Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Balonun İpleri Kopunca

4 Ağustos 2020 Salı 17:32
Celal Tezel
Makalemin başlığı, adını ünlü bir filmden alıyor. Amerikan yapımı olan bu dizi film 1985 yılında TRT’de yayınlandı. Orijinal adı “The Day The Bubble Brust” olan bu dizi film, 1929 dünya ekonomik bunalımı sırasında Amerika’da yaşanan son derecede dramatik ekonomik ve toplumsal olayları konu ediniyor.
 
Dizi filmdeki olaylar, 1929 yılının Ocak ayında başlıyor. 1929 yılının Ekim ayına kadar sürüyor. Yani film, Amerikan tarihinin, tüm dünya ülkelerini de derinden derine etkileyen en ünlü ekonomik bunalım günlerinin başlangıcını anlatıyor. Dizi film adını, Amerika’da menkul kıymetler borsasının çöktüğü, tüm büyük şirketlerle birlikte bankaların da iflas ettiği, milyonlarca işçinin birden bire işsiz kalarak hayatlarının karardığı, zenginlikle özdeşleşen Amerikan rüyasının tıpkı bir balon gibi patladığı 24 Ekim 1929 gününe verilen isimden alıyor.
 
Dizi filmin Türkiye’de gösterime girmesi sırasında da bazı ilginç olaylar yaşanıyor. Dizinin 1985 yılında TRT’de gösterilmeye başlandığı sıralarda adına banker faciası denilen, yakın ekonomi tarihimizin en büyük skandallarından birisi patlak veriyor. Yüksek faiz geliri elde etmek için tüm paralarını bankerlere yatıran vatandaşlar, bankerlerin iflas edip sırra kadem basması sonucunda tüm varlıklarını kaybediyorlar.
 
Ortalık yerde beş parasız ve sahipsiz bir şekilde kala kalıyorlar. İçlerinden bazıları kendilerini yakarak intihar ediyor. O zamanki siyasal iktidarın desteklediği bu yüksek faize hücum politikası tam bir ekonomik ve sosyal faciaya dönüşüyor. Devlet destekli bu rezalet ile dizi filmde anlatılan bazı olayların örtüşmesi üzerine dizi film apar topar yayından kaldırılıyor. Üç yıl boyunca arşivlerde bekletildikten sonra 1988 yılında yeniden yayınlanma olanağına kavuşuyor. Dizi film, Kapitalizmin öldüresiye rekabet ortamında, aşırı kâr hırsıyla gözleri kararmış olan öngörüsüz yöneticilerin bir toplumu ve giderek de tüm dünyayı nasıl bir ekonomik ve toplumsal felakete sürüklediklerini ve 1929 Büyük dünya ekonomik bunalımına neden olduklarını tarihi gerçeklerine uygun bir biçimde anlatıyor.
 
Belgesel niteliğindeki bu dizinin tüm iktisat, işletme, finansman okuyan öğrencilere bir eğitim filmi gibi izletilmesinin çok yararlı olacağını düşünüyorum. Her neyse, burada sözü edilen 1929 Büyük dünya ekonomik bunalımı tüm dünya ülkelerinde çok büyük ekonomik travmalar yaratmıştır. 1923 yılında henüz kurulmuş olan yeni ve genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti de bundan olumsuz etkilenmiştir. 1911-1922 yılları arasındaki 12 yıllık dönemi kesintisiz bir şekilde yıkıcı savaşlarla geçiren Türk toplumu, çok büyük yoksunluklar içerisinde yeni ve çağdaş bir devlet kurma işine koyulmuştur.
 
Henüz yolun başındayken böylesine büyük bir ekonomik krizle karşılaşmak genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin karşısına çıkan en büyük talihsizliklerden birisi olmuştur. Çünkü devlet, yapacağı yatırımların tümünü durdurmak zorunda kalmıştır. Yine de genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu ekonomik krizi büyük Atatürk’ün üstün dehasıyla, dünyada ilk ve tek olarak yürürlüğe konulan “Karma Ekonomik Model”le aşmasını bilmiştir. Adına karma ekonomik model dediğimiz modelde; devletçilik, merkezi planlama ve sosyal politika gibi fonksiyonlar sosyalist ekonomik modelden örnek alınmış ve kapitalist ekonomik modelin serbest piyasa ve kişisel girişimcilik fonksiyonlarıyla uyarlı hale getirilerek yeni ve özgün bir ekonomik model oluşturulmuştur.
 
Bu modelin bir gereği olarak ilk defa 5 yıllık kalkınma planı hazırlanmış, o yıllarda Devlet Planlama Teşkilatı gibi bir teşkilat olmadığı için bu planın uygulanması görevi Sümerbank’a verilmiştir. 5 yıllık olarak hazırlanmış olan bu plan, 4 yılda tüm hedeflerine ulaşmıştır. Bizim planlama tarihimizde tüm hedeflerine ulaşmış olan ilk ve tek kalkınma planı Atatürk’ün öncülüğünde hazırlanmış olan bu plandır.
 
1961’de planlı döneme geçildikten sonra bugüne kadar hazırlanmış olan 13 planın hiç birisi de hedeflerine ulaşamamış ve çoğunlukla kâğıt üzerinde kalmıştır.
 
Türkiye gibi ekonomik kaynakları sınırlı olan ülkelerde, ekonomik sorunlarla baş etmenin ve refah toplumu yaratmanın yolu bugün bile karma ekonomik modelin uygulanmasından geçmektedir. Ayrıca ülke gerçeklerine uygun kalkınma planları hazırlanmalı ve ciddiyetle uygulamaya konulmalıdır.
 
