Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Açmazlar içinde yöntemsiz eğitim

11 Eylül 2020 Cuma 09:47
Celal Tezel
Aslında, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı “eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder” tanımı, günümüz toplumlarının eğitim etkinliklerine ilişkin yalın ve somut bir gerçeği ifade etmektedir.
 
Çünkü günümüzde, eğitimle toplumsal kalkınma ve ekonomik refah arasında doğrudan bir ilişki olduğu tüm dünya devletleri tarafından açıkça anlaşılmıştır. Bu yalın gerçek nedeniyledir ki, hemen hemen tüm ülkelerde eğitime yapılan yatırımlar artmaya başlamıştır.
 
Bunun en güzel örnekleri Finlandiya, Güney Kore, Vietnam ve Yeni Zelanda gibi ülkelerdir. Bu ülkeler, sadece eğitime yaptıkları yatırımlar sayesinde milli gelirlerini arttırmışlar ve milli gelirlerinden kişi başına düşen payı yükselterek bir refah toplumu haline gelmişlerdir. Günümüzde, ekonomik ve toplumsal kalkınmanın yolunun katma değeri yüksek ileri teknoloji ürünleri üretmekten geçtiği gerçeği, bilimin derinliklerinde kalmış bir sır değildir. Bunun yolu da; tamamen özgür bir ortamda, bilimsel akla dayalı, yüksek nitelikli, tüm öğrencilerine fırsat eşitliği sağlayan, demokratik ve laik bir “Yaratıcılık Eğitimi”nden geçmektedir.
 
Yoksa günümüz dünyasında, sahip oldukları yüksek nitelikli eğitim sistemleri sayesinde ileri teknoloji ürünleri üreterek hızla ilerleyen ülkelerle en küçük bir rekabet etme şansımız dahi olamaz. Bu açık ve somut gerçek nedeniyledir ki ülkemizde; başta eğitimciler olmak üzere, sanayiciler ve iş adamları, esnaf ve sanatkârlar ve halkçı aydınlar olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bekasını düşünen hemen hemen tüm duyarlı yurttaşlar, ülkemizde de yüksek nitelikli bir eğitim sisteminin kurulmasını istemekte ve beklemektedirler. Ancak geliniz görünüz ki, geniş halk kesimlerinin bu yüksek beklentilerine karşın, eğitim sistemimiz bırakın yerinde saymayı, büyük bir hızla gerilemekte ve giderekte, orta çağ kalıntısı, çağ dışı bir yapıya doğru evrilmektedir.
 
Böyle bir eğitim sistemi ile çağdaş dünyaya ayak uydurabilmemiz ve onlarla rekabet edebilmemiz mümkün görülmemektedir. Eğitim sistemimiz üzerinde bir plana bağlı olmadan sıklıkla yapılan gelişigüzel değişiklikler, sistemin bütünlüğünü bozmuştur. Eğitimin genel hedeflerinin kaybolmasına neden olmuştur. Bizim eğitim sistemimiz; en başta sorulması gereken hangi müfredatla, hangi yöntem ve tekniklerle, nasıl bir insan yetiştirmek istiyoruz? Sorularını bugüne kadar gerçekçi bir şekilde cevaplandıramamıştır. Hâlihazırda, eğitimle ilgili olan hiç kimse bu soruların cevaplarının ne olduğunu bilmemektedir. Sistem, başta öğretmen yetiştirme düzenimiz olmak üzere, atanamayan öğretmenler, düşük öğretmen ücretleri, yeterli sayıda okul binasının bulunmaması, okulların fiziksel donanımlarının yetersiz olması, eğitime yeterli kaynağın ayrılamaması ve nitelikli bir eğitim yapılamaması gibi konularda çok büyük açmazlarla karşıya karşıya bırakılmıştır. Eğitim-öğretim, yasak savarcasına gelişigüzel bir rutine bağlanmıştır. Böyle bir yapıda, sistemin temel unsurları olan öğretmen ve öğrenciler mutlu olamamaktadırlar.
 
