Demokrasi; demos (Halk) ve kratos (Otorite) sözcüklerinin birleşiminden oluşur ve halkın kendi kendini yönetmesi anlamıyla bir gerçeklik oluşturur. Demos ve kratos eski Yunan kökenli kelimeler ve tanımlamalardır ve bu etimoloji elbet tabii tarihi sosyal gerçekliklerle tanım oluşturmuştur ve modernist demokrasinin temelini antik yunanda arayan medeniyeti temsil etmektedir.Güncel dünyada otorite Doğuda değil de Batı da bizzat Batılı devletler eliyle koyulduğu için de modern anlamda ulusların gerçekliklerini tarihi ve sosyal olarak Batı kültür dünyası özgülünde tanımlamaları beklenmektedir. Bu açıdan bakıldığında Batı kavramları ve değerleri açısından ne Rusya ne Çin ne Türkiye ne İran tam anlamıyla demokrasi çerçevesine oturtulamaz.
Peki bu, bu ülkelerde tanım itibariyle halk otoritesi demek olan demokrasinin olmadığı anlamına gelebilir mi? Bence, hayır. Halk otoritesi elbette Doğuda da vardır ve fakat bunun tecelli etme biçimi farklıdır, zarflar farklı olsa da mazruf özünde aynıdır. Bizde Batılı anlamda ilk siyasi parti İttihat ve Terakki Cemiyeti ve ona muhalif bir oluşum olan Hürriyet ve İtilaf… Cumhuriyet devrinde ise bu partilerin modern hizipleri ve hiziplerin de hizipleri ile bugün Türkiye’nin çok partili yaşamındaki onlarca parti... Ana akım ve çağın mottosu ideolojiler ise on yıllardır aynıdır. Türkçülük, Osmanlıcılık, İslamcılık öznel gerçekliğinde bu ana akımların kapitalist ve sosyalist renkleri mevcuttur ve Türkiye de ideolojik bir tutum ve tavır alıştan çok bir meslek haline dönen ve ticari faaliyetlere alan açmak için kullanılan bir yol olmuştur siyaset.
Bu yeni özellikleri itibariyle partiler kurucu idealist, ülkücü özelliklerini yitirip tam anlamıyla uvriyenist, günü birlikçi, sloganist bir yapıya bürünmüştür. Halk otoritesi batılı anlamıyla tecelli etmese de kurulu sistemde zarfı Batıdan almış mazrufu Doğudan doldurmuştur. Halk otoritesinin öznesi olan insanların siyasi partilere bir güveni ve bir onayı kalmamış, eski bir alışkanlık Nasrettin Hoca’nın Akşehir gölüne yoğurt mayası çalması gibi ya tutarsa misali pek çok insan oy verme alışkanlıklarını sürdürmektedir. Fenerbahçeli bir babanın evladı Fenerbahçeli, Galatasaraylıysa Galatasaraylı.
CHP’li bir ailenin çocuğu CHP’li, MHP’li bir ailenin çocuğu MHP’li, mütedeyyin İslamcı bir ailede yetişen bir çocuk günün sonunda AKP’li. İslam öncesi dönemde Mekkelilere İslam tebliğ edildiğinde, onların;
“Atalarımızdan böyle gördük, atalarımızın dinini terk mi edelim.” Diyen Cahiliye devri putperest Araplarına döndürülmek istendi seçmen. Her siyasi parti başkanı oyları ceplerinde görüyor. Son genel seçimlerde sekiz milyon insan sandığa gidip oyunu kullanmadı. Oy kullananlarında milyonlarcası oy verdiği partiye ehven-i şer muamelesi yapıp öyle oy kullandı. Halk otoritesi tecelli etmiş oldu mu şimdi? Zannetmiyorum. Sürekli olarak değil ama kısa dönemlerde bazen tecelli ettiği olmuştur.
Halk elitlerinin doğrudan otorite koyup Padişahın yetkisini kısıtladığı İttihat ve terakki ya da Cumhuriyeti kuran ve Kuvayi Milliye ve Müdafaa-ı Hukuk grubundan tecelli eden bir Atatürk dönemi Cumhuriyet Halk Partisi ya da ekonomik faaliyetlerini beğenelim ya da beğenmeyelim büyük kitleleri peşinden sürükleyen ve Anadolu’nun muhafazakar mütedeyyin insanlarını merkeze taşıyan bir Turgut Özal’ın Anavatan partisi, Süleyman Demirel’in Doğru Yol Partisi ya da o ilk kurulduğu dönemin Adalet ve Kalkınma Partisi yok şimdi. Bunlar Türkiye demokrasi tarihinde halk otoritesini devletin ve müesses nizamın üzerinde hissettiren partilerdi. Halk var ve fakat otoritesi yok şimdi.
Hazineden milyonlarca lira alan obez siyasi partiler bir şirkete bir holdinge döndü. Yerel seçimler yaklaşıyor o yüzden gidip finansmanını kendinizin yaptığı, parti bürosunda ikram edilen çayı bile üyelerinin aidatı ile alınan partilere oy verin derim ben. En azından hayal kırıklığına uğramazsınız ve olurda kurucu özelliğiyle teveccüh edilen bir parti olursanız bir gün halkın otoritesi de yüz yüze çay içip hem dert olduğunuz siyasetçiler eliyle tecelli eder belki. Kalın sağlıcakla. Küçük partilerinde tüzüklerini okuyun derim ben.
Oy verdiğiniz partiye üye olun, aidat ödeyin, seçim çalışmalarına katılın hiç olmazsa gidip bir çaylarını için derim ben.



























