Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Allah, Tarsus’un Sonuna Hayır Getire

4 Nisan 2016 Pazartesi 17:30
Hakan BULUT

“Doğal güzellikleri, bereketli toprakları, coğrafi yapısı, 10 bin yıllık tarihi, birçok il’den daha fazla olan nüfusu…”

 

Bunlar, Tarsus için veya Tarsus’u tanıtırken her zaman kullanılan tanımlamalar…

Elbette, Tarsus için bu kelimeleri kullanmaktan daha doğal bir şey olamaz. Bunlar, Tarsus’un vazgeçilmez gerçekleri.

Ama, son yıllarda Tarsus’un bu gerçekleri, yaşanan olumsuzluklar nedeniyle sıralamada geriye düşmüş durumda.

 

3 kıtaya hakim olmuş, fakat sürekli toprak kayıpları nedeniyle Anadolu’ya sıkışmış olan Osmanlı’nın yeniden ayağa kalkma adına (1800’li yıllarda yayılmacı ülkelerinde politikalarıyla) tarıma dayalı sanayinin ülke topraklarında ilk kurulduğu yer Tarsus, Cumhuriyetle birlikte bu özelliğini daha da geliştirmiştir.

 

1990’lı yılların başına kadar tekstil fabrikaları,  tarıma dayalı ürünlerin işlendiği fabrikaları ile hem bu topraklarda yaşayan insanları, hem de iç göç yoluyla gelen onbinleri rahatlıkla geçindirebilen Tarsus, bugün “geleceği okuyamamanın” acısı içerisinde kıvranıp duruyor.

 

İçinde bulunduğumuz dönemde Tarsus’un gerçekleri, yatırımlar, doğal güzellikler, coğrafi avantaj yerine, maalesef ki işsizler ordusuna sahip, geceleri mahallelerinde olayların olduğu, insanlarının biber gazı solumak zorunda bırakıldığı, toprakları üzerinde vahşice kadın cinayetlerinin yaşandığı, gelen hükümetlerin onlarca yıldır “yapacağız” demelerine rağmen, bir türlü hayata geçmeyen, yani “yapmadıkları” projeleri nedeniyle sorunlu bir dönem geçirmeye mahkum bırakılmış durumda.

 

30-40 yıl öncesine gidildiğinde, Türkiye’nin önemli sanayi bölgeleri arasında gösterilen Tarsus, bu süre zarfında bırakın durumunu korumayı, sürekli olarak geriye giden bir grafikle karşı karşıya bırakılmış durumda.

 

Ulaşım açısından havayolu, demiryolu, karayolu zenginliğine sahip olmasına rağmen “durak” dahi yapılmayan bir kent haline gelen Tarsus, bugün bağrında binlerce işsizi, caddelerinde her 30 metrede sadaka isteyen dilencileri ile ön plana çıkan bir kent haline geldi.

 

Zaten kırılgan bir ekonomiye sahip olan bu kent, bölgede ve ülkede yaşanan olumsuz tüm olaylardan fazlasıyla etkilenir hale geldi. Suriye’de yaşanan iç savaş nedeniyle binlerce mülteciyi misafir eden Tarsus, özellikle 20 Temmuz 2015 günü Suruç’ta patlayan bombanın ardından başlayan ve halen devam eden olaylar nedeniyle, bu kez Doğu ve Güneydoğu’dan iç göç yoluyla gelenleri de zorunlu olarak ağırlamaya başladı

 

Tarsus ekonomisi her geçen gün biraz daha kötüye gidiyor. Birkaç KOBİ işletmesinin dışında sanayi üretimi olmayan, son yıllarda ekonomisini bir nebze de olsa dirediği tarımdan bu yıl Rusya krizi nedeniyle büyük darbe yemeye başlayan Tarsus için önümüzdeki yıllar daha kötüye gideceğe benziyor…

 

*          *          *

Kısacası, verimli toprakları, ulaşım kolaylığı, coğrafi yapısı, iklimi ve nüfus potansiyeli ile birçok zenginliği elinde bulunduran Tarsus, iç ve dışta yaşanan gelişmeler, beceriksiz siyasiler ve geleceği iyi okuyamamanın getirdiği acı fatura nedeniyle bugün maalesef ki sadece mantar gibi dikilen konutlarıyla büyüyen, fakat sosyal hayatı, ekonomisi ile sürekli gerileyen, fakirleşen bir kent haline geldi. Allah bu milletin ve Tarsus’un sonunu hayır getire!...

Bu yazı toplam 2289 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1