Ayrıca eğitimin hangi yöntem ve tekniklerle yapılacağı konusunda da çok büyük bir belirsizlik mevcuttur. Milli Eğitim Bakanlığı yönetmeliklerinde eğitimin “yapılandırıcı eğitim” yöntemiyle yapılacağı yazılıdır. Okullarımız bu yöntemi uygulayabilecek alt yapıya sahip değillerdir. Bu nedenle okullarımızda, ezbere, itaate ve “otur ve dinle” esasına dayalı geleneksel “öğretmen merkezli eğitim” uygulanmalarına devam edilmektedir. Bizim eğitim sistemimiz; okullarımızdaki eğitim-öğretimin hangi öğretim yöntem ve teknikleriyle yapılacağı konusunu da somut biçimde belirlememiştir. Buraya kadar yapmış olduğum durum tespitinin 100 yılın felaketi Kovid-19 pandemisi nin etkileri ile herhangi bir ilgisi yoktur. Bunlar, eğitim sistemimizin öteden beri süregelen genel yapısal bozukluklarıdır. Kovid-19 pandemisinin, ülkemizde de yayılma eğilimi göstermesi nedeniyle alınan önlemler çerçevesinde, geçtiğimiz şubat ayında okullar kapatılarak EBA programı üzerinden uzaktan eğitime geçilmiştir. Bu kararlar alınırken, ne zaman örgün eğitime geçileceği hususu net ve kesin olarak belirtilmemiştir. Bu nedenle veliler ve öğrenciler, kararsızlık içinde belirsiz bir bekleyişe girmişlerdir. Eğitim-öğretim, yeterli hazırlıklar yapılmadan ve istenen alt yapı sağlanmadan uzaktan eğitim yöntemiyle sürdürülmüştür. Gerekli internet bağlantısına ve bilgisayar gibi araç ve gereçlere sahip olamayan öğrenciler, bu derslere katılamamışlardır.
 
Böylece, zaten göreceli olarak kâğıt üzerinde var olan fırsat eşitliği ilkesi tamamen geçersiz hale gelmiştir. Atalarımız “görünen köy kılavuz istemez” diye ne de güzel söylemişler. Eğitimle kıyısından köşesinden birazcık ilgisi olanlar, uzaktan eğitimle etkili ve verimli bir eğitim-öğretim yapılamayacağını görmüşler ve söylemişlerdir. Naçizane, bu satırların yazarı da yine bu köşede Mayıs/2020 de yayımlanan “Eğitimden Uzak Öğretim” başlıklı makalesinde uzaktan öğretim yöntemleriyle başarılı bir eğitim verilemeyeceğini gerekçeleriyle birlikte açıklamıştır. Nitekim öyle de olmuştur. Milli Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre geçen eğitim-öğretim döneminde EBA programlarının izlenme oranları %32’de kalmıştır.
 
Daha sonra Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, 02 Ağustos 2020 günü düzenlediği basın toplantısında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okulların 31 Ağustos 1920 Pazartesi günü açılacağını ve örgün eğitime geçileceğini açıklamıştır. Yine naçizane bu satırların yazarı, bu köşede Ağustos/2020 de yayımlanan “Okullar Açılırken” başlıklı makalesinde mevcut durumda okullarımızda sosyal mesafe ve hijyen koşullarının yeterli olmadığını ve okullarda gerekli düzenlemeler yapılmadan örgün eğitime geçilemeyeceğini belirtmiştir. Nitekim 31 Ağustosa gelindiğinde okulların açılışının 21 Eylüle ertelendiği açıklaması yapılmıştır.
 
