Son yerel seçimlerde CHP’nin yıllar sonra birinci parti konumuna gelmesiyle birlikte, Türkiye’de siyasi hayatta geçmişte göremediğimiz olaylara tanıklık etmeye başladık.İktidar partisinin, yerel seçimlerde ortaya çıkan bu tabloyu değiştirmek; yani yeniden birinci parti konuma gelmek için yaptığı müdahalelerin sonuç vermemesi, CHP’nin anketlerde de birinci parti olarak gözükmesi yeni hamlelerin işletilmesine neden oldu!
Kısaca bunlara bir bakalım…
30 Ekim 2024 tarihinde CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’in tutuklaması ile start alan “CHP’li Belediyelere operasyonlar” hamleleri ardı ardına sürdü.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın ve daha birçok Belediye Başkanının tutuklanması, yine birçok CHP’li Belediye Başkanının istifa ederek AKP’ye katılması sürecin aşamalarını oluşturdu.
Elbette CHP’ye kayyum atanma ihtimali, İstanbul il Başkanlığına kayyum atanması(!), “mutlak butlan” söyleminin siyasi tarihimizde yerini alması veya Genel Başkan Özgür Özel’e fiziki saldırılar yapılması, yerel seçimler sonrasında gündeme oturan konular oldu.
Genel Başkan Özgür Özel’in yurdun dört bir tarafında her hafta en az iki miting yaptığı bu dönemde, parti örgütleri de sorumluluk alanlarında hareketli günler geçiriyorlar.
Alınan kurultay kararı gereği, şu anda CHP örgütlerinde ilçe ve ardından il kongreleri gerçekleştiriliyor. Aynı durum Tarsus içinde geçerli. 24 Eylül’de ilçe kongresi yapıldı ve ardından Yusuf Tıbık Başkanlığında yeni oluşan yönetim 29 Eylül’de mazbatasını alarak Atatürk anıtına çelenk bırakıp, görevlerine resmen başladılar.
Şimdi burada dikkatleri çekmek istediğim bir husus var.
31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimler neticesinde CHP’den Tarsus Belediye Meclis üyesi seçilen bazı isimlerin, partiye karşı yürütülen bunca girişime rağmen hiçbir etkinliğe iştirak etmedikleri gözleniyor.
İlçe kongresi yapılıyor yoklar, partide özel bir gün düzenleniyor yoklar, 9 Eylül’de partinin kuruluş yıl dönümü programı düzenleniyor yoklar.
Hadi bunları geçtik toplumsal olarak düzenlenen ve birçok sivil toplum kuruluşunun da iştirak ettikleri toplantılarda da yoklar.
Elbette akıllara “korkudan gelmiyorlar” düşüncesi de gelebilir!
Bu noktada “Madem korkuyordunuz neden bu görevleri kabul ettiniz” cevabı da en güzel karşılık olacaktır.




























