2024 yerel seçim sonuçlarının ardından Cumhuriyet Halk Partisi’nin ülke genelinde aldığı oy oranıyla birinci parti konumuna gelmesi, içinde bulunduğumuz zaman diliminde siyaset dünyasında akılalmaz olaylarla karşılaşmamıza neden oldu; olmaya da devam ediyor.CHP’li belediye başkanları bir bir tutuklanarak cezaevine gönderilirken, mutlak butlan davası, İstanbul il örgütüne (geçmişte partide önemli kademelerde görev yapmış bir kişinin) kayyum olarak atanması.
İktidarın yargı eliyle muhalefeti dizayn etme gayretleri üzerine ciddi eleştiriler yapıldığı bu dönemde, gündemden düşmeyen konuların başında ise siyasi transferler geliyor.
Sadece belediye başkanları değil; tabi ki de milletvekilleri de var. Bunların, birkaç yıl önce iyi niyetli seçmenlerin verdiği oylarla seçildikleri görevlerde, akla hayale sığmayacak, ahlaktan uzak bir şekilde parti değiştirmeleri gerçekten düşündürücüdür!
Hani, Mersin bölgesi milletvekillerinden Hasan Ufuk Çakır’ın CHP listelerinden seçilip, kısa süre önceye kadar yerden yere vurduğu AK Parti saflarına asker selamı vererek katılması gibi.
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu gibi, CHP’de uzun yıllar yer almış bir kişinin, iddiaya göre cezaevine atılmamak için iktidarın sundurmasının altına girmesi gibi.
Ve son olarak da Ankara Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın durumu misali!
Sadece CHP değil tabi. İyi Parti’den Meclise giren 9 milletvekili ile yerel seçimlerde aday olup kazanan 7 belediye başkanı da iktidar saflarına katıldı. Elbette diğer siyasi partilerden de kopmalar yaşandı…
Geçmişte de siyasi transferler elbette oldu. Genelde yeni dönem seçimleri yaklaşırken bunları görürdük. Ama gelinen noktada siyasi kaypaklıkların genişleyerek pik yaptığına şahit oluyoruz.
Burada dikkat çeken husus ise genelde CHP’nin sağ kanattan getirip, aday yaptığı ve seçtirdiği kişilerin partiden uçup gitmesidir! Parti geçmişi olmayan, birilerinin ikili ilişkileri ile monte edilen ve en önemlisi de aidiyet duygusu hissetmeyen şahısların yarattığı tabloyu görüyoruz.
Seçildikleri görevlerde girdikleri kirli işlerin cezasını çekmek yerine, vatandaşların verdiği tertemiz oylara leke sürmekten çekinmeyen sözde siyasetçiler. Elbette önümüzde ki süreçte de farklı neden ve baskılarla parti değişikliklerinin olacağı aşikar.
Kendileri ve çevrelerinde bulunan bazı kişilerin çıkarları uğruna parti değiştirenleri, seçmen iradesini satanları tarih yazdı, önümüzde ki süreçte de yazacaktır!
Önümüzdeki seçimlerde parti yöneticilerinin “aday belirlerken veya seçtirirken” kapalı kapılar ardında pazarlıkları değil, ön seçimi kıstas almaları daha yerinde olur!




























