Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Araştırma ve İnceleme

Araştırma ve İnceleme
Tarih: 1 Ekim 2012 Pazartesi 09:03
Araştırma ve İnceleme
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt
Yöneticilerde istenen erdemi bulamayan toplumlar ve toplum üyesi bireyler zamanla karşı karşıya kaldıkları haksızlıklar ile bilinçlenme  yoluna girerler.
      Başkalanrının başka amaçla aşırı biçimde veya yolundan çıkararak kullandığı insan hakları yüzünden hiç kimse kendisine tanınan hakların elinden alınmasına veya kısıtlanmasına izin veremez.
      Çağdaş dünyanın oluşturduğu insanlık bilinci doğrultusunda herkes sahip olduğu hakları sonuna kadar korumakla yükümlüdür. Bunun aksi bir davranışı hiç bir kimse veya hiçbir yönetim bekleyemez.
      Toplumun ulaşmış bulunduğu düzeyde benimsenen insan hakları demokrasisinin geleceği ile yakından igilidir. İnsan haklarını sınırlamak veya kaldırmaya çalışmak bir ülkede demokrasinin temellerine dinamit atmak demektir. Demokrasiler güç büyüyen nazlı çiçekler gibidir. Eğer gerekli bakım yapılmazsa zamanında bazı önlemler alınmazsa yaşatılabilmesi çok  zordur. Ara rejim arayanlara anti demokratik bir yönetim kurma çabası içinde olanlara dar grupların egemenliğini yönetimde kurmak isteyenlere karşı en büyük silahı insan haklarıdır. Demokratik yönetimler bunun bilincinde olarak davranmazlarsa en kısa zamanda iş başından çekilmek zorunda bırakılırlar.
      Bazen yöneticiler hata yapabilir, yönetimler gereken güçlülüğü göstermeyebilirler. İşte bu noktada demokrasiyi ve insan haklarını ortadan kaldırmak isteyen kara güçlere karşı halk kitlelerinin direnme hakkı vardır.
      Direnme hakkı da, insan hakları içinde yer alan bir temel haktır. Ne var ki bu hakkın kullanılabilmesi diğer hakların tanınmasına ve kullanılabilmesine bağlıdır. Bir toplumda yaşayan tüm insanlara, insanca yaşayabilecekleri bir ortam sağlanmışsa ve bu ortamda tanınan insamn hakları yasal ve hukuksal yollardan güvenceye kavuşturulmuşsa, ortada direnme gösterecek bir durum yok demektir.
      Bu durumda direnme hakkının kullanılması söz konusu değildir. Direnme hakkı durduk yere kullanılmaz. Diğer insan hakları gibi temel bir hak olmasına karşın diğerleri gibi doğrudan doğruya kullanılabilen bir hak değildir. Diğer haklarının tanınıp tanınmasına bağlı bulunduğu içindir ki dolaylı bir haktır.
      Direnme hakkının kullanılmasında bu açıdan yönetimlerin tutumu çok önem taşımaktadır. Eğer bir yönetim gerçekten toplumun yönetimi gibi davranıyorsa, insan haklarına saygılı ise ve devlet yönetimde hizmetlerin görüşülmesinde adalet varsa toplumda herşey dengeli ve düzenli biçimlerde yürütülüyorsa, o zaman direnme hakkının gündeme gelmesi beklenemez. Ne var ki; günümüzde en katı baskı rejimlerden değişik türde rejimlere hatta bazı gevşek demokrasi deneylerine kadar insan hakları her zaman saldırı ve kısıtlama tehlikeleriyle karşı karşıyadır.
      Devlet kavramının insana karşı bir varlık olarak gören tüm yönetimler insan ölçüsü yerine devlet ölçüsünü asıl ilke olarak benimsedikleri zaman insan haklarının varlığı tehlikeye girmektedir.
      Siyasal rejimlerin uygulamalarına bakıldığı zaman devlet ve insan hakları sanki karşıt kavramlarmış gibi ortaya çıkmaktadır.  Devletin insan için ve toplum için var olduğunu unutan bazı rejimler katı uygulamaları ile insan ve devlet olgularını karşı karşıya getirmekte ve sanki insan hakları devletin yadsıması gibi gösterilmek istenmektedir. Hiç yoktan bir devlet ve insan hakları çatışması çıkarılmakta ve dolaylı yollardan insan haklarına karşı bir hava yaratılmaktadır.
      Demokratik rejimler insan haklarının korunmasında yeterli olmazlarsa ve karşıt asnlamlarla baş edemezlerse insanlar için direnme ve sivil başkaldırma gündeme gelir.
      Her gelişmiş toplumun yaşamı kurallarla yönetilir. Yönetime ve devlete düşen öncelikli görev sosyal hukuk kuralları ile toplumu ve insanları yönetmektedir. Sivil başkaldırma genel anlamda hukuk düzenine karşı çıkıştır. Kurallara karşı çıkma ve şiddete başvurma hukuk düzenlemelerince yasaklanır. Devletin kuruluşunda varsayım olarak yaktan sosyal sözleşmeye devlet ve yönetim uymazsa, vatandaşlara hakettikleri bir yaşam düzeyi sağlamazlarsa insan, insan hakları güvence altına alınamaz ve tehlikeye düşerse taraflardan birisi verdiği sözü tutmamış olur ve toplumun temelinde yatan sosyal sözleşme bozulur.
            -Devam Edecek-
 
Bu haber toplam 1041 defa okunmuştur.
Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1