler bile gerekli önlemleri alarak ve kendi ülke gerçeklerine uygun düzenlemeleri yaparak örgün eğitim faaliyetlerini aksatmadan sürdürmenin bir yolunu bulmuşlardır. Covid-19 Pandemisini en ağır bir şekilde yaşayan ülkelerin başında gelen Almanya’nın Başbakanı Angela Merkel, “Biz önceliğimizi eğitime vereceğiz” diyerek tüm Alman ekonomisini, kurumlarını ve sosyal hayatı kapatmış, ancak tüm imkânlarını seferber ederek eğitim kurumlarını açık tutmuştur.
 
İngiltere, İskoçya, ABD, İtalya, İsveç, İsviçre, Fransa ve Kanada gibi ülkeler de aynı yolu izlemişlerdir. Dünyanın çeşitli ülkelerinde, başta Japonya olmak üzere Rusya, Güney Kore, Vietnam ve Çin gibi ülkeler de örgün eğitimlerine devam etmişlerdir. İçinde yaşadığımız bu çok ağır Covid-19 salgını koşullarında dahi örgün eğitimden vazgeçilmemiş olması nedensiz değildir.
 
Türkiye’de tüm dünya ülkelerinin aksine, geçici de olsa örgün eğitimin askıya alınmış olması başlı başına üzücü, şaşırtıcı ve düşündürücü bir konudur.  Bilindiği gibi adına okul dediğimiz, ilk örgün öğretim kurumu Milattan Önce 5000’li yıllarda Sümer devletinde kurulmuştur. İnsanoğlunun o günlerden bugünlere kadar gelen on binlerce yıllık eğitim deneyimleri vardır. Bilimsel alanda pek çok keşifler ve icatlar yapılmıştır. Teknolojik alanda günümüz insanının bile hayal gücünün sınırlarını zorlayan araç ve gereçler geliştirilmiştir. Eğitim alanında televizyonlar, bilgisayarlar, internet, akıllı tahtalar, projeksiyon cihazları, multi-medya sistemleri ve hatta robot öğretmenler bile işe koşulmuştur. Ancak eğitim teknolojileri ne kadar gelişmiş olursa olsun, bugün için adına doğrudan eğitim ya da yüz yüze eğitim dediğimiz örgün eğitimi ikame edebilecek bir teknoloji henüz icat edilememiştir.
 
Eğitim teknolojileri ancak örgün eğitime yardımcı olarak kullanılırsa yararlı olabilmektedirler. Yoksa salt teknolojiye dayalı bir eğitimle etkili, verimli ve nitelikli bir eğitim sağlanamamaktadır. Kalıcı izli, etkili, verimli ve nitelikli eğitim sadece örgün eğitim yoluyla sağlanabilmektedir. Çok gelişmiş teknolojilere sahip olan ülkeler bile örgün eğitimin bu özellikleri nedeniyle ondan vazgeçememektedirler. Eğitim basamakları düştükçe uzaktan eğitimin etkisi de azalmaktadır.
 
Bugün için, bir kısım ön-lisans ve lisans, yüksek lisans, doktora ve daha üst düzeylerdeki eğitimler, uzaktan eğitim yöntem ve teknikleriyle yapılabilmektedir. Ancak, çeşitli becerilerin öğretilmesi, uygulamalı bilimler ve mesleki eğitim uzaktan eğitim yoluyla gerçekleştirilememektedir. Örneğin,  ne yaparsanız yapın okuma-yazmayı ve dört işlemi uzaktan eğitim yöntem ve teknikleriyle öğretemezsiniz. Nitekim 2020 yılı başında ilköğretim birinci sınıfa başlayan, geçen yılın ikinci döneminde uzaktan eğitime geçen, bugün ikinci sınıfta bulunan öğrencilerin çok büyük bir çoğunluğu okuma-yazmayı ve sayı saymayı öğrenememişlerdir. Aynı yöntemlerde ısrar edilirse; çok büyük bir ihtimalle bu yıl ilkokula başlayan öğrenciler de okuma-yazmayı ve dört işlem yapmayı öğrenemeyeceklerdir.
 
