Hayat pahalılığının durdurulamaz boyutlara vardığı günümüz Türkiyesi’nde, yeterli beslenme olmadığı için çocukların gelişiminde sorunlar yaşandığına şahitlik eder duruma geldik.Doğal afetler, hatalı politikalar, girdi maliyetlerinin karşılanamaz olması tarım üretiminin her dönem düşmesine neden oluyor; üretici toprağı terk ediyor.
Mevcut finansal düzende parası olanın daha fazla para kazandığı hatalı uygulamalarla birlikte, yüksek enflasyonunun ve pahalılığın belli bir dönem değil, yaşamın olağan akışının bir parçası gibi algılanmaya ve dayatılmaya çalışıldığına şahitlik ediyoruz.
Ekonomik sorunların derinleşmesi aile yapısını bozmakta, boşanma oranları maalesef ki sürekli artmaktadır.
İktisadi verilen düzeltilmesi için yapılan hamleler sonuç vermeyince, bir de üzerine “savaş” gündemi gibi yeni konuların eklenmesi, toplumun geniş kesimlerinin daha fazla karamsarlığa sürüklemesine neden olmaktadır.
“Erken seçim, erkene alınmış seçim, ara seçim…”
Bugünlerde sürekli duyduğumuz ifadeler; muhalefet devamlı dillendiriyor.
Hal böyle olunca da iktidar için, toplumun dikkatini farklı yöne çekecek hamleler gerekiyor. Bu hamlelerin başlıca konusu ise CHP’li Belediye yönetimlerine yönelik sürdürülen ve ardı ardına yürütülen soruşturmalar olarak orta yerde duruyor!
Elbette bu dönemin bir diğer hassas konusu ise İmralı ile gerçekleştirilen görüşmelerdir. Bu konuda şu ana kadar arzu edilen bir netice alınamaması, anketlerden gelen verilerin pek olumlu olmaması, muhalefete kayan oyların yanı sıra kararsız seçmen oranında da yükselme olması, iktidar için can sıkıcı meseleler olarak gözleniyor!
Son yerel seçimlerde birinci parti konumuna gelen ve yerel yönetimlerde ciddi söz sahibi olan CHP’nin yıpratılması adına, mutlak butlan davasından, belediye idarelerine kadar onlarca soruşturma halen sürüyor. Nerede son bulacağı ise halen bilinmiyor! Muhalefete baskı için farklı farklı unsurlar kullanılıyor!
Fakat bu baskının da fazla netice vermediği de ortada.
Tarafsızlık ilkesi doğrultusunda mahkemelerin vereceği kararlara toplumun elbette itirazı olmayacaktır.
Ülkenin öncelikli konularının konuşulmaması için toplumun dikkatini farklı yönlere çekmek, dibi delik kutuyu doldurmak için sürekli çakıl taşı atmaktan başka bir şey değildir!
Ama erken, ama zamanında…
Elbette o sandık gelecektir. Sandık geldiğinde son sözü halk söyleyecektir.




























