Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

İstanbul’un Fethi Kutlamaları

29 Mayıs 2020 Cuma 16:58
Celal Tezel
24 Mayıs 2020 günü yapılan AKP İstanbul İl Teşkilatı Toplantısına telekonferans yöntemiyle katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada güncel ekonomik ve siyasal gelişmelere ilişkin olarak yapmış olduğu konuşmasının sonunda “…Bunun için hemen yarından tezi yok yeni bir gönül seferberliği başlatıyoruz. Sokağa çıkma kısıtlaması günlerinde telefonla ulaşarak, çarşambadan itibaren de bizzat sahaya inerek milletimize gidecek, kendimizi anlatacak, onun da derdini dinleyeceğiz. 29 Mayıs İstanbul'un Fethi gibi önemli yıl dönümlerini bu çalışmaları daha üst seviyelere çıkarmanın vesilesi olarak görmeliyiz…" açıklamasında bulundu.
 
Yapılan bu konuşma, kamuoyunda başta “erken seçim” olmak üzere ekonomik, sosyal ve siyasal konularda bazı tartışmaların yapılmasına neden oldu. Aslında bu çerçevede gözlerden kaçan ama asıl üstünde durulması gereken hususlardan birisi de, 29 Mayıs İstanbul'un Fethi kutlamalarına ilişkin söylenenlerdir.
 
Yapılan açıklamadan öyle anlaşılıyor ki, Çarşamba gününden itibaren sosyal izolasyonun biraz daha gevşetilmesi ve 29 Mayıs İstanbul'un Fethi kutlamalarının sahada yapılması tasarlanmaktadır. Bekleyip göreceğiz. Eğer ki, 23 Nisan, 19 Mayıs ve Şeker Bayramı kutlamaları katı bir karantina altında yapıldıktan sonra, 29 Mayıs kutlamaları açık havada ve katılımlı bir şekilde yapılırsa; bu durum, kamuoyunda yeni bir ayrışmaya ve çok sert tartışmaların yaşanmasına neden olabilecektir.
 
Esasen 29 Mayıs İstanbul'un Fethi kutlamalarına ilişkin olarak “Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun” da herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu törenler, “Ulusal ve Resmi Bayramlar İle Mahalli Kurtuluş Günlerinde Yapılacak Tören ve Kutlamalar Yönetmeliği”nin 8’inci maddesinde yer alan “Mahalli kurtuluş günleri ve diğer tarihi günlerin kutlama faaliyetleri” çerçevesinde düzenlenebilir. Ancak son yıllarda; devletin tüm imkânları kullanılarak ve milyarlık bütçeler harcanarak yapılan abartılı törenler; bu tarihsel olayın siyasal ve ideolojik propaganda aracı olarak kullanıldığı izlenimini vermektedir. Tarihsel olaylar nasıl yaşanmışsa öyle gerçekleşmiş ve tarihe mal olmuş olan olaylardır.
 
Hiç kimsenin, subjektif bazı yorumlarla bunlara farklı anlamlar yüklemek ve değiştirmeye kalkışmak gibi herhangi bir hakkı yoktur. Dünya tarihinin en büyük kırılma noktalarından birisi olan İstanbul’un fethi kısaca şu şekilde gerçekleşmiştir.
 
1500 yıllık Roma İmparatorluğu'nun doğudaki uzantısı olan Bizans İmparatorluğu’nun başkenti olan Kostantinopolis şehri, 6 Nisan 1453 tarihinde; o zaman 21 yaşında olan Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet komutasındaki Yeniçeri Ordusu tarafından kuşatılmıştır.
 
Bizans İmparatoru XI. Konstantinos ve ordusuna karşı 53 gün sürdürülen kuşatmanın ve bu kuşatma sırasında yapılan kanlı çarpışmaların ardından 29 Mayıs 1453 tarihinde İstanbul şehri ele geçirilmiştir. Son zamanlarda, Bizans burçlarına Osmanlı Sancağını diktiği anlatılan Ulubatlı Hasan isimli Yeniçeri neferi gerçekte var olmayan, hayali bir kahramandır. İstanbul’un Fethi öyküsüne sonradan eklenmiştir. Bu fethin ardından İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olmuştur. İstanbul’un fethiyle tarihte Orta Çağ’ın son bulduğu ve Yeni Çağ’ın başladığı kabul edilmektedir.
 
