Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Dünyada ve Türkiye’de 1 Mayıs Kutlamaları

29 Nisan 2021 Perşembe 08:36
Celal Tezel
Her yılın 1 Mayıs günü, tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de “Dünya emekçilerinin Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” olarak kutlanıyor. Ancak tüm dünyada bir şenlik ve bayram havasında düzenlenen 1 Mayıs törenleri, ne yazık ki Türkiye’de öteden beri birtakım yasaklamalara, gerilimlere, polisin orantısız güç kullanımına ve hatta göstericilerin öldürülmeleriyle sonuçlanan olayların yaşanmasına neden olmuştur. Bizim ülkemizdeki egemen güçler ve sermaye kesimi, Türkiye’ye özgü çok özel nedenlerle, işçi ve emekçilerin sendikalarda örgütlenmelerine, bir işçi sınıfı bilincinin oluşmasına ve işçilerin demokratik hak ve taleplerini kitlesel gösterilerle seslendirmelerine hiçbir zaman hoşgörüyle yaklaşmamıştır. İşçiler, sendikalarını kurmak, toplu sözleşmeli ve grevli yasal haklarını almak ve hatta 1 Mayıs’ları kitlesel gösterilerle meydanlarda kutlamak için bile çok uzun ve zorlu mücadeleler vermişler, çok ağır bedeller ödemişlerdir.
 
Çalışma ve iş yaşamında bugün elde ettiğimiz yasal haklarımız öyle kendiliğinden ve kolaylıkla kazanılmamıştır. Bunun için hayli uzun, çekişmeli ve çalkantılı bir sürecin yaşanması gerekmiştir. Bu tarihsel süreçte toprağa bağlı köleler halinde yaşayan mülksüz köylüler ve kent yoksullarının ücretli İşçiler haline dönüşmeleri 18. Yüzyılın ikinci yarısında meydana gelen sanayi devrimiyle birlikte gerçekleşmiştir. Bu yıllarda, önce İngiltere’de buhar gücüyle çalışan makinelerle üretim yapan fabrikalar kurulmaya başlanmıştır. Buhar gücünü elde etmek için suyu ısıtmak, bunun için de yakıt olarak kullanılmak üzere kömüre ihtiyaç duyulmuştur. Böylelikle madenlerden kömür çıkartma işi büyük önem ve yaygınlık kazanmıştır. Madenlerde ve fabrikalarda üretimi sürdürebilmek için insan gücüne duyulan ihtiyaç çok büyük oranda artmıştır. Köylerde büyük bir sefalet içerisinde yarı aç, yarı tok yaşayan yoksul köylüler, çalışmak amacıyla akın akın bu sanayi işyerlerine gelerek çalışmaya başlamışlardır. Böylelikle ücretli işçilik ortaya çıkmıştır.

Ücretli işçi olarak çalışanların hızla çoğalmasıyla birlikte işçi sınıfı meydana gelmiştir. Vahşi Kapitalizm çağı denilen bu dönemde, başta çocuk ve kadın işçiler olmak üzere çok sağlıksız çalışma koşullarında günde 16 saat işçi çalıştırma düzeni kurulmuştur. Bunun karşılığında ise ancak karınlarını doyurabilecekleri, ölmeyecek kadar ayakta kalıp yaşayabilecekleri ve işlerini sürdürebilecekleri bir sefalet ücreti verilmiştir. İşçiler, adeta bir köle düzeninde kendilerine uygulanan bu baskı ve zulme karşı zaman zaman isyan hareketlerine girişmişlerdir. Ünlü Fransız yazar Emil Zola’nın Germinal, Victor Hugo’nun Sefiller adlı romanları böylesi toplumsal trajedileri konu edinen edebi yapıtlardır. Dünya klasikleri arasında daha pek çok bunlar gibi yapıtlar da vardır. Her şeye karşın, kapitalist sömürü düzeni, varlığını tüm acımasızlığıyla birlikte devam ettirmiştir. Bu baskı ve zulüm düzenine karşı ilk başkaldıranlar Avustralyalı işçiler olmuştur. 1856 yılında, bir günde sekiz saat çalışma hakkını elde edebilmek için tarihteki ilk kitlesel grevi başlatmışlardır. Grev sırasında toplantılar, gösteriler ve eğlenceler de düzenlemişlerdir. Bu grev sayesinde köle düzeninde çalışan işçiler ilk defa seslerini duyurma olanağı bulmuşlar ve bunun karşılığını da almışlardır. Ülkedeki bu ilk grev o kadar başarılı olmuştur ki, kendi aralarında her yıl 1 Mayıs’ta bu başarının kutlanmasına karar vermişlerdir. Avustralya’da 1 Mayıs’ları kutlama geleneği böylelikle başlamıştır.  Daha sonraki yıllarda Amerikalı işçiler, o zamanlar 12 saat olan günlük çalışma sürelerini 8 saate indirebilmek için 1884 yılında mücadeleye başladılar. Chicago şehrinde toplanan İşçi Birliği Kongresinde; 1 Mayıs 1886 gününden itibaren normal günlük çalışma süresinin 8 saat olarak uygulanması kararını aldılar. Bu kararı uygulatmak amacıyla 1 Mayıs 1886 tarihinde ABD'nin büyük kentlerinde beş binden fazla iş yerinde grev ilan ettiler. Grevleri bastırmak için işyerlerine gelen polislerle grevciler arasında çıkan çatışmalar sırasında bir işçi öldü, çok sayıda işçi de yaralandı. Üç gün süren olaylar sonrasında grevi örgütleyen sendikacılar mahkemeye çıkartıldılar. Hiçbir delil bulunamamasına rağmen hepsi suçlu bulundular. Sendikacılardan 4'ü idam, 4'ü ağır hapis cezasına çarptırıldılar. Birisi de hücresinde ölü bulundu.

