Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Tarsus'ta eskiÇırçır Fabrikası “Gözlükule Höyüğü Araştırma Merkezi’ne” dönüşüyor

Tarsus'ta 100 Yıllık Çırçır Fabrikası “Gözlükule Höyüğü Araştırma Merkezi’ne” dönüşüyor
Tarih: 4 Eylül 2015 Cuma 13:32
Tarsus'ta eskiÇırçır Fabrikası “Gözlükule Höyüğü Araştırma Merkezi’ne” dönüşüyor
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt

Tarsus’ta Gözlükule Höyüğü Araştırma Merkezi olarak kullanılacak olan Saint Paul Anıt Müzesi (kilise) yanında bulunan 100 yıllık eski çırçır fabrikasındaki restorasyon çalışmalarının sonuna gelindi.

Tarsus Kaymakamı Bekir Atmaca, Müze Müdürü Mehmet Çavuş ile birlikte gittiği araştırma merkezine dönüşmekte olan eski çırçır fabrikası restorasyon çalışmalarının sonuna yaklaşılması nedeniyle Gözlükule Höyüğü Kazı Heyeti Başkanı Boğaziçi Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Aslı Özyar ve restorasyon çalışmalarını gerçekleştiren firmanın Restoratörü Fırat Erciyas’tan bilgi aldı.

Saint Paul Müzesi (kilisesi) çevre düzenlemesi kapsamında 2002 yılında, Abdi İpekçi Caddesi'ndeki eski çırçır fabrikasının Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kamulaştırıldığını belirten Kaymakam Bekir Atmaca, daha sonra fabrikanın restore edilmekte olan hangarların Bakanlık tarafından Gözlükule Höyüğü'nde 2007 yılında başlatılan bilimsel kazı çalışmalarında değerlendirilmesi amacıyla kazı çalışmalarını yürüten Boğaziçi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'ne tahsis edildiğini söyledi.

Kaymakam Atmaca, “Az önce Aslı  hocamızın da dediği gibi bizler burada Boğaziçi Üniversitesi’nden Aslı hocamızın başkanlığında Gözlükule Höyüğü’nde yapılmış olan çalışmalarla, yine Kültür Bakanlığımız tarafından kamulaştırılıp  Boğaziçi Üniversitesi’ne tahsis edilen  ve üniversite tarafından şu anda restorasyonu yapılan  binaları yerinde görmek istedik. Şu anda gerçekten çok ciddi çalışmalar yapılmış, bunu gördük. Önceki halini vatandaşlarımız bilir buranın. Bu binalar restore edildikten sonra hem şehrimize yeni, güzel  bir bina kazandırmış olacak, hem de burada sergilenecek tarihi eserler bir müze niteliği  taşıyacak. Bu anlamda ben emeği geçen  değerli hocama ve tüm kazı ekibine, restorasyon ekibine  çok teşekkür  ediyorum.” dedi.

Restorasyon çalışmaları kapsamında hangarların duvarlarını sağlamlaştırdıklarını, çatıların özgün makaslarının korunarak yeni bir konstrüksiyon çatıya kavuşturulduğunu belirten Restoratör Fırat Erciyas, "Bitirildiğinde, Gözlükule Höyüğü'nden çıkan bulguların yer alacağı araştırma ve inceleme merkezi, idari ve çalışma ofisleri, misafirhane ve laboratuvarlar ile atölyeler olacak" dedi.

Boğaziçi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aslı Özyar ise, söz konusu eski çırçır fabrikasının Boğaziçi Üniversitesi’nin  çalışmalarına dahil edilmiş durumda olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Önceleri önde bir hangar tahsis edilmişti depo  olarak. Ondan sonraki yıllarda bunun sayısı 6-7’ye çıktı. En son 2011 yılından itibaren depo olarak tahsis edilen ve daha sonrada  Kalkınma Bakanlığı’ndan proje alarakta Boğaziçi Üniversitesi olarak  buraya bir araştırma ve kazı merkezi için  Tarsus Gözlükule höyüğü kazısının, araştırma ve kazı merkezi olarak kullanmaya başladık. Şimdilik inşaatı henüz devam etmekte olan bir alan. Bu senenin sonunda bütün inşaatın biteceğini  umuyorum. Hem depo alanı olarak, hem laboratuvar olarak  hem ofis olarak ve hem de yatakhane olarak  kullanılıyor. Bir kazı evi yatakhanesi olarak kullanılıyor. Çalışmalarımız hemen bu binanın yanı başında olan ve Tarsus kentinin ilk yerleşmesi olan höyükte yapılıyor. Demek ki bu binanın yanındaki höyükte kazılarımızı yapıyoruz. Ondan sonrada buraya gelip kazıdan elde etiğimiz bulgular üstünde çalışabiliyoruz. Bizim yaptığımız çalışmalarda Orta Çağ malzemesi, Orta Çağ katmanları, Roma Dönemi’ne ait, Geç Antik Çağ’a ait  yani Erken Bizans’a ait  katmanlar ve onların bulguları, buluntuları bir de M.Ö. 2000. yılın sonuna  tarihlediğimiz, Hitit İmparatorluğu’nun yıkıldığı  döneme tarihlediğimiz bir katmanda da çalışıyoruz. Bir de oradan çıkan bulgular var. Niye bu kadar önemli. 2 önemi var. Birincisi Türkiye’deki arkeoloji  tarihi açısından önemli. Çünkü Cumhuriyet Dönemi’nde höyük kazısı olarak, resmi izinli kazı olarak  ta  başlayan belki de ilk beş kazıdan bir tanesidir. Diğerleri de Troya, Alacahöyük olmak üzere  bunların hepsi 1930’lu yıllarda izinler alınarak yapılan kazılardır. Türkiye’deki bütün arkeolojik kurgu Roma öncesi dönemi için diyelim, özellikle de  Türkiye’nin biri ortasının  güneyinde yer alan Çukurova’daki Tarsus Gözlükule  Höyüğü, diğeri de  Konya   olmak üzere bu iki höyükteki katmanların bulgularına oturtulmuştur. Yani bir menteşe gibi mi diyelim, yahut üzengi noktası gibi mi diyelim bütün her şey buna oturtulmuştur. Onun için bir kere burasının  böyle bir önemi vardır. Yapılan ilk ve  en kapsamlı çalışmalardan biri olduğu için. Onun için bilimsel anlamda  başka bir önemi de coğrafi konum açısından. Burası önünün Akdeniz’e açık olmak suretiyle  çok dış ilişkilere açık bir yer olmuş. Yani  kendi içinde kapalı bir dünya hiçbir zaman olmamış.”

Bu haber toplam 3408 defa okunmuştur.
Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1