Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Korona Günlerinde Eğitimin Güncel Sorunları

9 Nisan 2021 Cuma 08:01
Celal Tezel
Korona pandemisi, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bir türlü kontrol altına alınamadı. Aksine, virüsün uğradığı mutasyonlar sonucunda ortaya çıkan mutant virüsler, salgının şiddetini daha da arttırdı. Ülkemizde tespit edilen pozitif vaka sayıları, günden güne daha da hızlı bir şekilde yükselmeye başladı.
 
Açıklanan son verilere göre Türkiye, pozitif vaka sayılarında Hindistan’dan sonra ikinci sıraya yerleşti. Bu artış hızının daha da artmasından ve Türkiye’nin pozitif vaka sayılarında dünya birinciliğine yükselmesinden endişe ediliyor. Hepimizin bildiği gibi dünya, 2020 yılını ve 2021’in ilk üç ayını Pandemiyle savaşımla geçirdi.
 
Geçen bu zaman sürecinde kimi ülkeler, salgının hızını yavaşlatmak için kendi gerçeklerine, ihtiyaçlarına ve teknolojik olanaklarına göre çeşitli savaşım yöntemleri geliştirdiler. Türkiye’de ise ne yazık ki, pandemiyle baş edebilmek için ülke gerçeklerine ve gereksinimlerine uygun, özgün, etkin ve verimli savaşım yöntem ve teknikleri geliştirilemedi. Salgınla mücadele, salt sağlık çalışanları tarafından yürütmesi gereken rutin bir görev olarak görüldü. Mevcut sağlık hizmetleri yeterli sayıldı. Bu açıdan bakıldığında ülkemiz; sosyal hareketlilik, sosyal izolasyon ve karantinalar, ekonomik kapanmalar, çeşitli halk kesimlerine yapılan ekonomik ve sosyal yardımlar, aşılama kampanyalarında izlenen yol ve yöntemler ve benzeri uygulamalar bakımından dünyanın öteki ülkelerinden tamamen ayrıştı. Ülkelerin öncelikler sıralamalarında büyük farklılıklar ortaya çıktı.
 
Salgın hastalıkla mücadele, tüm toplum kesimlerine karşılıksız yapılan ekonomik ve sosyal yardımlar, yaşayan herkesin ücretsiz olarak ve çok hızlı bir şekilde aşılanması ve eğitim faaliyetlerinin kesintisiz bir şekilde sürdürülmesi gibi konular, dünyanın hemen hemen tüm ülkelerinde yaşamsal derecede önemli, öncelikli gündem maddelerini oluştururken; ülkemizde ise, Kovid-19 pandemisinin yeterince önemsenmediğine ilişkin bazı kanaatler oluştu. Kısaca belirtmek gerekirse ülkemizde; ekonomiye öncelik verildi. Siyasal, hukuksal ve diplomatik sorunların üstesinden gelebilmek için yapılan çalışmalar daha fazla ön plana çıkartıldı. Parti kapatmaları ve darbe tartışmaları gibi yapay gündem maddeleri oluşturulmaya çalışıldı. Salgın hastalıkla mücadele gibi yaşamsal derecede öncelikli olması gereken, kamusal bir gündem maddesi bile ötelendi.
 
İkinci, üçüncü sıralara itildi. Yine aynı şekilde eğitim gibi, bir toplumun geleceğini çok yakından ilgilendiren yaşamsal bir faaliyet alanı da öncelikler arasından çıkartıldı. 15 Şubat’ta köy okullarında, 2 Mart’ta şehir okullarında seyreltilmiş sınıflarda örgün eğitime geçilmesiyle birlikte sanki eğitim-öğretimde yaşanan tüm sorunlar çözülmüş ve eğitimde her şey normale dönmüş gibi bir algı yaratıldı. Oysa hiçbir sorun çözülmedi. Aksine eğitimde yaşanan güncel sorunlar daha da çeşitlendi ve çoğaldı. Dünyada ise bizim yaşadıklarımızdan çok farklı gelişmeler yaşandı. Başta Almanya olmak üzere ABD, İngiltere, Kanada ve Hollanda gibi ülkeler önceliklerini eğitime verdiler. Ülkelerindeki tüm toplumsal faaliyetleri ve etkinlikleri kapatmalarına karşın, gerekli önlemleri aldılar ve eğitim faaliyetlerini ödünsüz ve kesintisiz bir şekilde sürdürdüler. Bizim ülkemizde ise işin kolayına kaçıldı. Ve salgınla mücadelede ilk olarak eğitim öğretim kurumları kapatıldı. Daha sonra okulların açılması için ilan edilen tarihler ve ülke genelinde yapılan sınav tarihleri sıklıkla değiştirilerek öğrenciler ve veliler büyük bir belirsizlikle karşı karşıya bırakıldılar.
 
