Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Coronavirüs Günlerinde Yasaklı Nevruz

20 Mart 2020 Cuma 15:09
Celal Tezel
Coronavirüs salgını tüm dünyayı olduğu gibi ülkemizi de kasıp kavurmaya devam ediyor. Bu virüs, mutasyona uğrayıp değişim geçirdiği için tıp alanında henüz tanımlanamıyor.
 
Daha önce tanınan bir hastalık olmaması nedeniyle de bugün için kesin tedavisi bilinmiyor.
Bilinen bir şey var ki, coronavirüs inanılmaz bir hızla yayılmasını sürdürüyor.
 
Bu özellikleri dolayısıyla salgının nasıl bir seyir izleyeceği ve nasıl sonlanacağı konusu üzerindeki  belirsizlikler, toplumumuzun hemen hemen her kesiminde bugüne kadar görülmemiş, tedirginlikler yaratıyor.
 
Ekonomik faaliyetler durma noktasına geldi. Zaten, OECD ülkelerinde eğitim alanında uluslararası değerlendirmeler yapan PISA adlı kuruluşun raporlarında sonuncu sıralarda yer alan eğitim sistemimiz, uzaktan eğitime bağlandı.
 
Eğitimcilerin büyük bir çoğunluğu, bu uygulamanın başarılı olamayacağı noktasında birleşiyorlar. Toplumdaki karamsarlık havası dalga dalga yayılıyor. Rayting arttırmaktan başka amacı olmayan malum bazı medya grupları, akıl almaz bir sorumsuzlukla bu ortamı sömürmeye çalışıyorlar. Yaptıkları sansasyonel yayınlarla zaten havadan nem kapan, vur deyince öldürmeyi ve abartmayı seven insanlarımızı büyük bir endişe ve korku içerisinde paniğe sürüklüyorlar. Adeta bir kaos ortamı yaratıyorlar.
 
Yaratılan bu kaos ortamına bir de Devletçe alınan haklı, yerinde ve olması gereken kararlar eklenince seksen iki milyonluk ülke, ne olduğu belirsiz bir korku ruhuna teslim olmuş vaziyette kabuğuna çekildi. Evlerine kapandı. Günlük yaşamın doğal temposu asgari düzeye düştü. Sosyolojik anlamda sanki bir toplumsal paranoya ya da toplumsal şizofreni ortamı oluşturuldu.
 
Salgının fiziki tedavisi, başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere yetkili ve ilgili kamu otoriteleri tarafından şimdiye kadar gayet iyi bir şekilde yürütülmüştür. Bunun yanında toplumda ortaya çıkmaya başlayan bu sosyal psikolojik travmaların da tedavisine başlanması gerekmektedir. İç karartan, yürekleri dağlayan bu sorunları saymakla bitiremeyiz ama bir taraftan da günlük yaşam tüm gerçekliğiyle devam etmektedir.
 
Bir yandan sorunlarımızı çözmek için çabalarken öte yandan da günlük yaşam savaşımına dört elle sarılmamız gerekmektedir. Günlük yaşamı normalleştirmeye çalışırken; toplumsal kültürümüzün temelinde yer alan binlerce yıllık geleneklerimizi de her durum ve koşulda unutmamalıyız. Zaten, toplumsal kültürümüzde fazlaca yer tutmayan bayram, şenlik ve belirli günlerin anılmasına ilişkin törenler ertelenmeden kutlanmalıdır. Karamsarlığın böylesine yaygın olduğu ortamlarda bu gibi ritüellerin yerine getirilmesi toplum üzerinde olumlu bir havanın doğmasına katkı sağlayabilir.
*          *          *
Mevcut ortam ve koşullar yeterince elverişli olmasa da, yaşatmamız gereken söz konusu kültürün önemli ritüellerinden birisi de her yıl 21 Mart’ta kutladığımız Nevruz Bayramıdır.
 
Tüm Uzak Asya, Orta Asya, Orta Doğu toplumlarında ve Türkî Cumhuriyetlerde kutlanan Nevruz’un kökeni, milattan Önce İran’da kurulmuş olan Ahamenid Krallığına ve Zerdüştlük dinine dayandırılmaktadır. Farsça’da “Yeni Gün” anlamına gelen Nevruz, baharın gelişini kutlamak için yapılan bir doğa bayramıdır. Edebiyat tarihinde Nevruz Bayramının anlatıldığı üç eski destan vardır. Bunlardan birisi Fars Kültürüne ait olup Kussi Devleti Kralı Cemşid’in Babil’e girdiği günü mitolojik öykülerle anlatan destandır. 
 
Kurmanç ve Zaza’lara mal edilen ikinci destana göre Nevruz, Kawa adlı bir demirci ustasının zalim hükümdar Dahhak’a karşı dağlarda isyan ateşini yakarak başlattığı ayaklanmayı anma günüdür. Üçüncü destan ise ünlü “Ergenekon” destanıdır. Bu destana göre Nevruz, Türklerin yaktıkları ateşlerle erittikleri dağlardan çıkarak esaretten kurtuldukları gündür.  Bu nedenle olsa gerek, Orta Asya Türklerinin Nevruz kutlamalarında ateş yakılır, demir dövülür ve Ergenekon Destanı okunur.
 
Azerbaycan’ın kimi bölgelerinde Nevruz’a Ergenekon Bayramı da denilmektedir. Şii, Caferi ve Alevi gelenekte yerleşik anlayışa göre Nevruz, Hz. Adem’in yaratıldığı, Hz. İbrahim’in, babası Azer’in Kral Nemrut için yonttuğu putları parçaladığı, Hz. Muhammed’in Kâbe içerisinde Hz. Ali’yi omuzlarına çıkartarak buradaki putları kırdığı günü anmak için kutladıkları bir bayramdır.
 
Gece ile gündüzün birbirine eşit olduğu 21 Mart günü Bahar Bayramı olarak kutlanan Nevruz Bayramı’nın yalnız Alevi-Bektaşi topluluklarda değil Sünni topluluklarda da tarihin çok eski dönemlerinden beri yaygın bir gelenek olarak kutlandığı bilinmektedir.
 
Kış mevsiminin ağır, durgun ve zorlu günlerinden, doğanın yeniden canlandığı, doğurganlık, üretkenlik, dinamizm ve bereket dolu  bahar mevsimine geçişin sevinci ve coşkusuyla kutlanan Nevruz Bayramınız kutlu olsun. Tüm insanlık alemine bahar mevsimini getiren bu Nevruz,  sağlık dolu, güneşli ve güzel günlerimiz için de mutlu bir başlangıç olsun.

Celal TEZEL
E. Öğr. Gör. Uzm.
 
Bu yazı toplam 23 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1