*          *          *
İçinde yaşadığımız şu günlere gelince; konunun uzmanları, yüz yılın felaketi olarak tanımlanan Kovid-19 pandemisinin de etkisiyle dünyanın tüm ülkelerinde ekonomik yapının 1929 dünya ekonomik bunalımı öncesindeki belirtileri göstermeye başladığını söylemektedirler.
 
Ancak Türkiye açısından yapılan yorumlarda, ekonomik durumun öteki dünya ülkelerinden biraz daha farklı bir seyir izlediğini belirtmektedirler. Kimi yayınlarda,  Türkiye’nin dış borcunun milli gelirine oranının %62’ye yükseldiği yazılmaktadır. Bu demektir ki, Türkiye milli gelirinin tamamını dış borçlarına ödese bile geriye %38’lik bir kaynağa daha ihtiyaç duyacaktır.
 
Bu durum başlı başına çok ciddi bir ekonomik sorundur. Güncel ekonomik duruma ilişkin ayrıca, Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) Direktörü Prof. Dr. Seyfettin Gürsel, 03 Ağustos 2020 günü Sözcü gazetesinde yayımlanan röportajında; “geçen yılın sonlarından itibaren istihdamdakilerin sayısının düşmeye, işsiz sayısının da azalmaya başladığını ifade ederek, iş gücü piyasalarındaki bu sıra dışı gelişmenin corona virüsü şoku ile adeta bir tsunamiye dönüştüğünü dile getirmiş ve Türkiye’de bugüne kadar misli görülmemiş bir yoksullaşma sürecinin yaşandığını” açıklamıştır.
 
Yabancı yatırımcılar Türkiye’deki hisselerini satarak yurt dışına döviz götürmektedirler. Geçen hafta bir basın toplantısı düzenleyen Amerikan Merkez Bankası Başkanı televizyonlardan yayınladığı bir listede, Türk lirasının dünyanın en zayıf parası olarak en sonda yer aldığını tüm dünyaya ilan etmiştir. Döviz ve altın fiyatları sürekli olarak artmaya devam etmektedir. Bu durum, dar gelirli ve yoksul kesimlerin sırtındaki geçim yükünü her geçen gün biraz daha arttırmaktadır. Ekonomi gazeteciliğinin duayenlerinden İktisatçı Ege Cansen, Sözcü Gazetesine verdiği bir demeçte; emeklilere iki bayram ikramiyesi ve destek paketleri ile birlikte kamunun ihtiyacı olan para için Merkez Bankasının karşılıksız para bastığını, gözlerden kaçan bu detayın sonuçlarının ise Türkiye ekonomisi için yıkıcı olabileceğini, basit bir dille para basmanın enflasyonu hızla tırmandıracağını açıklamıştır.
 
Dünyanın en büyük ekonomik tahmin ve analiz kuruluşlarından Oxford Economics’in hazırladığı bir raporda; Türkiye’deki kredi büyümesinin, Merkez Bankası rezevlerinin azalmasının, cari açıktaki artışın ve Merkez Bankasının dolara müdahale edebilmek için kamu bankalarından ödünç döviz alması nedeniyle ortaya çıkan kamu bankası açıklarının ekonomi için çok büyük risk oluşturduğu tespitine yer verilmiştir. Bütün bu belirtiler tıpkı 1929’da olduğu gibi balonun iplerinin kopmak üzere olduğunun göstergeleridir. Eğer acil önlem alınıp balonun iplerinin kopması önlenemezse korkarım ki, toplum olarak hepimiz çok ağır ekonomik ve sosyal bedeller ödemek zorunda kalabiliriz.

 
Bu yazı toplam 224 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
  • İlköğretim Zorunludur Engellenemez19 Eylül 2020 Cumartesi 20:40
  • Sağlıkta ve ekonomide umutsuz bir bekleyiş18 Eylül 2020 Cuma 08:48
  • Açmazlar içinde yöntemsiz eğitim11 Eylül 2020 Cuma 09:47
  • Başkomutanlık Meydan Savaşı ve 30 Ağustos Zaferi28 Ağustos 2020 Cuma 09:22
  • İntiharlar21 Ağustos 2020 Cuma 09:12
  • Türk Lirasından Kaçış14 Ağustos 2020 Cuma 08:44
  • Okullar Açılırken7 Ağustos 2020 Cuma 09:07
  • Balonun İpleri Kopunca4 Ağustos 2020 Salı 17:32
  • Yapay Zekâ Çağında Medreseler24 Temmuz 2020 Cuma 16:50
  • Ayasofya’nın Cami yapılması ve şoklarla yönetim14 Temmuz 2020 Salı 09:07
  • Tarsus’ta Tekstil Sanayinin Kuruluşu ve Konstantin Mavromati10 Temmuz 2020 Cuma 12:50
  • Esnaf ve Sanatkârların Mektubu7 Temmuz 2020 Salı 08:30
  • Ekran karartma ve yerel medya3 Temmuz 2020 Cuma 08:53
  • Tam Bağımsızlık Yolunda Kutlu Bir Gün: Kabotaj Bayramı30 Haziran 2020 Salı 09:22
  • Gizemli Ayasofya’da Tarsus İzleri26 Haziran 2020 Cuma 14:28
  • Başkaldıran Anadolu’nun Devrim Bildirisi: “Amasya Tamimi”19 Haziran 2020 Cuma 08:55
  • Atatürk’ün Tarsus’taki Piloğlu Çiftliği15 Haziran 2020 Pazartesi 08:19
  • Tarsus’ta Turizm Beklentileri12 Haziran 2020 Cuma 09:14
  • Erken Seçim Satrancı5 Haziran 2020 Cuma 09:01
  • Belediyelere Pranga Yasası2 Haziran 2020 Salı 17:44
  • Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
    Oluşturma süresi(ms): -1