Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Altın Koza’nın Ardından

2 Ekim 2019 Çarşamba 17:29
Aydın Demir
Türkiye’nin en sıcak kenti  Adana, geçen hafta sinema salonlarında serinledi. 26.Uluslararası Film Festivali,  adeta  bir saygı duruşu gibiydi. Türk sinemasının öne çıkan isimlerinin ilk filmleri, beyaz perdeye yansırken, Yeşilçam’ın yeni yıldızları da Adana’ya sinemanın heyecanını,  coşkusunu,  enerjisini getirdi.
 
Adını Çukurova’da bereketin simgesi pamuğun kozasından alan festival, aynı zamanda sinemanın ustalarını da unutmadı. Türk sinemasına ömrünü veren ve sinema tarihine geçmeyi hak eden sinema sanatçıları, festival boyunca coşkularını,  enerjilerini, tutkularını Adanalılarla paylaştı.
 
İşte biz de Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın davetlisi olarak, festivali yerinde inceledik ve gözlemlerimizi, tespitlerimizi sanatseverler ile paylaşıyoruz. 
 
26’ıncı Altın Koza Film Festivaline yenilikler damgasını vurdu. Daha önceki MHP’li Belediye Başkanı dönemimde adı değiştirilen festivalden adı çıkarılan ”Altın Koza” ismi yeniden festivale eklendi. 31 Mart’ta yerel seçimlerinden sonra  Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna oturan CHP’li  Zeydan Karalar, Festival Yürütme Kurulu’nu Menderes Samancılar, Nebil  Özgentürk, Timur Savcı gibi Adanalı Sanatçıların yer aldığı profesyonellerden oluştururken, festival davetlileri de 400 kişi ile sınırlı tutulmuş.
 
Festival hakkında sohbet ettiğimiz Başkan Karalar, “Adana dünya çapında edebiyatçı ve sanatçı yetiştiren, sanatın ve kültürün ocağı bir kentimiz. Bu toprakların kokusunda sanat ve edebiyat, Yaşar Kemal’ın dile getirdiği gibi dağlarının çiçeklerinde, böceklerinde dahi hayat buluyor” diye festivalin ana felsefesini özetledi.
 
Son derece heyecanlı gördüğümüz Karalar, Altın Koza Film Festivali’nin Cannes Film Festivali’nden sonra, dünyanın ikinci festivallerinden biri olduğuna dikkat çekerken, ”Bundan sonraki hedefimiz, Altın Koza ismini, dünya sinema tarihine altın harflerle kalıcı olarak yazdırmaktır” diye hedeflerini de özetledi.
 
Festival boyunca ilk kez görücüye çıkan filmler ücretsiz olarak halkın gösterimine sunulurken, Adanalı sinema severler salonları tıka basa doldurarak, film ziyafeti yaşadı. 
 
Çukurova Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen ödül töreni ise görsel bir şölene dönüştü. Ödül töreninin, yaşanan değişimi vurgulayan açılışı ise heyecan vericiydi. Adana’nın yetiştirdiği ünlü sanatçılar Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Muzaffer İzgü, Abidin Dino’nun perdeye yansıyan fotoğrafları ve sözleri, salona çıkan genç öğrencilerin Beethoven’in 9.Senfonisinde yer alan Schiller’in,”Neşeye Övgü” şiirini müzik eşliğinde seslendirmesi; büyük beğeni topladı.
 
Usta sanatçılar Zuhal Olcay ve Zülfü Livaneli’ye “Yaşam Boyu Onur Ödülü” verilirken, Olcay’ın ödülü alırken söylediği,”İnsan hangi işi yaparsa yapsın, kendi karanlık tarafına yeniliyorsa, başkalarının onurunu çiğniyorsa başaramamış demektir. Çünkü onur, insan yaşamından uzundur” sözleri izleyiciler tarafından ayakta alkışlandı.
 
Festivalde ödül alan filmlere gelince, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu metaforik bir dille anlatan Cenk Ertürk’ün senaryosunu yazıp yönettiği ilk filmi “Nuh Tepesi”,  Haluk Bilginer’in usta yorumuyla hayat bulup;  birincilik ödülüne layık görüldü. Cenk Ertürk’ün ailesinin katkısı ile yaptığı film, bir baba-oğulun hikayesini anlatıyor. Ölümün eşiğinde geçmişini arayan bir adam ile çocukken kendisini bırakıp Fransa’ya giden babasına sitem ve kızgınlık yaşayan genç bir adamın öyküsünü anlatan “Nuh Tepesi”; En İyi Film, En İyi Yönetmen Ödülüne değer bulundu.
 
Altın Koza Film Festivali’nde bizim için en ilgi çekici film ise, Pelin Esmer’in  Mersin Arslanköylü kadınların tiyatro serüvenlerini konu aldığı “Kraliçe Lear” adlı belgeseli  oldu.
 
Yaşam sevinçlerini tiyatroda bulan 5 köylü kadının, köylere yaptıkları tiyatro turnelerini konu alan “Kraliçe Lear”; jürinin en beğendiği filmler arasında yer aldı.
 
Arslanköylü kadınların tiyatro serüveni, “Yılmaz Güney Ödülü”ne layık görülürken,”Kraliçe Lear”ın müziklerini yapan Barış Diri “En iyi Müzik Ödülü”nü aldı. Ödül törenine katılan Arslanköylü  tiyatrocu kadınlardan Fatma Fatih’in,”Tiyatro  hayatınızda neyi değiştirdi” sorusuna verdiği,”Herifleri evde bırakıp, buraya gelmemiz neyin değiştiğini göstermiyor mu?” sözleri festivale damgasını vurdu diyebiliriz.
 
Altın Koza Film Festivalini geride bırakarak, Antalya Film Festivali’ne yelken açarken, insan yaşamının da sinema sahnesi gibi akıp gittiğini bir kez daha anımsatıyoruz.

 
Bu yazı toplam 303 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
  • Kırsalda CHP Şaşkınlı!11 Ekim 2019 Cuma 07:57
  • Altın Koza’nın Ardından2 Ekim 2019 Çarşamba 17:29
  • Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
    Oluşturma süresi(ms): -1