Aslında, binlerce yıl boyunca köhnemiş ve kendi iç mücadelelerine gömülmüş olan yaşlı ve yorgun Bizans yönetimine karşı, Anadolu’dan akın akın gelen genç ve zinde Osmanlı Ordularının kazanmış olduğu bu zafer; planlamanın, akılcı stratejilerin ve teknolojinin zaferidir. Çünkü Fatih, daha 1451 yılında; Anadolu Hisarı'nın karşısına Rumeli Hisarı’nı yaptırmıştır. Erdel’li Urban adlı bir top dökümcüsünü getirterek, Konstantinopolis’in surlarını yıkabilecek güçte topların dökülmesini sağlamıştır. Donanmasını, bir şekilde Haliç’e indirmesi gerektiğini düşünerek; bugünkü Dolmabahçe’den Kasımpaşa’ya uzanan güzergâha kalaslar döşemenin ve 70 kadar gemiyi silindirler üstünde kaydırarak Haliç’e indirmenin planlarını yapmış ve savaş stratejilerini hazırlamıştır. Buna karşın, Bizans ileri gelenlerinin kiliselerde meleklerin cinsiyetini tartışarak aymazlık ve dalalet içerisinde vakit geçirdikleri söylenmektedir. Böylesine iç kavgalar ve aymazlıklar, yenilmez sanılan binlerce yıllık İmparatorluğun sonunu getirmiştir. Fatih Sultan Mehmet, fethin ilk günü Ayasofya’ya giderek incelemelerde bulunmuştur.
 
O zaman adet olduğu üzere; kazanılan savaşlardan sonra şehrin yağmalanmasına engel olmuştur. Fatih, şehrin ticaret merkezi olan Galata semtinden kaçmış olan Rumların ve Cenevizlilerin geriye dönmelerini sağlamıştır. Rum Patrikhanesi’nin yeniden açılmasına izin vermiştir. Ayrıca, bir Yahudi hahambaşlığı ile bir Ermeni Patrikhanesi kurulmasını sağlamıştır. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u, farklı dinlerden insanların karşılıklı hoşgörü içerisinde bir arada yaşadığı, ticaret ve kültür merkezi olan bir başkent yapmayı amaçlamıştır.
 
Bazı fanatik siyasal İslamcıların göstermeye çalıştıklarının aksine Fatih Sultan Mehmet, Osmanlı Devletinin yönünü Batı’ya, yani Avrupa’ya çevirmiştir. Avrupa’dan ressamlar getirterek kendi tablolarını yaptırmıştır. Osmanlı Devleti’nde yıldönümü kutlama geleneği yoktu. Bu nedenle, bütün bir Osmanlı Tarihi boyunca İstanbul’un fethi kutlamaları yapılmamıştır. 1900’lü yıllarda bazı Osmanlı aydınları, Padişah II. Abdülhamid’e fetih kutlamalarının yapılmasını önermişler, ancak Padişah böyle bir kutlamanın Osmanlı tebaası olan Rumları üzeceği gerekçesiyle bu öneriyi kabul etmemiştir. İstanbul’un Fethine ilişkin ilk kutlama töreni; II. Meşrutiyet Döneminde, İttihat ve Terakki iktidarında 1910 yılında düzenlenmiştir. Ancak bu devirlerde Osmanlı Devleti’nde Rumi Takvim kullanılmaktaydı. Bu nedenle kutlamalar, günümüzde kullandığımız Miladi Takvimde 29 Mayıs’a isabet Rumi Takvimdeki 11 Haziran gününde yapılmıştır.
 
