“Krize” alıştırılan insanlarımız, her geçen gün daha kötüye giden yaşam koşullarında, “belki yarın iyi olur!” umudunu içinde taşıyamaz duruma getirildi!Düşük emekli maaşları, nefes almakta dahi zorlanan asgari ücretlinin vaziyeti, her geçen gün değer kaybeden TL… Türkiye’de milyonların içine sürüklendiği ayakta kalma mücadelesinin özeti.
İktidarın hatalı politikalarının yanına birde İsrail-ABD ortaklığının İran’a açtığı savaş eklenince, dünyanın ekonomik ekseni ciddi şekilde kaydı! Elbette Türkiye’de zaten yaşanmakta olan ekonomik kriz daha da derinleşmeye başladı.
Yoksulluğun en önemli göstergesi, yeterli gıdaya erişememektir. Yüksek enflasyon nedeniyle sabit maaşlarla ayakta kalma çabası veren geniş halk kesimi için maalesef ki gıdaya erişmek her geçen gün daha da zorlaşmaya başlamıştır. Türkiye için önümüzdeki süreçte yaşanacak en büyük tehlike “yüksek gıda fiyatları” olarak gözüküyor.
Gübre, tohum, tarla kirası, işçilik maliyetleri ve en önemlisi de ardı ardına meydana gelen doğal afetler nedeniyle ülkemizde tarımsal üretimde ciddi kayıplar oluşmuş vaziyette. Elbette mazot fiyatının alıp başını gitmesi, çiftçileri kara kara düşündürüyor!
Tüm bu olumsuzluklar tabi ki de tezgaha yansıyor. Motorine bir ayda yaklaşık yüzde 23 oranında zam geldi; aynı şekilde gübre fiyatları da durdurulamıyor. Hal böyle olunca mutfakların vazgeçilmez ürünlerinin tezgahta kilo fiyatlarının 200 TL, 300 TL olduğunu görüyoruz. Öyle ki yeşillik ürünlerin fiyatları dahi akıl almaz boyutlara ulaşmış vaziyette.
Türkiye’nin en önemli üretim bölgelerinin başında gelen Çukurova’da, geçtiğimiz yıl yaşanan don felaketinin ardından bu yıl sellerle boğuşan binlerce üretici yine zarar etti. Bu durum Tarsus Hal’ine de yüksek fiyatlarla yansıyor! Olumsuzluklar nedeniyle Tarsus Hal Kompleksi eskiyi arar duruma gelmiş vaziyette!
Acil müdahale yapılmaz ise önümüzde ki günlerde pazaryerinde bir kilo tezgah ürününe 500 TL, 600 TL veya daha yüksek fiyat etiketleri yapıştırılmasına şahitlik eder duruma geleceğiz!
Çiftçinin, besicinin yeterince desteklenmesi yerine, üç-beş yandaşın zengin edilmesi için kullanılan “ithalat” kartının sonucunda binlerce üreticinin topraktan uzaklaştırılmasının faturasını gelinen noktada halk tezgahta ödemek zorunda kalıyor…
Tüm bu yaşananlardan ders alınır mı? Ondan da pek umudum yok!
**
Aşırı yağışlı geçen bu kış sezonunda meydana gelen taşkın ve sellerden zarar gören tüm üreticilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.




























