Evet! İddia ediyorum Gladyo mafya iktidarı dağılıyor!!! Hem de çatırdayarak!... Kesinlikle yıkılacaklar!...
Yalnız gladyo mafya iktidarı değil bu iktidara destek veren Meclisteki muhalefet partileri de eriyor. Halkın yüzde 60’nın yeni parti arayışı içinde olması, bu tespiti doğruluyor.
Gladyo mafya iktidarının dağıldığını gösteren bir çok olgu var. Bu olgulardan iki tanesi öne çıkıyor.
Birincisi, hükümetin üst düzey yöneticilerinin birbirlerine ters düşen ve gittikçe artan açıklamalar…
İkincisi ise, AKP hükümetine tam anlamıyla teslim olmuş olan yandaş, liboş ve holding medyasının; hükümetin tüm basıklarına rağmen, hükümet aleyhinde haberler yapmaya başlaması…
Hatırlanacağı gibi kısa süre öncesine kadar Tayyip Erdoğan’dan başka kimsenin konuşturulmadığı hükümette, aykırı sesler yükselmeye başladı. Abdullah Gül, Cemil Çiçek, Bülent Arınç başta olmak üzere, son zamanlarda AKP içinde yakınmalar ve eleştirel sesler yükselmeye başladı. Tayyip Erdoğan’ın bu açıklamalara sert tepki vermesine ve susturma çabalarına rağmen, aykırı sesler çoğalmaya ve yükselmeye devam ediyor.
Yandaş medyanın durumu da keza öyle. Amerikanın ve Amerikancı cemaatin sesi olan gazeteler ve televizyonlar, daha birkaç hafta öncesine kadar, AKP’nin resmi yayın organı gibi yayın yapıyorlardı. Son zamanlarda gözle görülen bir tutum değişikliği oluşmaya başladı. Tayyip Erdoğan’ın sert çıkışları, tehditleri ve engelleme çabalarının bu medya grubu üzerinde fazla da etkili olamadığı görülüyor. Tayyip Erdoğan bir çok konuda kontrolü kaybetmiş durumda.
Tayyip Erdoğan elbette işin farkında; ama bunu engelleyecek eski gücü yok artık. Özellikle Suriye’ye saldırı konusunda ABD ve NATO tarafından yalnız bırakılması Tayyip Erdoğan’ın kimyasını bozduğu ve bir dağılma yaşadığı görülüyor. Telaş, tedirginlik, çaresizlik, şaşkınlık vs. kontrolü kaybetmeye başladığının açık göstergesidir.
Meclisteki muhalefetin desteği bile AKP’nin dağılmasını önlemeye yetmiyor.
Kemal Kılıçdaroğlu ile Devlet Bahçeli’nin Amerika talimatıyla, en kritik konularda AKP iktidarına destek vermeleri… Tayyip Erdoğan’ın Numan Kurtulmuş ve Süleyman Soylu gibi isimleri, partisine katması bile, bu iktidara çare olmadı.
2014 de yapılması gereken yerel seçimlerin, dört ay geriye alınması ve 2013 yılında yapılmak istenmesinin amacı; hem bu dağılmayı geciktirmek, hem de gündemi değiştirmek içindir. Bu konuda da AKP’nin yardımına ilk koşan yine Devlet Bahçeli olmuştur.
* * *
Evet! Gladyo mafya iktidarı dağılıyor. Suriye meselesi, yaklaşan ekonomik kriz ve 4 4 4 eğitim sistemine milletin çok büyük kesiminin tepki göstermesi… bu dağılmayı daha da hızlandıracağı kesindir.
İşte, burada en kritik soru şu: Yıkılan bu hükümetin yerine hangi hükümet kurulacak? Çünkü yıkılandan çok yerine kurulacak olan önemlidir. Bu soruya CHP ve MHP cevabını verecek olanların çok yanıldıklarını şimdiden söyleyebiliriz. Çünkü Türkiye’de hükümet olacak genel başkanlara değil; Türkiye’yi kurtaracak öncü ve cesur liderlere ihtiyaç var. Ermeni soykırım yalanına bile karşı çıkamayanların, Türkiye’nin başdüşmanı olan ABD’yi “dost”, “müttefik” ve stratejik ortak” görenlerin Türkiye’ye zararı olur, faydası olmaz. Bu durumda olan partilerin ve liderlerinin, Türkiye’nin kurtuluşuna önderlik edeceğini sanmak, en büyük yanılgıdır.
Bu aşamadan sonra YCHP’den ne köy olur ne kasaba! MHP’nin başına millici bir genel başkan geçse bile, Türkiye’nin kurtuluşuna önderlik edemez. Duygusallıklar bir kenara bırakılmalı ve gerçekçi olunmalı. Particiliği ve dar parti çıkarlarını bir kenara bırakıp, ülkemizin nasıl ve kimler tarafından kurtarılabileceğine kafa yormalı. Aksi taktirde yıkılan gladyo mafya iktidarının yerini, daha beter bir amerikancı darbenin alması kaçınılmaz olur.
Bakınız! Mısır halkı Hüsnü Mübarek rejimini devirdi. Ama yıkılan o hükümetin yerine koyacakları bir Milli Hükümet projeleri olmadığı için; o boşluğu Müslüman Kardeşler doldurdu ve iktidarı ele geçirdi. Yıkılan AKP’nin yerine bir Milli Hükümet kurulmadığı taktirde, yeni bir Amerikancı darbe yaşanabilir. ABD’nin böyle bir darbeyi başaracak gücü Türkiye’de fazlasıyla mevcut.
Hatırlanacağı gibi 2007 yılında da dünyanın en büyük mitingleri Türkiye’de yapılmış, milyonlarca insan meydanlara yürümüştü. O milyonlarca insana önderlik edenlerin kafasında bir Milli Hükümet hedefi olmadığından, boşluğu yine AKP doldurmuştu ve daha güçlü bir şekilde yeniden iktidara gelmişti. Bu yanlış asla tekrarlanmamalı.
Millet bir kez daha sokaklara çıkıyor. Bu kez, Cumhuriyet’e sahip çıkmaktan daha önemli olan Türkiye’ye sahip çıkmak için! Bu halk hareketi sonrasında, umarız “solcular CHP’ye, sağcılar MHP’ye” aptallığı bir kez daha yaşanmaz. Öyle bir durumda kaybeden yine Türkiye olur ve bu kez çok daha kötü kaybetmiş olur. Bu nedenle; şu veya bu parti yerine, aynen Atatürk’ün yaptığını yapmak ve bir MİLLİ HÜKÜMET kurmak tek çözümdür. Aksi taktirde, o hedefe doğru ilerlerken yaşanacak ara boşlukta, karşımıza Amerikancı bir ara rejim çıkar, Türkiyemiz Suriye’den sonra İran ile bir savaşa tutuşturulur; akabinde de Türkiye’nin parçalanması engellenemez duruma gelir.
Yüzde 60 oranında yeni bir parti arayışında olan halkımız; eminiz ki öncüsünü, örgütünü, liderini, programını, çözümünü, medyasını görür ve Türkiye’nin kaderini eline alır.
Bu amaçla…Milli Hükümet hedefiyle! Cumhuriyet’e sahip çıkmak için 29 Ekim’de; Atatürk’te birleşmek için de 10 Kasım’da tüm Türkiye halkının meydanlara yürümek görev ve sorumluluğu vardır. Başka türlü vatana nasıl sahip çıkılır?
































