Kılıçlı kalkanlı savaşlardan, topla tüfekle muharebelere kadar insanlık tarihi boyunca sayısız çatışmalara tanıklık edildi. Ama gelinen noktada sınır olmayan iki ülkenin sadece hava unsurları ile yürüttükleri ve ilginci dakika dakika canlı yayınlanan savaşa şahitlik ediyoruz.Ortadoğu’da on yıllardır yüksek tansiyonla süregelen İsrail-İran gerginliği, artık açıkça savaşa dönüştü.
Son yıllarda gözü dönmüş şekilde Gazze’den Filistin’e kadar katliamlara imza atan İsrail Başbakanı Netanyahu’nun bu kez 13 Haziran günü İran’ı vurması, sadece bu coğrafyayı değil, tüm dünyayı tedirgin eder hale getirdi. Televizyon kanalları askeri tesislerin, konutların, hastanelerin, limanların, füzelerin birbirini vurmasını; kısacası yıkımı anında yayınlar vaziyette!
İsrail-İran arasında devam eden çatışma ortamı ile ilgili son bir haftadır tüm haber kanallarında yüzlerce kişi görüş bildirdi. Halende açık oturumlarda fikirler beyan edilmeye devam ediyor.
Konuşulanlar arasında bu savaşın dünya ekonomisine ve tabi ki Türkiye’ye nasıl yansıyacağı da yer alıyor!
Yerli ve milli harp unsurlarının bir bir hayata geçirilmesi veya proje aşamasında olması güzel, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi Başkomutanı olduğu güçlü bir orduya sahip olmak gurur verici. Böylesi zamanlarda ülkenin tüm unsurlarının milli birlik çerçevesinde hareket etmesi anlamlı.
Bunlar gerçekten güzel.
Fakat sıkıntı olan ekonomimiz ve savaş nedeniyle olası bir göç dalgası ile daha karşı karşıya kalmamız halinde ne yapacağımızdır?
Türk lirasının alım gücünün her geçen gün düşmesi nedeniyle, asgari ücretle ve emekli maaşıyla geçinmeye çalışan milyonlarca insanımız, gıda giderlerini dahi tam olarak karşılayamaz vaziyette. Türkiye, maalesef ki plansız hareket edilmesi nedeniyle kendi kendine yetebilen ülkeler kategorisinden hızla uzaklaşmış durumda. Zaten 15 yıldır Suriyeli düzensiz göçmenlerin yanı sıra Irak, Afganistan, Afrika ülkelerinden milyonlarca sığınmacıya kucak açan Türkiye, şimdi de İran’da yaşanan savaş hali nedeniyle buradan da milyonlarca insanın çare aradığı kapısı haline dönmeye başladı.
Ülke tarımında yaşanan problemlerden dolayı gerekli üretim yapılamaması nedeniyle sürekli ithalat kartının kullanıldığı bir dönemde, Ortadoğu’da bitmeyen çatışmaların olumsuz etkilendiği ülkelerin başında gelen Türkiye’nin, halihazırda süren İran-İsrail çatışmasından ne şekilde etkileneceği çok kısa sürede ortaya çıkmaya başlayacaktır.
Elbette yerli ve milli harp malzemelerinin yapılması anlamlı. Fakat, kriz zamanlarında önemi artan ‘ekonomi, gıdaya ulaşma, güçlü ekonomi, dışa bağımlılığın az olması’ gibi unsurlar maalesef yine ön plana çıkmış durumda.
Tıpkı pandemi döneminde veya 6 Şubat depremlerinin yarattığı yıkımda olduğu gibi.
*
Aslında İran-İsrail savaşı, Ortadoğu coğrafyasında akan kanın, gözyaşının, patlayan bombaların bitmeyeceğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. O nedenle popülist söylem ve hareketlerden hızlıca uzaklaşılması ve ayağı yere basan devlet politikalarının hızlıca yaşama geçirilmesi şarttır.




























