Türk siyasi hayatı zaman zaman inişler-çıkışlar yaşamış, özellikle 12 Eylül sonrasında ciddi hareketliliklere sahne olmuştur.80'lerde Özal'ın dışa bağımlı ve borçlanarak büyüme modeli, 90'ların ardı arkası kesilmeyen koalisyon hükümetleriyle 2002 yılı 3 Kasım'ına gidilmişti.
Ülkenin ekonomik olarak içine düştüğü kısır çelişkiden kurtulamaması, koalisyon hükümetlerinin devamlılığının olmaması, dünyada yaşanan gelişmelerin ışığında 2002’de birçok partinin seçim barajına takılması neticesinde AKP tek başına iktidara gelmişti.
İcra makamının başına geçerek gücü elinde bulunduran AKP, Erdoğan'ın liderliğinde rakiplerine yönelik "sert, suçlayıcı, karşı mahalleden olan, benden değilsen..." mantığıyla kendi seçmen kitlesini konsolide ederek tutmasını bilmiştir.
2007 seçimleri öncesinde kömür, erzak dağıtarak; milyonlarca aileye engelli, yaşlı bakım aylığı bağlayarak (çok ciddi sosyal devlet hizmetleriyle) seçimlerden yine zaferle çıkmayı başarmıştı.
ABD ve AB ile iyi ilişkiler ve birlikte yürünen gruplarla 2011 seçimleri geçilmiş, 2015 yılında Haziran ve ardından Kasım ayında yapılan iki seçim arasında terör eylemlerinin artması, patlayan bombalar ve ölen yüzlerce insanın ardından, seçmen iktidara "devam edelim" demişti.
15 Temmuz 2016 kalkışması,
16 Nisan 2017 referandumu ile yarı başkanlık sisteminin gelmesi...
Ve akabinde 2018 seçimlerinin de AKP adına yeniden kazanılması.
Muhalif cephede yaşanan çatlakla 2023 seçimlerinin sorunsuz aşılması!
AKP'nin 2002'den bu yana bir şekilde kazandığı seçimleri hatırlatmak istedim.
Gelinen noktada ekonomik olarak halka fazla bir şey veremeyen, geride kalan 23 yılda liberallikten-muhafazakarlığa, milliyetçilikten-sosyal söylemlere, yeri geldiğinde sol söylemlere kadar her dili kullanan ve öyleymiş gibi davranarak kendisini iktidarda tutan yapı, şimdi de ezber bozarak MHP ile DEM Partiyi bir araya getiriyor! Tabi bunun içinde Cumhur İttifakın da yer alan diğer partilerde bulunacak!
Bu birlikteliğin asıl amacı elbette iktidar gücünün elde kalmasıdır. Ama Amerika’nın ve İsrail’in bölgede hakimiyetlerini daha da arttırmalarının programladığını söylemek yanlış olmaz; hatta bu yaşananlara ‘üst başlık’ dahi olur diye düşünüyorum.
Kapalı kapılar ardında planlar yapılıyor, fakat kamuoyunun bilmesi istendiği kadar bilgi yansıtılıyor!
* * *
Ne bozuk ekonomi, ne dışarıdan gelebilecek bir tehlike şu aşamada ilk sıralarda yer almıyor. Gücü elinde bulunduran iktidar kanadı için tek tehlike Cumhuriyet Halk Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi çevresinde oluşan muhalefet cephesi gözüküyor.
O nedenle CHP’nin uç beylikleri, icra makamları, kılcal damarları, en ücra köşedeki yurttaşın kapısını çalarak bir şekilde el verebilen Belediyelere ardı ardına operasyonlar yapılıyor. Belediye başkanları tutuklanıyor.
Bugünden yarına bu operasyonlar biter mi? Pek gözükmüyor!
Çünkü ısrarla halkın dikkati Belediye operasyonlarına çevrilerek, diğer gelişmelerden veya “gelişmeyen ekonomiden” uzak tutulmaya çalışılıyor.
Kısacası geleceklerini şekillendirmek için CHP’li Belediyelere operasyonlar yapılıyor!
Aslında güzel yurdumuzun geleceğini iyi hesaplamak için İsrail’in durmak bilmeyen saldırılarına ve ABD’nin Kuzey Suriye, Kuzey Irak ve İran’a kadar uzanan gizli hesaplarına bakmak gerekiyor.




























