Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

24 Kasım’larda hatırlanan öğretmenlik mesleği

20 Kasım 2020 Cuma 15:14
Celal Tezel
Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın Eğitim, Bilim ve Kültür örgütü olan UNESCO, öğretmenlik mesleğinin özel önemi nedeniyle 1994 yılında aldığı bir kararla, her yılın 5 Ekim gününü “Dünya Öğretmenler Günü” olarak ilan etmiştir. Türkiye de bu örgütlerin üyesidir. Bu nedenle, “5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü” Birleşmiş Milletler’e üye öteki ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de kutlanmaktadır. Ülkemizde bundan başka ayrıca, sadece Türkiye’ye özgü olarak bir de “24 Kasım Öğretmenler Günü” kutlamaları yapılmaktadır. 24 Kasım kutlamalarıın bizim eğitim tarihimizdeki yeri ve önemi çok büyüktür.
 
Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk, 1 Ekim 1928 günü gerçekleştirdiği Harf Devrimi’ni hayata geçirebilmek amacıyla bizzat kendi tasarımı olarak “Millet Mektepleri”ni kurmuştur. 24 Kasım 1928 günü ise kendi kurmuş olduğu bu “Millet Mektepleri”nin Baş Öğretmenliğini kabul etmiştir. Millet Mektepleri, o yıllarda henüz kabul edilmiş olan Latin Alfabesiyle halkın tamamına okuma-yazma öğretme konusunda çok büyük başarılar sağlamıştır. İşlevsel ve etkin bir model olması nedeniyle daha sonra, dünyada bugün bile efsaneleşmiş bir öğretmen yetiştirme modeli olarak kabul edilen “Köy Enstitülerinin” kurulmasına esin kaynağı olmuştur. İşte, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün, Millet Mektepleri Baş Öğretmenliğini kabul etmesinin anısı yaşatmak üzere 1981 yılında alınan bir kararla “24 Kasım Öğretmenler Günü” ilan edilmiştir.
 
O yıldan itibaren özel bir gün olarak kutlanmaya başlanmıştır. Öğretmenler Günü’nün amacı; öğretmenin toplumdaki yerini, rolünü, önemini ve değerini anlamak ve anlatmaktır. Öğretmeni, toplum içerisinde hak ettiği saygın yerine oturtmaktır. Öğretmenler arasındaki bağı kuvvetlendirmek, öğrencileri ile aralarındaki sevgi, saygı ve dayanışmayı güçlendirmektir. Emekli olan öğretmenleri saygıyla anmak ve yeni atanmış öğretmenlerin mesleklerinin bilincine varmalarını sağlamaktır. Başlangıçta, söylemde böylesine ideal olan bu hedeflere ulaşmak için yapılan kutlamalar, zaman içerisinde giderek anlamını yitirmiş ve sıradanlaşmıştır.
 
Özünden ve amacından saptırılmış, adet yerini bulsun diye yasak savarcasına geçiştirilen bir gün haline getirilmiştir. Öğretmenlik mesleği ise, sadece Öğretmenler Günü’nde şarkılarla, şiirlerle anılan, söylemde yüceltilen, ertesi gün ise unutularak kaderiyle baş başa bırakılan bir meslek konumuna düşürülmüştür. Doğal olarak bu yıl, 100 yılın felaketi Covid-19 salgını nedeniyle yalnız 24 Kasım kutlamalarına değil, tüm tören ve etkinliklere çeşitli kısıtlamalar getirilmiştir. İster istemez pandeminin gölgesinde kalacak olan bu yılki kutlamalar, okulların da kapalı olması nedeniyle büyük olasılıkla televizyonlara ve sanal ortamlara taşınacaktır. Ancak mevcut koşulların tüm olumsuzluk ve zorlamalarına rağmen bu önemli ve çok anlamlı gün için yine de çeşitli tören ve etkinlikler düzenlenmelidir. Böylelikle, 24 Kasım Öğretmenler Günü geleneği ve coşkusu yaşatılmaya ve geleceğe taşınmaya çalışılmalıdır. Öğretmenlik, sıradan bir meslek değildir. Tıpkı doktorluk ve askerlik mesleği gibi kutsal sayılan mesleklerden birisidir.
 
