Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

İntihar olayları neden artıyor?

16 Temmuz 2021 Cuma 08:47
Celal Tezel
İşte yine; yeni bir Kurban Bayramı haftasına daha girmiş bulunuyoruz. Yaşadığımız bütün sorunlara, 100 yılın felaketi Kovid-19 pandemisinin getirdiği olağanüstü durumlara, artan işsizliğe, hayat pahalılığına ve insanlarımızı canından bezdiren zorlu yaşam mücadelesinin dayanılmaz ağırlığına rağmen, bu bayramı da yine geleneklerimize, toplumsal kültürümüze, örf ve adetlerimize ve en önemlisi de kendi gücümüze ve değerlerimize göre kutlayabilmek için hazırlıklar yapıyoruz.
 
Böyle bir bayram haftasında, intiharlar gibi gerçekten de üzüntü verici ve can yakıcı bir konu hakkında yazı yazmanın elbette ki birtakım açmazları bulunuyor. Konuyu ele alan kişi, sanki etrafına karamsarlık pompalıyor, oyun bozanlık yapıyor veya gündemin dışına çıkıyor gibi algılanabiliyor. Belki de felaket çığırtkanlığı yapmakla bile suçlanabiliyor.
 
Ancak, intihar olaylarının bayram haftasında bile hızını hiç kesmeden artmaya devam etmesi ve bir kısım insanımızın da bu nedenle büyük acılar çekmesi dolayısıyla, duyarlı birilerinin çıkıp ta; ülkemizin içerisinde bulunduğu yoğun ekonomik, siyasal ve sosyal gündemi arasında ne yazık ki nerdeyse görmezden gelinen ve üstü hep örtülmeye çalışılan intihar olaylarının ulaştığı boyutlar hakkında kamuoyunu bilgilendirmesi ve çeşitli uyarılarda bulunması gerekiyor.
 
Ülkemizdeki İntihar olayları, o kadar vahim bir hale gelmiştir ki, hemen hemen hepimiz, her gün okuduğumuz gazetelerde ve izlediğimiz televizyonların haber programlarında mutlaka yeni bir intihar olayıyla karşı karşıya kalıyoruz. Yakın çevremize baktığımızda ise; ne yazık ki, başlı başına bir insanlık dramı haline gelmiş olan ve giderek de psiko-sosyal bir faciaya dönüşmüş bulunan intihar olaylarının belirgin bir şekilde arttığını somut biçimde görebiliyoruz.
 
YİNE OKUDUĞUMUZ ÇEŞİTLİ GAZETE VE DERGİLERDEN; TÜRKİYE’NİN DÜNYADA İNTİHAR OLAYLARININ EN ÇOK ARTTIĞI ÜLKELER ARASINDA BİRİNCİ SIRADA YER ALDIĞINI ÖĞRENİYORUZ. Bazı gazetelerde okuduğumuz acıklı intihar öyküleri, duyarlı insanlarımızı derinden derine sarsıyor. Kimi televizyon kanallarında izlediğimiz, kendi yaşamlarına kendi elleriyle son veren insanların dramlarını anlatan görüntüler, yüreklerimizi dağlıyor. Yaşayan bir canlının, içimizden herhangi birinin yaşamına bu şekilde son vermesinden hepimiz olumsuz bir şekilde etkileniyor ve acılar çekiyoruz.
 
Kendimizi; “Candan daha değerli olan ne vardır? Böyle bir şey nasıl olabilir? İnsan, en değerli varlığına, her şeyden daha aziz olan kendi canına nasıl kıyabilir? Diye düşünmekten alıkoyamıyoruz. Normal koşullarda hemen herkesin, insanları bu yola sevk eden nedenler üzerinde uzun uzun düşünüp kafa yorması ve birtakım çözümler üretmesi gerekmektedir. Ancak geliniz görünüz ki, çok yerinde söylenmiş bir atasözümüzde belirtildiği gibi “ateş düştüğü yeri yakıyor” ve yaktığı yerde kalıyor.
 
İntihar olayları çoğunlukla büyük bir vurdum duymazlık ve duyarsızlık içerisinde ya görmezden geliniyor ya da yasak savarcasına geçiştirilerek üstü örtülüyor. İçinde yaşadığımız 100 yılın felaketi Kovid-19 pandemisinin olağanüstü koşullarında ne yazık ki, göz gözü görmüyor. On binleri, yüz binleri bulan ölüm sayılarının günlük hava raporu sunar gibi açıklandığı, ölümün kanıksanarak anlamını yitirdiği böylesi bir karamsarlık ortamında intihar olayları da adete önemini yitiriyor ve sıradanlaşıyor. Bitmek tükenmek bilmeyen kısır bir döngüde, günlük yaşamın baş döndürücü temposuna ayak uydurmak isteyen ve adeta zamanla yarışırcasına bir o yana, bir bu yana koşuşturarak yaşama tutunmaya çalışan sessiz halk yığınlarının dünyasında intihar olayları; ya büyük bir çoğunluk tarafından fark edilemiyor ya da kıyısından köşesinden şöyle bir haberlere göz atılarak geçiştiriliyor. Her biri, başlı başına büyük bir insanlık dramı ve yıkım olan intihar haberleri; gazete ve adliye arşivlerinin tozlu raflarında unutulmaya terk ediliyor. İşin daha da acı veren tarafı, devletin bu işler için görevlendirdiği yetkililerin, kurum ve kuruluşların intihar olaylarının nedenleri, engellenmesi ve sonuçlarıyla ilgili herhangi bir çalışma yapmamış olmalarıdır.
 
