Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Bilinmeyen yönleriyle Türkiye İktisat Kongresi

15 Şubat 2024 Perşembe 20:48
Celal Tezel
Türkiye İktisat Kongresi, 17 Şubat 1923 tarihinde İzmir’de toplanmış ve çalışmalarını 4 Mart 1923 tarihine kadar sürdürmüştür. Bu nedenle, kongreye, 1. İzmir İktisat Kongresi adı da verilmektedir.
 
1923 tarihli Türkiye İktisat Kongresi’nin ya da daha çok bilinen adıyla 1. İzmir İktisat Kongresi’nin hem ulusal kurtuluş tarihimizde hem de siyasi ve iktisadi tarihimizde çok özgün ve çok önemli bir yeri vardır. Özgündür. Çünkü, kendisinden önce bilinen tüm Türk tarihi boyunca bu kongreye benzer ikinci bir kongre toplanmamıştır.
 
Yani 1. İzmir İktisat Kongresi eşsizdir ve benzersizdir. Önemlidir. Çünkü, efsane Mülkiye’mizin saygın öğretim üyesi, hocaların hocası ve Türkiye’nin yaşayan en önemli iktisatçılarından birisi olan Prof. Dr. Korkut Boratav hocamıza göre, “Millî Mücadelenin sonunda Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu şartları ve 1923’ten itibaren takip edilecek iktisat politikasının objektif çerçevesi ve sınırları bu kongrede belirlenmiştir.” Bir başka söyleyişle belirtmemiz gerekirse; 29 Ekim 1923 tarihinde ilan edilecek olan Cumhuriyet yönetimlerinin ve Cumhuriyet hükümetlerinin uygulayacakları ekonomik model ve programlar bu kongrede, tamamen özgür ve bağımsız bir tartışma ortamında belirlenmiş ve yine tamamen demokratik yol ve yöntemlerle karar altına alınmıştır.
 
Daha 9 Eylül 1922 tarihinde İzmir’in düşman işgalinden kurtarılmasından 4 ay 8 gün sonra, yeni kurulacak devletin geleceğinin belirsiz olduğu bir ortamda ve en önemlisi de henüz Cumhuriyet ilan edilmeden önce böylesine tamamen demokratik bir kongrenin toplanmış olması bir hayli dikkat çekici ve ilginçtir. Bu ilginç demokratik kongrede bir anlamda, yeni kurulacak olan devletin yönetim biçiminin bir cumhuriyet olacağının ip uçlarını bulmak da mümkündür. Bu önemli Kongrenin neden bir başka şehirde değil de İzmir’de toplandığı konusu üzerinde de çok değişik görüş ve düşünceler ortaya atılmıştır. Bu görüşlerin hepsinde de belli oranlarda doğruluk payı vardır.
 
Ancak Kongre yeri olarak İzmir şehrinin seçilmesinin asıl ve en önemli nedeni ise uluslararası diplomatik protokol kurallarına simgesel anlamda bir cevap niteliği taşımasıdır. O yıllarda uygulanan uluslararası diplomatik protokol kurallarına göre yapılan bir savaştan sonra yapılacak olan barış görüşmelerinin yerini savaşı kazanan taraf belirliyordu. Bu nedenle, emperyalist bir paylaşım savaşı olan I. Dünya Savaşının bir uzantısı olarak Anadolu’da gerçekleşen anti-emperyalist ulusal bağımsızlık savaşımızın muzaffer komutanı olarak Gazi Mustafa Kemal, yapılacak olan barış görüşmelerinin emperyalist işgalcilerin denize döküldüğü yer olan İzmir’de yapılmasını istiyordu. Başta İngilizler olmak üzere I. Dünya Savaşının galip devletleri Mustafa Kemal’in bu görüşünü kabul etmediler. Sonuçta, barış görüşmelerinin İsviçre’nin Lozan şehrinde yapılmasına karar verildi. Türkiye ve itilaf devletleri arasındaki Lozan Barış görüşmeleri, 20 Kasım 1922’de Lozan şehrinde başladı.
 
Yapılan görüşmeler sırasında başta İngiltere Başbakanı Lord Curzon olmak üzere tüm itilaf devletleri temsilcileri, “Osmanlı Devleti’nin ekonomisinin çöktüğünü, bu nedenle Türklerin Anadolu Bozkırında bağımsız bir devlet kuramayacaklarını, çünkü ekonomik bir sistemleri olmadığını, kursalar bile bu devletin ekonomisini kendi ayakları üzerine kaldıramayacaklarını ve bu nedenle Avrupa devletlerine muhtaç kalacaklarını iddia ediyorlardı. Bu şekilde uzayıp giden görüşmeler bir süre sonra tıkandı. Ve 4 Şubat 1923 tarihinde görüşmelere ara verildi. İşte Gazi Mustafa Kemal, bu arada batılı devletlerin bu görüşlerini çürütmek ve yeni kurulacak olan devletin hangi ekonomik model ve programlarla nasıl kalkınacağını ve yeni devletin ekonomisinin nasıl işleyeceğini somut olarak göstermek ve Avrupa devletlerine savaşta zaferi kazananın kendisi olduğunu gösteren bir mesaj vermek üzere Türkiye İktisat Kongresi’nin İzmir’de toplanmasına karar verdi.
 
