Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

106. yıl dönümünde Çanakkale Deniz Savaşları efsanesi

17 Mart 2021 Çarşamba 21:30
Celal Tezel
Yolu bir şekilde Çanakkale’ye düşüp te Çanakkale Boğazından geçenler, Şair Necmettin Halil Onan’ın Kilitbahir tepelerine kazınmış olan “Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.” Mısralarını mutlaka görmüşlerdir.

Bu sözler buraya şairane bir söylem, etkileyici bir görsellik olsun diye kazınmamıştır. Bu sözler buraya, acı bir tarihsel gerçeği, yalın bir şekilde ifade etmek için yazılmıştır. Tarihte Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Gelibolu Yarımadası, gerçekten de şairin dizelerinde dile getirmeye çalıştığı gibi, bir devrin battığı yer olmuştur. Çünkü 18 Mart 1915 günü burada; tarihin o güne kadar görüp görebileceği en büyük ve en güçlü donanması olan emperyalist itilaf devletlerinin yenilmez armadası, ağır bir yenilgiye uğratılmıştır. Burada, kahraman Türk topçusunun isabetli atışları ve bir gece önce Karanlık Koy’a paralel olarak Nusrat Mayın Gemisinde görevli subay ve askerlerce gizlice denizaltına döşenen mayınlara çarparak batan Ocean, Irresistible ve Bouvet isimli savaş gemileriyle birlikte bir devir gerçekten de batmış; yenilmez sanılan İngiliz ve Fransız Emperyalistleri tarihte ilk olarak ağır bir yenilgiye uğratılmıştır.

Bu deniz zaferi, Birinci Dünya Savaşının uzamasına ve tartışmasız bir şekilde tarihin akışının değişmesine neden olmuştur. O yıllarda yaşayan hiç kimsenin en küçük bir olasılık dahi vermediği, dünya kamuoyunun hayret dolu bakışları arasında şaşkınlıkla ve Türk kamuoyunun da nefeslerini tutarak izlediği bu kesin zafer, aynı zamanda bilinen iki bin yıllık Türk tarihinin de en büyük ve en önemli askeri zaferlerinden birisi olmuştur. Her yıl, daha da artan bir bilinçle ve coşkuyla kutlana kutlana artık ölümsüz bir efsaneye dönüşmüştür. İşte, bu 18 Mart günü de yine, artık ölümsüz efsanelerimiz arasına katılmış olan Çanakkale Deniz Zaferimizin 106. Yıldönümünü haklı bir gururla ve büyük bir övünçle kutluyoruz.

Bu ölüm kalım savaşında; emperyalist işgallere karşı vatan savunmasında ve halkının bağımsız ve özgür geleceği uğrunda kahramanca savaşan, gözünü kırpmadan göğsünü siper ederek ölüme meyden okuyan ölümsüz şehitlerimizi bir kez daha onurla, hayranlıkla ve minnetle anıyoruz. Aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz. Doğal olarak bu kutlamalar dolayısıyla; dünya ve Türk tarihi üzerinde derin izler bırakmış olan Çanakkale savaşlarının bazı özgün yönlerini ve özelliklerini hatırlamamızda; bu savaşın anlamını ve önemini anlamamız açısından çeşitli yararlar bulunmaktadır.

Osmanlı Devleti’nin tarihteki son savaşı olan Birinci Dünya Savaşında Osmanlılar, tarihteki isimleriyle Galiçya, Kafkasya, Sina ve Filistin, Doğu Anadolu, Irak, Hicaz-Yemen, Sarıkamış, Çanakkale ve Suriye Cepheleri gibi dokuz ayrı cephede savaşmışlardır. Bu cepheler içerisinde savaşın kazanıldığı tek cephe, Çanakkale Cephesi olmuştur. Öteki cephelerdeki savaşların tamamı ağır yenilgilerle sonuçlanmıştır. Birinci Dünya Savaşında zaferle sonuçlanan ilk ve tek savaş olan Çanakkale Savaşları, iki aşamada gerçekleşmiştir. Birinci aşaması “Çanakkale Deniz Savaşları”dır. Çanakkale Deniz Savaşları, Çanakkale Boğazını denizden geçemeyeceğini anlayan emperyalist İngiliz ve Fransız donanmasının 18 Mart günü “Çanakkale Geçilmez” diyerek cepheden gerisin geriye çekilip, savaş meydanını terk etmesiyle zaferle sonuçlanmıştır.

Çanakkale Deniz Savaşlarına, Çanakkale müstahkem mevki komutanı Cevat (Çobanlı) Paşa komuta etmiştir. O sıralarda, Tekirdağ bölgesinde kendi elleriyle kurduğu 19. Tümene komutanlık eden Yarbay Mustafa Kemal, Çanakkale Deniz Savaşlarına katılmamıştır. Mustafa Kemal’in, komutanı olduğu 19. Tümenle birlikte, bir ihtiyat birliği olarak Çanakkale/Eceabat’a intikali; Çanakkale’yi denizden geçemeyen İngiliz ordusunun karadan bir harekât yapacağını tahmin eden Osmanlı Genel Kurmayının, acil bir önlem olarak Çanakkale’ye askeri yığınak yapmaya başlaması sırasında gerçekleşmiştir. Savaşın ikinci aşaması, “Çanakkale Kara Savaşları”dır. Osmanlı Genel Kurmayınca tahmin edildiği gibi, İngiliz Ordusunun Saroz Körfezi’nin çeşitli yerlerine asker çıkarmasıyla 25 Nisan 1915 günü başlamıştır.