TÜRKİYE’NİN HER KONUDAKİ İSTATİSTİK VERİLERİNİ SAĞLAMAKLA GÖREVLİ OLAN TÜİK BİLE, İNTİHARLARLA İLGİLİ SON VERİLERİNİ 2018 YILINDA AÇIKLAMIŞ, NEDENİNİ BİLMEDİĞİMİZ BİR ŞEKİLDE 2018’DEN SONRA ÜLKEMİZDE MEYDANA GELEN İNTİHAR OLAYLARINA İLİŞKİN HERHANGİ BİR İSTATİSTİKİ VERİ PAYLAŞMAMIŞTIR.
 
İntihar olaylarına ilişkin, bazı üniversitelerimizde yazılmış Yüksek Lisans ve Doktora Tezlerinin dışında resmî kurumlarca da herhangi bilimsel bir çalışma yapılmamıştır. Kısacası ülkemizde, hepimizi çok yakından ilgilendiren böylesine toplumsal ve yaşamsal bir sorunun üstesinden gelmekle ve bu konuda yardım ve destek almak isteyen yurttaşlarımıza yardım sağlamakla görevli ve yetkili herhangi bir idari birim mevcut değildir. Bu konudaki yardım ve destekler, çeşitli idari birim amirlerinin kişisel girişimlerine, inisiyatiflerine ve merhametlerine bırakılmıştır. Oysa bu yaşamsal konuda, başta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olmak üzere Sağlık Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı gibi bakanlıklara ve belediyelere de çok önemli görevler düşmektedir. Ayrıca, intihara eğilimli kişileri önceden saptayarak onlara çeşitli ekonomik ve sosyal destekler sağlayacak, intihar eden kişilerin yakınlarını bir şekilde rehabilite edebilecek “Sosyal Hizmet ve Psikolojik Danışma ve Rehberlik” birimleri oluşturulabilirse çok büyük bir boşluk doldurulmuş olur. İntihar olaylarının toplumsal açıdan önemi ve görüldüğü kadar basit olmayan çok karmaşık bir olay olması hakkında genel bir bilgilendirme sağlamak ve ilgililerin dikkatlerini bu önemli konu üzerine çekmek amacıyla daha önce de bir yazı yazmıştım. Konunun güncelliğini hiç yitirmemesi nedeniyle bir kez daha kamuoyunun gündemine getirilmesinde ve bilgilerimizin tazelenmesinde fayda vardır diye düşünüyorum.
 
*          *          *
Bilindiği gibi; İNTİHAR OLAYLARININ TARİHİ, SONUÇTA CANLI DOĞASIYLA İLGİLİ OLDUĞU İÇİN İNSANLIK TARİHİ KADAR ESKİDİR. İNSANLIĞIN VAR OLMASIYLA BİRLİKTE İNTİHAR OLAYLARI DA GÖRÜLMEYE BAŞLANMIŞTIR. SIRLARLA DOLU, GİZEMLİ BİR OLAY OLMASI NEDENİYLE TARİHİN HER DÖNEMİNDE İLGİ ÇEKMİŞ, TOPLUMU ETKİLEMİŞ VE İNSANLARI ÜZERİNDE DÜŞÜNMEYE YÖNELTMİŞTİR. Çeşitli düşünürler, intiharı çeşitli biçimlerde tanımlamışlardır. İntiharın tanımını yapmak aslında pek basit bir iş değildir. Kimilerine göre intihar, kendini öldüren insanın eylemidir. Sosyoloji biliminin kurucu babaları arasında sayılan ve intihar konusundaki ilk ayrıntılı bilimsel araştırma olarak kabul edilen “İNTİHAR” kitabını yazmış olan Fransız Sosyolog Emil Durkheim, intiharı; “ölüme götüreceğini bilerek, girişilen olumsuz bir eylemin doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak meydana getirdiği ölümdür.” Şeklinde tanımlamıştır. İntihar olayı, yaygın olarak bilinenin aksine tek boyutlu, tek nedene bağlı bir olay değildir. Çok boyutlu ve karmaşık bir olaydır. Günümüzde, başta psikiyatrik olmak üzere, biyolojik, sosyal psikolojik, sosyolojik, etik, sosyal hizmet, sosoyo-ekonomik ve ekonomik yönleriyle ele alınıp incelenmektedir. Bilim insanlarınca çok çeşitli intihar çeşitlerinden bahsedilmektedir. SOSYOLOG EMİL DURKHEİM, EKONOMİK VE TOPLUMSAL ÇÖKÜNTÜ DÖNMELERİNDE İNTİHAR OLAYLARINDA BÜYÜK ARTIŞLAR MEYDANA GELDİĞİNİ BELİRTMEKTEDİR. Durkheim çeşitli, intihar tanımları ve sınıflandırmaları yapmıştır. Bunlardan birisi de Anomik intihar, yani Kuralsızlık İntiharıdır. Durkheim’a göre bu intihar türü, toplumdaki norm ve kuralların çözülmesinden kaynaklanmaktadır. Özellikle ekonomik kriz ve toplumsal çöküntü dönemlerinde, toplumu bir arada tutan kuralların çözüldüğü toplumsal anomi (kuralsızlık) ve toplumsal yabancılaşma dönemlerinde ortaya çıkmaktadır.
 