Bu çeşit açıklamaların özel okulları koruyup kollamak amacıyla yapıldığı kanaati kamuoyunda yaygın olarak tartışılmaktadır. Şimdi ise, sadece okul öncesi ve ilkokul 1. Sınıf öğrencilerinin haftanın bazı günlerinde örgün eğitime başlayacakları duyurulmuştur. Öteki okullar ve sınıflar ise eğitimlerini geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yine EBA programı üzerinden uzaktan eğitim yöntemiyle sürdüreceklerdir. Üniversitelerin örgün programları da eğitim-öğretimlerini uzaktan eğitim yöntemiyle sürdüreceklerini açıklamışlardır. Böyle bir uygulamanın dünyada ikinci bir örneği yoktur. Hemen şuracıkta açıkça belirtmek isterim ki, tamamen uzaktan eğitim yoluyla etkili ve verimli bir eğitim- öğretim sürdürülemez. Uzaktan eğitim yöntem ve teknikleri ancak örgün eğitime yardımcı ve destek olarak kullanılırsa yararlı olabilir.
 
Kaldı ki, UNESCO ve OECD verilerine göre, örgün eğitimde bile çok başarısız sayılan ülkemizde, uzaktan eğitimle istenen başarı düzeyinin yakalanacağını beklemek, ham hayalden öteye bir anlam ifade edemez. Dünyada Japonya, Güney Kore, ABD ve tüm Avrupa Birliği ülkeleri gibi ülkeler, okullarında kendilerine özgü düzenlemeler yaparak örgün eğitime geçmişlerdir. Tekerleği yeniden icat etmeye ve Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yoktur. Dünyadaki örnekler incelenerek Türkiye’deki okullarda da gerekli düzenlemeler yapılırsa, pekâlâ örgün eğitime geçilebilir. Önümüzde bundan başka seçeneğimiz yoktur. Çünkü temel bir insan hakkı olan eğitim-öğretim ertelenemez ve engellenemez.
 

 
Bu yazı toplam 1426 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
  • İlköğretim Zorunludur Engellenemez19 Eylül 2020 Cumartesi 20:40
  • Sağlıkta ve ekonomide umutsuz bir bekleyiş18 Eylül 2020 Cuma 08:48
  • Açmazlar içinde yöntemsiz eğitim11 Eylül 2020 Cuma 09:47
  • Başkomutanlık Meydan Savaşı ve 30 Ağustos Zaferi28 Ağustos 2020 Cuma 09:22
  • İntiharlar21 Ağustos 2020 Cuma 09:12
  • Türk Lirasından Kaçış14 Ağustos 2020 Cuma 08:44
  • Okullar Açılırken7 Ağustos 2020 Cuma 09:07
  • Balonun İpleri Kopunca4 Ağustos 2020 Salı 17:32
  • Yapay Zekâ Çağında Medreseler24 Temmuz 2020 Cuma 16:50
  • Ayasofya’nın Cami yapılması ve şoklarla yönetim14 Temmuz 2020 Salı 09:07
  • Tarsus’ta Tekstil Sanayinin Kuruluşu ve Konstantin Mavromati10 Temmuz 2020 Cuma 12:50
  • Esnaf ve Sanatkârların Mektubu7 Temmuz 2020 Salı 08:30
  • Ekran karartma ve yerel medya3 Temmuz 2020 Cuma 08:53
  • Tam Bağımsızlık Yolunda Kutlu Bir Gün: Kabotaj Bayramı30 Haziran 2020 Salı 09:22
  • Gizemli Ayasofya’da Tarsus İzleri26 Haziran 2020 Cuma 14:28
  • Başkaldıran Anadolu’nun Devrim Bildirisi: “Amasya Tamimi”19 Haziran 2020 Cuma 08:55
  • Atatürk’ün Tarsus’taki Piloğlu Çiftliği15 Haziran 2020 Pazartesi 08:19
  • Tarsus’ta Turizm Beklentileri12 Haziran 2020 Cuma 09:14
  • Erken Seçim Satrancı5 Haziran 2020 Cuma 09:01
  • Belediyelere Pranga Yasası2 Haziran 2020 Salı 17:44
  • Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
    Oluşturma süresi(ms): -1