Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Mega Yangınlar Çağı

13 Ağustos 2021 Cuma 08:42
Celal Tezel
Geçtiğimiz 28 Temmuz günü, haber ajanslarının internet sayfalarına acil koduyla geçilen orman yangını haberleri birbiri ardına düşmeye başladı. Televizyonlar, normal yayın akışlarını keserek, Manavgat ve Muğla yangınlarına ilişkin canlı görüntüleri, son dakika notlarıyla yayınlamaya başladılar. Orman yangını haberleri bir anda, ülkenin en önemli gündem maddesi haline geldi.
 
İnanılır gibi değil ama Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin deyimiyle aynı anda 38 ilde 163 orman yangını birden meydana gelmişti. Bu boyutlardaki bir yangına hazırlıklı olmayan orman idaresi ve itfaiye teşkilatları, doğal olarak yangını kontrol altına almakta bir hayli zorlandılar. Bu hengâme sırasında; kaçınılmaz ve zorunlu olarak havadan acil müdahale gerektiren böylesi bir yangında, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yeterli yangın söndürme uçaklarına sahip olmadığı ve Türk Hava Kurumu’nun elinde bulunan yangın söndürme uçaklarının ise; çeşitli arızalar nedeniyle atıl vaziyette hangarlarda bekletildiği gerçeği ortaya çıktı.
 
Yaşanan bu süreçte; orman yangınlarının daha da geniş alanlara yayılması, yangın ortasında kalan bazı köylerin ve yerleşim yerlerinin tamamen yanması, turizm belde ve tesislerinin boşaltılmak zorunda kalınması ve en önemlisi de yanarak can vermiş olan bazı orman canlılarının kömürleşmiş hallerine ilişkin vicdanları yaralayan, yürekleri dağlayan görüntülerin kamuoyuna yansıması gibi nedenlerle; toplumumuzda, orman yangınlarına ilişkin olarak zaten yapılmakta olan tartışmaların dozajı daha da sertleşti.
 
Orman yangınları, ülkemizin ve toplumumuzun yabancısı değildir. Ülkemizde, çok eski tarihlerden beri orman yangınları meydana gelmektedir. Orman yangınları da tıpkı depremler, heyelanlar ve seller gibi ülkemizin acı bir gerçeğidir. Bundan dolayıdır ki yapılan tartışmalar, bundan önceki her orman yangınında olduğu gibi öncelikle yangının çıkış nedenleri üzerinde yoğunlaştı. Yangının çıkış nedenleri olarak kimileri, komplo teorisi boyutlarına ulaşan fantastik iddialarda bulundular. Yangının, ormandaki bir cam kırığına yansıyan güneş ışığının, camın bir mercek gibi ışığı bir ağaca yansıtarak ağacı yakmış olması sonucunda çıkmış olabileceği görüşünü ciddi ciddi dile getirdiler. Kimileri, bu yangınların bir sabotaj olduğunu, yangının iç veya dış düşmanlar veya teröristler tarafından çıkartılmış olabileceğini söylediler.
 
Kimileri, bu orman yangınlarının nedeni olarak orman arazilerine turistik tesis kurarak buradan rant sağlamak isteyen gözünü para hırsı bürümüş, vatan ve insanlık sevgisinden yoksun rantiyecileri gösterdiler. Yanan bu yerlerin, tıpkı bundan önceki yangınlarda orman vasfını yitiren arazilerde olduğu gibi imara açılacağını ve buralara da turistik tesisler kurulacağını söylediler. Yangını piknikçilerin çıkardığını, yoldan geçerken sigara izmariti atan bir sorumsuzun yangına sebep olduğunu, hatta yangının bir takdiri ilahi sonucunda kendiliğinden ortaya çıkmış olabileceğini söyleyenler bile oldu. Olaya daha bilimsel açıdan yaklaşan bazı aydın ve entelektüeller ise yangının çıkış nedeni olarak değil ama yaygınlık kazanmasının nedeni olarak ise küresel ısınma ve iklim değişikliği olgusunu gösterdiler. Bu neden ve gerekçe arama çabaları elbette ki yararlıdır.
 
Bazı olguların nedenlerini doğru bir şekilde saptamaya çalışmak; gelecekte bu olguların vereceği zararları ortadan kaldırmak veya azaltmak açısından yararlı da olabilir. Ancak bazı şeyler vardır ki sebep, sonucu değiştirmez. Tıpkı yaşadığımız bu yangın gerçeğinde olduğu gibi sebep ve gerekçesi her ne olursa olsun; üzerinden 15 günden daha fazla bir zaman geçmesine rağmen hala devam etmekte olan TÜRKİYE TARİHİNİN GELMİŞ GEÇMİŞ EN BÜYÜK ORMAN YANGINI SOMUT BİR GERÇEKLİK OLARAK ORTA YERDE HALA ÖYLECE DURMAKTA VE YANGININ DUMANLARI HALA TÜTMEYE DEVAM ETMEKTEDİR.
 
