Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Koronavirüs Paniği

13 Mart 2020 Cuma 09:59
Celal Tezel
Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca’nın, Türkiye’de de Koronavirüs vakasına rastlandığını açıklaması ve Dünya Sağlık Örgütünün de Pandemi, yani dünyayı saran salgın hastalık ilan etmesinin ardından bu hastalığın ortaya çıktığı tüm ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de büyük bir toplumsal paniğin yaşandığına tanık oluyoruz.
 
Televizyon haberlerinde ve sosyal medyada özellikle büyük şehirlerimizde halkın marketlere akın ettiğini, başta hijyen malzemeleri olmak üzere yiyecek içecek raflarının boşaldığını izliyoruz. Bu ani ve hızlı talep artışını kâra dönüştürmek isteyen bazı ahlaksız fırsatçılar yüzünden sözü edilen malların fiyatlarının beş kat arttığı söyleniyor.
 
İnsan sağlığının hatta canının söz konusu olması nedeniyle belli bir ölçüde doğal karşılamamız gereken önlem hazırlıklarının aşırı derecede abartılması, bir karmaşa ve panik havası içerisinde marketlere akın edilmesi bence toplum olarak bu gibi doğal afetlere yeterince hazırlıklı olmadığımızı göstermektedir.
 
İşin tıbbi boyutu ve tedavi yöntemleri konusu bu alanda uzman doktorlara bırakılmalı, ilgili ilgisiz, yerli yersiz her kafadan bir ses çıkartılarak zihinler bulandırılmamalıdır. Uzmanların açıklama ve önerileri son derecede ciddiye alınmalı ve bunlara titizlikle uyulmalıdır.
 
Koronavirüs, kamu sağlığını tehdit eden tehlikeli bir hastalıktır. Bu virüs daha şimdiden 2002 yılında ortaya çıkmış olan SARS salgınından daha fazla insanın ölümüne yol açmıştır. Daha önceden tanınmayan ve tedavisi bilinmeyen bir virüs olduğu için salgının nasıl seyredeceği, ne kadar ciddi bir salgın olacağı ve ne zaman sonlanacağı henüz tahmin edilememektedir.
 
Koronavirüsle ancak, uygulama birliği ve eşgüdüm içerisinde topyekün bir mücadeleyle başa çıkılabileceği anlaşılmıştır. Bu hastalıkla sürekli, düzenli ve etkili bir biçimde mücadele edebilmek için toplumun bir an önce içerisine düştüğü belirsizlik, karmaşa ve panik havasından çıkartılması gerekmektedir. Bu görev ilgili ve yetkili kamu otoritelerine düşmektedir.
 
Toplumsal yaşamın her alanını derinden derine etkilemekte olan koronavirüs, özellikle ülke ekonomilerini krize sürüklemiş, dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin ekonomisini felç etmiştir. Türk ekonomisinin bundan nasıl etkileneceğini söylemek için henüz erken olmakla birlikte bu etkinin olumsuz yönde olacağını tahmin etmek hiç de zor değildir. Koronavirüs olayı duyulduğu andan itibaren kamuoyunda tartışılan tüm konuların önüne geçmiş ve toplumsal gündemin ilk maddesine yerleşmiştir. Uzunca bir süre daha toplumsal gündemimizi meşgul edeceği gün gibi aşikardır. Bu nedenle, özellikle ulusal çapta yayın yapan televizyonlarda koronavirüsü konu alan programlar yayınlanmaya başlanmıştır. Bu programlara konuşmacı olarak tıp ve sağlık konularıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan bazı sözde gazetecilerin de çıkartıldığını hayret ve ibretle görüyoruz.
 
Hikmeti kendinden menkul, ilgili herkesçe bilinen bu sözde gazeteciler, toplumda sükunet ve dinginliği sağlamak için çaba gösterecekleri yerde, toplumdaki panik havasını daha da arttırmaya yönelik konuşmalar yapabilmektedirler. İnsan yaşamını bu kadar yakından ilgilendiren bir konu hakkında bile sansasyon yaratarak raiting arttırma peşinde koşmak en hafif deyimiyle sorumsuzluktur. Toplum olarak böylesine hassas bir dönemden geçtiğimiz şu günlerde, ne yazık ki, bizim ülkemizde kendisini her konuda uzman zanneden bu gibi şarlatanların hezeyanlarına itibar edilmemelidir. Hastalıkla mücadele ve tedavi konusunda aklın ve bilimin rehberliğinden vazgeçilmemelidir.
 
Tıp bilimi ve teknoloji ne kadar ilerlemiş olursa olsun daha önceden öngörülemeyen, tanınmayan ve bilinmeyen böylesi tehdit ve tehlikelerin ortaya çıkması olasılığı her zaman mümkündür. Geçmişte buna benzer salgın hastalıklar ortaya çıkmıştır. Gelecekte de yine benzer salgınlar elbette ki görülebilecektir. İnsanlık ve bilim geçmişte olduğu gibi bu salgının da üstesinden mutlaka gelecektir.
 
Günlük yaşamın doğal akışı içerisinde birdenbire ortaya çıkan, günlük yaşamın doğal akışını, kurgusunu ve dinginliğini bozan, kurumların, kişilerin, hemen hemen hepimizin varlığını tehdit eden bir durum söz konusudur. Anormallik gösteren bu durumdan normal yol ve yöntemlerle çıkılamaz. Bu nedenle, hiç vakit geçirilmeden ve tereddüt gösterilmeden en küçük yönetsel birimler de dahil olmak üzere tüm yönetim kademelerinde kriz yönetimine geçilmelidir. Mevcut durum akılcı ve gerçekçi biçimde denetim altına alınarak panik havasına son verilmelidir.
 
 
Celal TEZEL
E. Öğr. Gör. Uzm.

 
Bu yazı toplam 12 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1