İzmir’de bir kongrenin toplanması çalışmaları İktisat Bakanı Mahmut Esat Bozkurt tarafından yürütülmüştür. Kongrede “mesleki temsil” sistemi benimsemiştir. Yani kongreye katılacakların her meslek grubundan seçilecek temsilcilerinden oluşmasına özen gösterilmiştir. Mahmut Esat Bey, 21 Kasım 1922’de M. Kemal Paşa’ya telgraf çekerek hem onayını hem de şayet uygun görürse kongrenin fahri başkanlığını üstlenmesini istemiştir. Kongreye, 1135 kişi delege olarak seçilmiştir. Kongreye delege olarak köylüler, şehirli tüccarlar, okuması yazması olmayan çiftçiler, sanayiciler, bazı ekonomi uzmanları ve çiftçi ve amele (işçi) temsilcileri katılmışlardır. Ancak daha sonra yapılan bazı araştırmalarda seçilen bazı delegelerin adı geçen grupları temsil etmedikleri anlaşılmıştır. Örneğin Kazım Karabekir Paşa’nın Manisa’dan sanayi temsilcisi, yazar Aka Gündüz’ün ise Kütahya’dan işçi temsilcisi olarak kongreye katıldıkları görülmüştür.
 
Kongreye işçi temsilcisi olarak getirilen delegeleri, sanayiciler kendilerine sıtkı sadakatle bağlı kendi işçileri arasından seçmişlerdir. Bu nedenle, kongreye katılan işçi temsilcileri, çok şaşırtıcı bir şekilde kongreye işçiler lehine getirilen bazı önerilerin aleyhine oy kullanarak bunların kabul edilmemesini sağlamışlar ve bir anlamda kendi işçi arkadaşlarına ve kendi geleceklerine ihanet etmişlerdir. Bu muvazaalı durum çok sonraları anlaşılmıştır. İzmir İktisat Kongresinde bu nedenle işçiler lehine kararlar alınamamıştır. Her şeye karşın alınan kararlar ise kâğıt üzerinde kalmış ve hayata geçirilememiştir. Türkiye İktisat Kongresi’nin başkanlığına Mustafa Kemal Paşa’nın da isteğiyle Manisa Sanayi Grubu Delegesi Kazım Karabekir Paşa getirilmiştir. Kongre’nin açılış nutkunu Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Başkumandan Mustafa Kemal Paşa yapmıştır.
 
Bu açılış konuşmasında Gazi Mustafa Kemal Paşa, genel olarak ekonomiye ve ülke ekonomisine ilişkin görüşlerini özetle şu şekilde dile getirmiştir: “Bir milletin doğrudan doğruya hayatıyla ilgili olan, o milletin iktisadi durumudur. Tarihin ve tecrübenin tespit ettiği bu gerçek, bizim millî hayatımızda ve millî tarihimizde tamamen tecelli etmektedir. Hakikaten, Türk tarihi incelenirse yükseliş ve düşüş sebeplerinin iktisadi meselelerden başka bir şey olmadığı anlaşılır.” “…zamanımız bir iktisat devrinden başka bir şey değildir.” İktisadi zaferlerin askeri zaferlerden daha kalıcı olduğuna değinen Mustafa Kemal Paşa: “Kılıçla fetih yapanlar sabanla fetih yapanlara son noktada mevkilerini bırakmaya mahkûmdur.”, Kılıç kullanan kol yorulur fakat saban kullanan kol her gün daha çok kuvvetlenir.”, “Siyasi ve askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun, iktisadi zaferle taçlandırılmadıkça (Bu zaferlerin) meyvesi kalıcı olmaz.” diyerek ekonomik yapının önemini vurgulamıştır.
 