İşte asıl üzerinde durulması, farkına varılması ve nedenlerinin açıklığa kavuşturulması gereken gerçeklik bu gerçekliktir. Bütün yurtsever ve duyarlı insanlarımızın büyük bir acıyla ve gözyaşları içerisinde izlediği, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin yaptığı açıklamaya ve ilk belirlemelere göre 54 Bin hektar orman alanının kül olduğu ve geriye pek çok evsiz barksız, çaresiz, yorgun ve yılgın insanımızın kaldığı bu yangın, öyle sıradan bir yangın değildir. Bu yangın Türkiye orman yangınları tarihinin ilk MEGA YANGINIDIR. Türkiye, tarihinde ilk kez olarak bu yangınla birlikte; dünyada küresel ısınma ve iklim değişiklikleri üzerinde çalışan bilim insanlarının çok uzun yıllardan beri açıklamaya, sebep ve sonuçlarını anlatmaya ve olası tehdit ve tehlikelerine karşı ülkeleri ve insanları uyarmaya çalıştıkları MEGA YANGIN olgusuyla yüz yüze gelmiş ve karşı karşıya kalmıştır.
 
Doğrusunu söylemek gerekirse; orman teşkilatımızın ve itfaiye örgütlerimizin MEGA YANGINLARA karşı yeterince eğitimli, donanımlı ve hazırlıklı olmamaları nedeniyle bu yangınlarla mücadelede ulaşılmak istenen etkili sonuçlar elde edilememiştir. Ne yazık ki orman idaremiz bu olayda iyi bir sınav verememiş ve başarılı olamamıştır. Zaten, bu tür yangınlarla; MEGA YANGIN olgusu yeterince bilinmeden, eski, babadan kalma bilindik yöntemlerle başa çıkabilmenin imkânı da artık kalmamıştır. Bilindiği gibi dünya MEGA YANGIN olgusuyla ilk kez Avustralya’nın New South Wales eyaletinde 2020 yılında çıkan, görülmemiş büyüklükteki yangınla tanışmıştır. Bu yangın ancak 240 günde söndürülebilmiştir. Bu yangında 2,1 milyon hektar alan kül olmuş, altı insan yaşamını kaybetmiş ve milyonlarca hayvan yanarak can vermiştir. Kimi bilim insanlarına göre bu yangınla birlikte dünyada MEGA YANGINLAR ÇAĞI başlamıştır. Yine aynı bilim insanları, bu tür yangınların çoğalacağını, Türkiye’nin de bu tehlikelerle karşı karşıya bulunduğunu, küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin yol açtığı felaketlerle başa çıkabilmek için yeni bir düzenin kurulması gerektiğini ve yeni bir afet yönetimi anlayışına ihtiyaç bulunduğunu dile getirmişlerdir.
 
Konuya ilişkin dünya çapında yapılan bilimsel çalışmalar neticesinde son olarak Türkiye’nin de üyesi bulunduğu, Merkezi İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan Birleşmiş Milletler (BM) Hükümetlerarası İklim Değişikliği Panelinin (IPCC) 54. Oturumunda iklim kriziyle ilgili beklenen rapor açıklanmıştır. Üye ülkelerin karar verici konumundaki üst düzey yöneticileri için hazırlanan ‘İklim Değişikliği 2021: Fiziksel Bilim Temeli’ başlıklı rapor, 234 bilim insanı ile 195 hükümet tarafından onaylanmıştır.
 
İklim bilimiyle ilgili en güncel veri ve analizleri bir araya getiren bu rapor, 2014’te yayımlanan özel rapordan bu yana konuyla ilgili olarak hazırlanan en önemli güncelleme olarak kabul edilmektedir. Söz konusu bu raporda; daha önceki raporlarda da belirtildiği gibi değişen İKLİM KOŞULLARININ YANGIN VE SELLERDEKİ ARTIŞA NEDEN OLACAĞI BİR KEZ DAHA VURGULANMIŞTIR. Ülkemizde devam eden orman yangınları ve seller; ilgili ve yetkililer tarafından bu raporlardaki önerilerin yeterince ciddiye alınmadığını ve gereklerinin yapılmadığını göstermektedir. DOĞAL AFETLERLE, SELLERLE VE YANGINLARLA; OLAYLARI KENDİ HALİNE, OLAĞAN AKIŞINA BIRAKAN BOŞ VERMİŞÇİ BİR TEVEKKÜL ANLAYIŞIYLA VE BİLİMLE İNATLAŞARAK MÜCADELE EDİLEMEZ.
 
Umut ederiz ki, mümkün olan en kısa sürede yaşanan acı deneyimlerden gereken dersler çıkartılır ve bilim insanlarının önerilerine kulak verilir. MEGA ORMAN YANGINLARIYLA mücadelede en önemli unsur, iyi yetişmiş uzman personeldir. Liyakat sahibi olmayan personel istihdamından hızla vazgeçilmeli ve iş başına uzman personellerin getirilmesine özen gösterilmelidir. Günümüz orman yangınlarında en etkili araçlar uçak ve helikopterlerdir. Bu nedenle yangınla mücadelede ihtiyaç duyulan uçak ve helikopter filolarının kurulmasına öncelik verilmeli, robotlar da dahil olmak üzere ileri teknoloji araçlarının temini yoluna gidilmelidir. Türkiye bu işleri yapabilmek için yeterli kaynaklara sahip bir ülkedir. Öyle görülmektedir ki, bundan böyle küresel ısınma ve iklim değişikliklerinden kaynaklı doğa olayları ve afetler günlük yaşantımızın bir parçası haline gelecektir. Bu nedenlerle toplumda bu olaylarla mücadele bilinci ve kültürünün oluşturulmasında hepimiz açısından sayılamayacak kadar büyük faydalar bulunmaktadır. Unutulmamalıdır ki doğal afetler önlenemez belki ama vereceği zararların asgariye indirilmesi mümkündür.

 
Bu yazı toplam 886 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1