Bütün bu gelişmeler açıkça göstermektedir ki, özellikle ilk ve temel eğitimde örgün eğitimden vazgeçilemez.  Bu nedenle, ülkemizde de ne yapılıp edilmeli, iş işten geçmeden, genç kuşaklar kaybedilmeden ve kuşaklar arasında büyük bir eğitim boşluğu oluşmadan önlemler alınmalıdır. Okullarımızın fiziki yapıları, ders ve öğretmen dağılımları, sınıf mevcutları, oturma düzeni, hijyen gibi özellikler pandemi koşullarına uygun hale getirilerek örgün eğitime bir an önce geçilmelidir.
 
Eğitim temel bir insan hakkıdır. Ülkemizde, milyonlarca anne-baba haklı olarak çocuğunun iyi bir eğitim almasını ve yükseköğretimle kazanılan saygın bir meslek sahibi olasını istemekte ve beklemektedirler. Bunun için çaba göstermektedirler. Ancak geliniz görünüz ki, eğitim sistemimizin bugün geldiği noktada, velilerin bu masum isteklerine cevap verebilmesi pek de mümkün görülmemektedir. Çünkü eğitim sistemimiz çok büyük oranda özelleştirilmiştir. Dolayısıyla eğitim hizmeti almak pahalı hale gelmiştir. Bu nedenle, eğitimde fırsat eşitliği ortadan kalkmıştır. Yoksul ama yetenekli çocukların bu sistemde iyi bir eğitim alabilme şansları hemen hemen yok denecek kadar azalmıştır. Geçen eğitim-öğretim döneminde pandemi nedeniyle okulların kapanmasının üzerinden yedi ay geçmiş olmasına rağmen Milli Eğitim Bakanlığının örgün eğitime geçmek için hiçbir hazırlık yapmamış olduğu görülmüştür. Bu yıl da yine kolaycı bir yaklaşımla eğitimin internet üzerinden EBA programıyla yapılması yoluna gidilmiştir. Eğitimin temel unsurlarından birisi olan öğretmen aylıklarında ve özlük haklarında hiçbir iyileştirmeye gidilmemiştir.
 
18 milyon 500 bin öğrenci ve 1 milyon 500 bin öğretmenin çok uzun süre örgün eğitim ortamından uzak kalması nedeniyle öğrenci öğrenciliğini, öğretmen öğretmenliğini unutmuştur. EBA Programıyla eğitim-öğretime başlandığının ilk günü bilişim alt yapısı çökmüştür. Bilişim alt yapısının ve öğrenci ders araç ve gereçlerinin bu eğitim-öğretimi sürdürmek için yeterli olmadığı görülmüştür. Ders içeriklerinde laiklikten ve bilisellikten uzaklaşılmıştır. Ortaçağ kalıntısı, çağdışı bir müfredatta ısrar edilmektedir. 2020 yılında EBA Programlarında yer alan “din kültürü ve ahlak bilgisi” dersinde devlet televizyonlarından “cinler, şeytan ve melek” konusu anlatılmıştır.
 
Mevcut eğitim sistemi artık velileri, öğrencileri, öğretmenleri ve eğitimle ilgili bulunan hiç kimseyi mutlu edememektedir. Böyle bir eğitim anlayışıyla gelişmiş ülke gençleriyle rekabet edebilecek öğrencilerin yetiştirilebilmesi mümkün görülmemektedir. Bu eğitim sistemi artık işlevini tamamlamış ve sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır. 1930’larda tıpkı Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı gibi köklü bir eğitim devrimi yapılmasına duyulan ihtiyaç her geçen gün daha da artmaktadır.

 
Bu yazı toplam 2123 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1