Gördüğü işkence nedeniyle ölmüştü ama kayıtlara intihar diye geçirdiler. Yargılamalar sırasında özür dilemesi halinde idamdan kurtulacağı sözü verilen Albert R. Persons adındaki işçi önderinin mahkemede söylediği “Bütün dünya biliyor suçsuz olduğumu. Eğer asılırsam cani olduğumdan değil, emekçi olduğumdan asılacağım.” sözleri tarihe geçti. Hızla bitirilen yargılamaların ardından Albert PERSONS, Adolph FISCHER, George ENGEL ve August SPIES adlı yiğit işçi önderleri idam edildiler. Sendikacıların bu şekilde idam edilmeleri, tüm dünya işçileri üzerinde büyük bir şok etkisi yarattı. 1889 yılında Paris’te toplanan II. Enternasyonal, işçilerin dayanışmaları amacıyla yılda bir günün ortak bayram ilan edilmesi kararını aldı. Amerikalı işçi temsilcileri idam edilen arkadaşlarının anısını yaşatmak için 1 Mayıs’ı önerdiler. Bu öneri kabul edildi. 1890 yılından başlamak üzere 1 Mayıs işçilerin “Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” olarak kutlanmaya başlandı. Türkiye'de ilk 1 Mayıs, Osmanlılar döneminde 1905 yılında İzmir'de kutlanmıştır. 1919, 1920 ve 1921 yıllarında, 1 Mayıs işçi bayramları işgal altındaki İstanbul’da bağımsızlık mitinglerine dönüşmüştür. 1922 yılındaki 1 Mayıs işçi bayramı ise bu kutlamalar arasında en dikkat çekeni olmuştur.

O yıllarda kadınlı erkekli katılımın olduğu bu coşkulu 1 Mayıs törenlerinde topluluk Şişli’ye doğru yürüyüşe geçmiş, yürüyüş sırasında bando eşliğinde hep bir ağızdan Enternasyonal Marşı söylenmiştir. 1923 yılında 1 Mayıs günü yasal olarak "İşçi Bayramı" ilan edilmiştir. 1924`te hükümet kitlesel 1 Mayıs kutlamalarını yasaklamıştır. 1925`te çıkartılan Takrir-i Sükûn Yasası ile İşçi Bayramının kutlanması yasaklanmıştır. 1935 yılında 1 Mayıs’a "Bahar ve Çiçek Bayramı" adı verilmiş ve ücretsiz tatil günü ilan edilmiştir. 1960'lı yıllarda, işçi hareketlerinde gerçek bir gelişme ve sıçrama yaşamasına rağmen, kitlesel 1 Mayıs kutlamaları yapılamamıştır. Yasaklamalar 1976 yılına kadar sürmüştür. DİSK öncülüğünde ilk kez kitlesel olarak Taksim Meydanı’nda kutlama yapılabilmiştir. 1977 yılında Taksim Alanı’na beş yüz bin emekçi toplanmıştır. Dönemin DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler’in konuşmasının sonlarına doğru çevredeki binalarda mevzilenen faşist provokatörler tarafından halkın üzerine hedef gözetmeksizin ateş açılmıştır. Yaşanan paniğin ardından 37 insanımız yaşamını yitirmiş ve 200’den fazla kişi de yaralanmıştır. Bu olay tarihimize kanlı 1 Mayıs olarak geçmiştir. Ne hazindir ki, bu olayın failleri bugüne değin hala bulunamamıştır. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra 1 Mayıs kutlamaları yasak edilmiştir. Bu yıldan sonraki her 1 Mayıs kanlı olaylara ve gerilimlere sahne olmuştur. Sendikaların 2010’da yaptığı başvuru kabul edilmiş ve 1 Mayıs 32 yıl aradan sonra Taksim’de ilk kez resmi olarak kutlanmıştır. Daha sonraki yıllarda 1 Mayıs gösterilerine izin verilmiştir ama bu kez de çeşitli bahaneler gösterilerek Taksim Meydanı gösterilere kapatılmıştır.

Bu yıl toplum olarak yaşadığımız pandemi nedeniyle ilan edilen yarı kapatma yasaklarıyla karşı karşıya bulunmaktayız.  Sendikalar bu nedenle bu yılki 1 Mayıs’ı sosyal medyada, sanal ortamlarda paylaşacakları görsellerle kutlayacaklarını duyurdular. Ancak yine de sosyal izolasyon, hijyen ve mesafe kurallarına uyularak sınırlı sayıdaki katılımcı ile Kazancı Yokuşu’na kırmızı karanfiller bırakılarak saygı duruşunda bulunulması ve Taksim Anıtına çelenk konulması günün anlam ve önemine yakışan çok önemli simgesel bir eylem olacaktır. Şanlı tarihsel geçmişi nedeniyle bu yıl da yine “Kalbimizin attığı her yer 1 Mayıs alanı” olacak ve 1 Mayıs geleneği yaşatılacaktır. Ülkemizde ve dünyada demokrasi, özgürlük, barış, kardeşlik ve dayanışma mücadelesine gönül veren gerçek demokratların; işçilerin ve emekçilerin “1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” kutlu olsun.

 
Bu yazı toplam 359 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
A. Emre KUMDERELİ
10:07
29 Nisan 2021 Perşembe
Çok iyi yazı olmuş.
78.180.34.236
Yazarın diğer makaleleri
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1