Balkan Bozgunu’nun ağır travmasını yaşayan halka moral motivasyon olması düşüncesiyle 1914 yılındaki kutlamalar, halkın da geniş katılımı sağlanarak görkemli törenlerle kutlanmıştır. 13 Kasım 1918 günü, İstanbul’un emperyalist itilaf devletlerince bir daha hiç gitmemek üzere işgal edilmesinden sonra bu kutlamalar yapılamamıştır.
 
Kurtuluş Savaşının zaferle kazanılmasından sonra Lozan Barış Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma gereğince İşgal Kuvvetleri 42 gün içerisinde İstanbul’u boşaltmışlardır. 6 Ekim 1923 günü, Mustafa Kemal’in görevlendirdiği Şükrü Naili Paşa, halkın alkışları ve sevinç gösterileri eşliğinde İstanbul’u teslim almıştır. İşte, İstanbul’un 2’nci fetih ve gerçek kurtuluş günü 6 Ekim 1923 günüdür. Asıl görkemli İstanbul’un Kurtuluş günü törenlerinin bu tarihte yapılması gerekmektedir.
 
Ancak geliniz görünüz ki, hepimiz için çok değerli ve anlamlı olan böylesine önemli bir gün görmezden gelinmektedir. Buna karşın, günümüz için mazideki tarihsel bir zafer olmaktan öteye bir anlam taşımayan Fetih olayı için, her yıl biraz daha mistik öğeler katılarak kutsal bir tören havasında abartılı ve gösterişli kutlamalar yapılmaktadır. Bu tavrın ve ısrarın nedenlerini açıklamak ayrı bir araştırmanın konusudur. İstanbul’un Fethinin 567’inci yıl dönümünün tarihsel gerçekleri ve Cumhuriyet değerlerini daha nesnel biçimde görmemize katkı sağlamasını dilerim.
Bu yazı toplam 633 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
  • Ayasofya’nın Cami yapılması ve şoklarla yönetim14 Temmuz 2020 Salı 09:07
  • Tarsus’ta Tekstil Sanayinin Kuruluşu ve Konstantin Mavromati10 Temmuz 2020 Cuma 12:50
  • Esnaf ve Sanatkârların Mektubu7 Temmuz 2020 Salı 08:30
  • Ekran karartma ve yerel medya3 Temmuz 2020 Cuma 08:53
  • Tam Bağımsızlık Yolunda Kutlu Bir Gün: Kabotaj Bayramı30 Haziran 2020 Salı 09:22
  • Gizemli Ayasofya’da Tarsus İzleri26 Haziran 2020 Cuma 14:28
  • Başkaldıran Anadolu’nun Devrim Bildirisi: “Amasya Tamimi”19 Haziran 2020 Cuma 08:55
  • Atatürk’ün Tarsus’taki Piloğlu Çiftliği15 Haziran 2020 Pazartesi 08:19
  • Tarsus’ta Turizm Beklentileri12 Haziran 2020 Cuma 09:14
  • Erken Seçim Satrancı5 Haziran 2020 Cuma 09:01
  • Belediyelere Pranga Yasası2 Haziran 2020 Salı 17:44
  • İstanbul’un Fethi Kutlamaları29 Mayıs 2020 Cuma 16:58
  • Karantina Altında Ramazan Bayramı 22 Mayıs 2020 Cuma 14:55
  • 19 Mayıs’ı Anlamak ve Anmak18 Mayıs 2020 Pazartesi 09:00
  • Tarsus Tarımının Kısır Döngüsü15 Mayıs 2020 Cuma 09:11
  • Göstermelik Eğitim13 Mayıs 2020 Çarşamba 09:42
  • Sosyal Belediyeciliğin Yükselişi9 Mayıs 2020 Cumartesi 09:24
  • Yeni Anayasa Çağrıları4 Mayıs 2020 Pazartesi 17:50
  • Eğitimden Uzak Öğretim2 Mayıs 2020 Cumartesi 14:38
  • Sosyal Belediyeciliğin Neresindeyiz?30 Nisan 2020 Perşembe 16:31
  • Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
    Oluşturma süresi(ms): -1