Tarihte, daha bir eşi ve benzeri görülmemiş kahramanlıklarla dolu, kanlı çarpışmaların yaşanmasına sahne olmuştur. İngiliz askerlerinin 9 Ocak 1916 günü sabahı erken saatlerde büyük bir gizlilik içeresinde, sessiz ve sedasız bir şekilde cepheyi terk etmeleriyle sonuçlanmıştır. Azim ve kararlılıkla sürdürülen bu topyekûn direniş, Mehmetçiğe çok büyük bir zafer kazandırmıştır. Çanakkale Kara Savaşları, 34 yaşında bir yarbay olan Mustafa Kemal’in, olağanüstü askeri dehasıyla İngiliz birliklerinin ana kuvvetlerinin Arıburnu’na çıkacağını tahmin etmesi, tek başına inisiyatif alarak bu tepelerde İngiliz kuvvetlerini karşılaması ve savaşı yönetmekte çaresiz kalan Alman General Liman von Sanders’in kendisine bırakmak zorunda kaldığı Anafartalar Ordular Grup Komutanlığını çok başarılı bir şekilde yapması sonucunda kazanılmıştır. Bu olay, henüz 34 yaşında, kendi halinde mütevazı bir subay olan Mustafa Kemal’in, tarih sahnesine çıkmasını ve bütün bir Osmanlı ülkesinde ve dünyada tanınmasını sağlamıştır. Savaş bitiminde döndüğü İstanbul’da halk tarafından o yıllarda yayımlanan gazetelerin attıkları manşetlerdeki gibi “Payitahtı Kurtaran Sarı Paşa” olarak karşılanmıştır.

Türk halkının gönlünde taht kurmuştur. Ancak geliniz görünüz ki, bu büyük başarısına karşılık yandaşlarına ödül ve unvan dağıtmakta çok cömert davranan Osmanlı Genel Kurmayı, kendisine ödül olarak vere vere, zaten çoktan hak etmiş olduğu Albaylık rütbesini vermiştir. O yıllarda bu konu halk arasında çok yaygın eleştirilere konu olmuştur. Osmanlı devletinde ciddi bir kayıt tutma geleneği yoktu. Bu nedenle, yapılan bu savaşlara ilişkin olarak yapılan resmi tahminlere göre, Çanakkale Savaşlarında 250 bin Osmanlı askerinin şehit olduğu kabul edilmektedir. İngiliz resmi kayıtlarına göre ise, İngiliz ordusu bu savaşta büyük çoğunluğu ANZAK Askeri olmak üzere 250 bin askerini kaybetmiştir. Çanakkale Savaşları, Mustafa Kemal Atatürk’ün deyimiyle “milli mücadele ruhunun canlandığı” bir savaş olmuştur. Bu savaş nedeniyle ilan edilen seferberlik sırasında ortaokul öğrencilerine varıncaya kadar tüm okullarda okuyan öğrencilerin büyük bir çoğunluğu askere alınarak cepheye sürülmüştür. Cepheye sürülen ülkenin bu eğitilmiş insan gücünün büyük bir çoğunluğu bu savaşta şehit olmuştur. Savaşta yitirilen yetişmiş insan gücünün noksanlığı savaştan sonraki uzun yıllar boyunca kendisini hissettirmiştir. 

Çanakkale Savaşları, tarihin akışını değiştiren, Dünya Harp Tarihinde eşi ve benzeri bulunmayan savaşlardır. Öyle ki, çarpışan taraflardan birinin tamamen sularda, ötekinin tamamen karada savaştığı ilk ve tek savaş Çanakkale savaşıdır. Yine aynı şekilde, savaşılan ülkenin doğrudan doğruya Başşehrini fethetmeye yönelik, ikinci bir savaş daha yapılmamıştır. Çanakkale Savaşları, dünyanın son centilmenler savaşıdır. Tepelerden atılan top atışları sonucunda denize dökülen düşman askerleri sahile çıkabilsin diye top atışları durdurulmuştur. Mehmetçik kıyıya sağ çıkabilen yaralı düşman askerlerini sırtında taşıyarak tedavilerinin yapılmasını sağlamıştır. Dünya Harp tarihinde; bir tarafın, süper ötesi güçlü, karşı tarafın ise, son derece zayıf ve güçsüz olduğu ancak, yapılan tüm tahminlerin aksine çok güçsüzün süper güçlüyü ağır bir yenilgiye uğrattığı başkaca bir savaş mevcut değildir. Bu savaşta emperyalist İngiltere devletinin bir amacı da Lenin önderliğindeki bolşevik Kızılordu ile savaşan Rus Çarı II. Nikolai’ye yardım götürmekti.

Çanakkale’yi geçemeyen İngilizler’den yeterli yardımı alamayan Çar orduları ağır bir yenilgiye uğradılar ve dağıldılar. Rusya’da zafer kazanan Lenin tarafından Büyük Ekim Devrimi gerçekleştirildi. Bunun sonucunda Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği kuruldu. Böylelikle Çanakkale Zaferimiz sayesinde uygarlık tarihinin akış yönü değişmiş oldu. Mehmet Akif’in hafızalarımıza kazınmış benzetmesiyle “tek dişi kalmış canavar” gibi ülkemizi işgal etmeye gelen vahşi emperyalist devletlere karşı kazanılmış olan şanlı “Çanakkale Deniz Zaferi”nin 106. Yıldönümü kutlu olsun.
 
Bu yazı toplam 1806 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1