Mustafa Kemal Paşa, eğitim ve öğretimin de iktisat programıyla uygun hâle gelmesinin önemine şöyle işaret etmiştir: “Bence yeni devletimizin, yeni hükümetimizin bütün esasları, bütün programları iktisat programlarından çıkmalıdır; … evlatlarımıza bu suretle ilim ve irfan vermeliyiz ki ticaret, ziraat ve sanat dünyasında ve bütün bunların faaliyet alanlarında verimli olsunlar, etkin olsunlar, etkili olsunlar, pratik bir organ olsunlar. Bundan ötürü, eğitim programlarımız gerek ilkokulda gerek orta öğrenimde verilecek bütün şeyler bu bakış açısına göre olmalıdır.” İzmir İktisat Kongresi, ekonomi konusunda kararlar almak üzere toplanmıştır ama, burada ülkenin eğitim, sağlık, savunma gibi tüm sorunları tartışmaya açılmış ve çeşitli çözüm önerileri dile getirilmiştir. Sonuç olarak İzmir İktisat Kongresi kararları ile Türkiye’nin siyasi ve ekonomik tercihleri ortaya konulmuştur. Türkiye’de sosyalist bir ekonomik model benimsenmemiş ve kişisel mülkiyet hakkı kaldırılmamıştır. Kapitülasyonlar kaldırılmış sayılmış ama yabancı sermayenin Türkiye’nin kanunlarına saygılı bir şekilde faaliyette bulunmasına karar verilmiştir. “Milli İktisat” diye bilinen bu kararlara göre, eskiden kapitülasyon adıyla yabancı sermaye sahiplerinin ve azınlıkların yürüttüğü ekonomi yerine, daha çok yerli sermaye sahipleri eliyle liberal bir ekonomi modeli benimsenmiştir. Bu modelle gereken ve istenen kalkınma sağlanamayınca daha sonra 1930’lu yıllarda planlı kalkınmayı ve ekonomik alanda devlet yatırımlarını esas alan karma ekonomik modele geçilmiştir. 1.İzmir İktisat Kongresi o kadar başarılı olmuştur ki, burada alınan kararların hemen hemen tamamı hayata geçmiş ve ülke ekonomisinin ayakları üzerine kalkması sonucunu doğurmuştur.
 
Bu başarısı nedeniyledir ki, daha sonraki yıllarda ülke ekonomisi her bunalıma girdiğinde, bunalımdan çıkış için devlet adamlarına esin kaynağı ve örnek olmuştur. Bu nedenle ülkemizde, değişik tarihlerde yapılan 5 ayrı Türkiye İktisat Kongresi toplanmıştır. Ancak bunların hiç birisi de istenen kalıcı etkiyi sağlayamamış ve ne yazık ki, hayata geçirilememiş ve sadece kâğıt üzerinde kalmıştır. Günümüzde, ekonominin bozularak dibe vurduğu şu günlerde, ekonomik sorunların çözümü için yeni bir Türkiye İktisat Kongresi toplanması ihtiyacı hala devam etmektedir. 1. İzmir İktisat Kongresi’nin 17 Şubat’ta toplanışının 101’inci yıldönümü kutlu olsun.
 
MEÜ. E. Öğr. Gör. Uzm. Celal TEZEL

 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
  • Seçim sonuçlarını nasıl değerlendirmeliyiz?5 Nisan 2024 Cuma 08:18
  • Postmodernizm çağında asimetrik seçim29 Mart 2024 Cuma 14:34
  • Nevruz Bayramı’nın tarihsel kökenleri20 Mart 2024 Çarşamba 14:53
  • Seçim süreci nasıl şekilleniyor?15 Mart 2024 Cuma 15:32
  • “Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün” kısa tarihçesi7 Mart 2024 Perşembe 19:26
  • Stratejik oy verme davranışları22 Şubat 2024 Perşembe 19:36
  • Bilinmeyen yönleriyle Türkiye İktisat Kongresi15 Şubat 2024 Perşembe 20:48
  • Eğitim alanında belediyelere düşen yeni görevler9 Şubat 2024 Cuma 14:45
  • Nergis Şenliği izlenimleri1 Şubat 2024 Perşembe 20:05
  • Gazetecinin ölümü25 Ocak 2024 Perşembe 19:22
  • Siyasal Narsisizm18 Ocak 2024 Perşembe 20:54
  • Mersin seçim sürecinde psikolojik üstünlük CHP’ye geçti12 Ocak 2024 Cuma 11:12
  • Süper kupada süper skandal4 Ocak 2024 Perşembe 19:38
  • Noel ve Yılbaşı kutlamalarının kökenleri28 Aralık 2023 Perşembe 19:09
  • Aday belirleme sürecinde ince taktikler21 Aralık 2023 Perşembe 21:20
  • Çok bilinmeyenli yerel seçim denklemi15 Aralık 2023 Cuma 16:07
  • Sosyal belediyeciliğin yükselişi7 Aralık 2023 Perşembe 19:36
  • Belediyelerde siyasal yapının önemi1 Aralık 2023 Cuma 11:12
  • Öğretmenler Günü’nde aslında neyi kutluyoruz?24 Kasım 2023 Cuma 11:04
  • Kent kimliği ve kimliğini yitiren kentlerimiz16 Kasım 2023 Perşembe 19:11
  • Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
    Oluşturma süresi(ms): -1