İŞTE, ÜLKEMİZDE SON YILLARDA GERÇEKLEŞEN İNTİHAR OLAYLARININ ARTMASININ EN ÖNEMLİ NEDENİ, HALİHAZIRDA YAŞANMAKTA OLAN EKONOMİK KRİZİN GİDEREK DAHA DA DERİNLEŞMESİ, TOPLUMSAL ANOMİ (KURALSIZLIK) VE TOPLUMSAL YABANCILAŞMA OLGUSUNUN İSE SANILANDAN ÇOK DAHA FAZLA YAYGINLIK KAZANMASIDIR. KÖKLÜ, CİDDİ VE KURUMSAL ÖNLEMLER ALINMADIĞI TAKDİRDE; BU İNTİHAR OLAYLARI, KAÇINILMAZ OLARAK ARTMAYA DEVAM EDECEKTİR. Bu tespit bir kehanet değildir. Bilimsel bir öngörüdür. Çünkü “Görünen köy kılavuz istememektedir.” İntiharlar konusu, psikiyatristlerin, sosyologların, psikologların ve sosyal hizmet uzmanlarının araştırma ve inceleme konusudur.
 
ANCAK BİZİM AÇIMIZDAN KESİN OLAN SOMUT BİR TÜRKİYE OLGUSU VARDIR Kİ, O DA 2018 YILI TÜİK VERİLERİNE GÖRE HER GÜN ORTALAMA OLARAK 9 YURTTAŞIMIZIN İNTİHAR EDEREK YAŞAMLARINA SON VERİYOR OLMALARI GERÇEĞİDİR. Günümüzde bu sayılar, ne yazık ki giderek daha da artmaktadır. Ülkemiz açısından işin bir başka ilginç yanı da siyasilerimizin bu konuya hiç ilgi göstermemiş ve konu üzerinde hiç ciddiyetle durmamış olmalarıdır.

Ne iktidar ve ne de muhalefet partisi milletvekilleri tarafından bir iki küçük açıklamanın ve soru önergesi vermenin dışında, bu konu hakkında meclis gündeminde bir genel görüşme açılması ya da mecliste bir araştırma komisyonu kurularak konunun incelenmesi yönünde herhangi bir adım atılmamıştır. Yazılı ve görsel medyamızda ise ne yazık ki “Sedat Peker Videoları” ve magazin haberleri kadar bile yer bulamamıştır. İntihar olayı, herkesin, hepimizin başına gelebilecek bir olaydır. Bu konuda hiç kimsenin benim başıma gelmez diye hiçbir garantisi yoktur.

YAPILAN BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR GÖSTERMİŞTİR Kİ, İNTİHAR GİRİŞİMLERİ TAMAMEN YOK EDİLEMEZ. ANCAK KONUNUN ÜZERİNDE CİDDİYETLE DURULUR, KURUMSAL VE ETKİLİ ÖNLEMLER ALINIRSA; İNTİHAR OLAYLARI ASGARİ DÜZEYE İNDİRİLEBİLİR. Bunu sağlamak için de en başta devletin yetkili organları olmak üzere tüm ilgililerin; gereken etkin mücadele sistemini oluşturmaları gerekmektedir. Söz konusu bu mücadelenin başlamasını umut eder ve beklerken; toplumca kutlamaya hazırlandığımız Kurban Bayramımız dolayısıyla tüm yurttaşlarımıza, ülkemizde intihar olaylarının yaşanmadığı, herkesin barış içerisinde, bir arada, kardeşçe yaşadığı, gerçekten bağımsız, özgür ve mutlu olduğu, sağlıklı, neşeli ve güzel günler diliyorum. Kurban Bayramınız Kutlu olsun.
Bu yazı toplam 534 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1