Çünkü nasıl ki bir Doktor Hipokrat yeminiyle kendisini mesleğine adıyorsa ve bir asker mesleğini icra ederken ölümü bile göze alıyorsa; öğretmenlik mesleğinin de bunlar gibi bir adanmışlık boyutu vardır. Öğretmenler de tüm yaşamlarını öğrencilerini her yönüyle en iyi şekilde yetiştirmeye adamaktadırlar. Mesleki yaşamlarının tamamını bu çeşit eğitim-öğretim faaliyetleriyle geçirmektedirler. Mesleklerini icra ederken, sürekli olarak kendilerini yenilemek, verici, paylaşımcı, özverili, hoşgörülü, sabırlı, anlayışlı, üretken, yönlendirici, önder ve örnek olmak zorundadırlar. Bu çeşit zorunlulukları nedeniyle öğretmenlik, insanı tüketen bir meslektir. Tükenmişlik sendromunun en çok görüldüğü mesleklerden birisidir. Öğretmene hak ettiği değerin, önem ve statünün verilmediği dönemlerde bu sendrom daha sıklıkla ortaya çıkmaktadır. Eğitim, bir toplumun geleceğine yapılan yatırımdır. Toplumların gelecekte ulaşacakları uygarlık, kalkınmışlık ve refah düzeyleri aldıkları eğitime göre şekillenmektedir. Eğitimin en temel unsuru ise öğretmendir. Kendileri özgüvenli, mutlu ve üretken olmayan öğretmenlerin, özgüvenli, üretken ve mutlu öğrenciler yetiştirebilmeleri imkânsız denilebilecek kadar zordur. Türk öğretmen yetiştirme düzeninde, 1848'de açılmış olan Darülmuallim okullarından başlamak üzere, Yüksek Öğretmen Okullarında, Eğitim Enstitülerinde, Öğretmen Liselerinde ve Köy Enstitülerinde her zaman gerçekten yüksek nitelikli ve idealli öğretmenler yetiştirilmiştir.
 
Öğretmenin kaliteli olduğu dönemlerde eğitimden de çok kaliteli sonuçlar alınmıştır. Son yıllarda pek çok alanda bozulmalar görüldüğü gibi öğretmen yetiştirme düzenimizde de çeşitli bozulmalar ortaya çıkmıştır.
 
Öğretmen idelerinden ve adanmışlık boyutundan uzaklaşılmıştır. Öğretmenlik mesleği, sıradan bir memuriyete dönüştürülmüştür. Öğretmen, eğitim sisteminin temel belirleyici unsuru olduğuna göre, eğitim sistemini düzeltmek için yasa ve yönetmelik çıkartmak ya da teknik projeler hazırlamak yerine her şeyden önce öğretmen yetiştiren kurumların düzeltilmesi gerekir. Günümüzde öğretmenlik mesleği tam bir sorunlar yumağı haline gelmiştir.
 
Öğretmenlerimizin başta ücret olmak üzere pek çok çözüm bekleyen sorunları mevcuttur. Avrupa Birliği Ülkelerinde ortalama bir öğretmen aylığı 5.000.-EURO’dur. Türkiye’deki ortalama bir öğretmen maaşı ise 500-600 EURO’ya karşılık gelmektedir. Öğretmen maaşlarında hakkaniyet ölçülerine uygun düzenlemeler yapılmadığı için öğretmenlerimiz giderek yoksullaşmaktadırlar. Özel okul öğretmenleri ise tam bir başıboşluk ve denetimsizlik ortamında sefalet ücretleriyle çalıştırılmaktadırlar. Öğretmenler, kötü çalışma ortamları ve ağır ders yükleri altında ezilmektedirler. Atanamayan öğretmenler sorunu ise tam bir toplumsal faciaya dönüşmüştür. Atanamayan öğretmenler arasından her yıl onlarcası intihar etmektedirler. Öğretmen ve eğitim yöneticisi atamalarında liyakat sistemi tamamen çökmüştür.
 
Öğretmen emeklilerinin durumu daha da vahimdir. Bu emekli öğretmenlerin, Öğretmen Evlerinin indirimlerinden yararlandırılmamaları başlı başına büyük bir soru işaretidir. Öğretmenlerin burada sayamayacağımız kadar daha pek çok sorunları mevcuttur. Bütün bu sorunların giderilebilmesi için çağdaş bir Öğretmenlik Meslek Yasası çıkartılmalıdır. Bu yılki Öğretmenler Günü anmalarının, en azından öğretmen sorunlarının ve taleplerinin kamuya mal edildiği bir platform haline dönüştürülmesi yararlı olacaktır. Daha ilkokul sıralarından itibaren bin bir özveri ve emekle bizleri yetiştirmeye çalışan ve hepimizin bugün sahip bulunduğumuz mevkii, meslek ve statülerimizi borçlu olduğumuz eğitmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlu olsun. 

 
Bu yazı toplam 1668 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1