Okulların haklı ve makul gerekçeler gösterilmeden, öngörüsüz bir şekilde sıklıkla açılıp kapanmaları büyük bir karmaşa ve bezginlik yarattı. Ülkemizde, özellikle eğitimle ilgili kamuoyunun öncelikli olarak “Neden dünyanın öteki ülkelerinde eğitim-öğretimden en küçük bir ödün verilmeden, eğitim kurumları kapatılmadan eğitim-öğretim faaliyetleri kesintisiz olarak sürdürülüyor, pandemi ortamında bile böyle bir nitelikli eğitim yapılabiliyor da? Bizim ülkemizde neden okullar sıklıkla aç-kapa yapılarak eğitim-öğretim faaliyetleri bölük pörçük olarak ve nitelikten yoksun bir şekilde sürdürülmeye çalışılıyor? Sorularının üzerinde uzun uzun düşünmesi ve bu soruların cevaplarını akılcı, gerçekçi, bilimsel ve doğru biçimde verebilmesi gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki eğitim; kaçınılmaz ve zorunlu olarak, her zaman ve her yerde mutlaka planlı, sistemli, sürekli ve düzenli bir faaliyettir. Eğitimin bu niteliğinden uzaklaşılırsa; orada yapılan etkinliğin bir iletişim faaliyeti olduğu, bir sohbet veya sosyal etkinlik olduğu söylenebilir.
 
Ancak eğitim faaliyeti olduğu söylenemez. Böyle bir faaliyetin de hiç kimseye hiçbir yararı olmaz. Aç-kapa yapılarak sürdürülmeye çalışılan örgün eğitimin ve EBA programı üzerinden yapılan uzaktan eğitimin özellikle ilköğretimin ilk basamaklarında etkili ve kalıcı izli öğrenmeler sağlayamaması nedeniyle 2020 ve 2021 yılında ilköğretime başlayan çok sayıda öğrencinin okuma-yazma öğrenemedikleri söylenmektedir. Eğer gerçekse böyle bir durum; söz konusu bu kuşakların kaybedilmesine ve ileride telafisi mümkün olmayan vahim sonuçların doğmasına neden olabilir.
 
Pandemi günlerinde EBA programı üzerinden uygulamaya konulan uzaktan eğitim nedeniyle bizim eğitim sistemimizde zaten kâğıt üzerinde ve söylemde kalmış olan fırsat eşitliği ilkesi iyice bozulmuş ve ortadan kalkmıştır. İnternet olanaklarından ve bilgisayar, tablet veya akıllı telefon gibi ders araç ve gereçlerinden yoksun, yoksul halk çocukları, bunlara ve özel okul imkanlarına sahip varsıl ailelerin çocukları karşısındaki eşit koşullarda rekabet edebilme şanslarını tamamen kaybetmişlerdir. Pandemi günlerinin en can yakıcı güncel eğitim sorunu ise; yeterli sağlık altyapısı hazırlanmadan ve gerekli önlemler alınmadan birdenbire açılan okullarda başlanan yüz yüze eğitim nedeniyle eğitim emekçilerinin, öğrenci ve öğretmenlerin karşı karşıya bırakıldıkları hastalık bulaşma riski ve can güvenliği sorunudur. Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, 15 Şubat’tan bu yana 16 eğitimcinin Kovid-19 virüsü nedeniyle yaşamını yitirdiğini duyurmuştur.
 
Yine aynı doğrultuda açıklamalar yapan Eğitim İş Sendikası Genel Başkanı Orhan Yıldırım ise sayıları kesin olarak belirlenemeyen yüzlerce eğitim emekçisinin karantina altında olduğunu bildirmiştir. Acil ve etkili önlemler alınmadığı takdirde bu sayıların hızla artacağını tahmin etmek hiç te zor değildir. Görünen köy kılavuz istememektedir. Elbette ki, örgün eğitimden vazgeçilemez. Ancak mevcut koşullarda da örgün eğitime devam edilemez. Bu nedenle, okullarımızda hızla gerekli sağlık koşulları sağlanmalı, tüm öğretmenlerimiz, okul çalışanlarımız, eğitim emekçilerimiz ve hatta öğrencilerimiz de etkin bir program dahilinde aşılandıktan sonra örgün eğitime ancak sağlıklı ve güvenceli koşullarda geçilmelidir. Eğitimin güncel sorunları saymakla bitmez.
 
Öğretmenlerimizin başta ücret olmak üzere özlük haklarına ilişkin çok sayıda sorunları vardır. Atanamayan öğretmenler sorunu ise kelimenin tam anlamıyla toplumsal bir faciaya dönüşmüştür. İntihar eden atanamayan öğretmen vakalarına her gün bir yenisi daha eklenmektedir. Acil çözüm bekleyen böylesine önemli bir soruna ilişkin olarak bile en küçük bir çözüm önerisi getirilmemesi ve konunun üzerinde dahi durulmadan yüzeysel bir yaklaşımla geçiştirilmesi, başlı başına üzerinde durulması gereken bir diğer can yakıcı güncel sorunumuzu oluşturmaktadır. Korona günlerinde karşı karşıya bulunduğumuz eğitimin önemli güncel sorunlarından bir başkası ise; eğitimin her düzeyde bilimsellikten uzaklaştırılarak dinselleştirilmesi ve eğitimin niteliğinin oldukça düşük düzeylere düşürülmüş olmasıdır.  Eğitim bir ülkenin geleceğine yapılan yatırımdır. Bir ülkenin uygarlık düzeyinin yükselmesi, yarınlarına güvenle bakabilmesi, sağlıklı bir refah toplumu olabilmesi, ulusal gücünü arttırabilmesi hatta ulusal egemenliğini ve bağımsızlığını koruyabilmesi bile ancak ve sadece eğitimle gerçekleştirilebilir. Bu ve benzeri karakteristik özellikleri nedeniyle; eğitimin güncel sorunlarının çözülmesine özel bir önem ve öncelik verilmelidir. Çünkü eğitim sorunlarının çözümü artık bir gereklilik ve zorunluluk haline gelmiştir.
Bu yazı toplam 1870 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1