Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Tecrübeli siyasetçi Vahap Seçer, AKDENİZ’e konuştu

Vahap Seçer, Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Hakan Bulut’a verdiği özel röportajda, dünden bugüne yaşadıklarını, siyasi deneyimlerini, partisinin kongresini ve hedeflerini paylaştı.
Tarih: 9 Şubat 2018 Cuma 08:16
Güncelleme: 9 Şubat 2018 Cuma 08:26
Tecrübeli siyasetçi Vahap Seçer, AKDENİZ’e konuştu
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt
MERSİN BÖLGESİNİN SORUNLARINI VE ÇÖZÜM YOLLARINI YAKİNEN BİLİYORUM
 
BÖLGE siyasetinin tanınmış ismi, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı için adı öne çıkan Cumhuriyet Halk Partili Vahap Seçer, Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Hakan Bulut’a verdiği özel röportajda, dünden bugüne yaşadıklarını, siyasi deneyimlerini, partisinin kongresini ve hedeflerini paylaştı.
 
Samimi bir ortamda gerçekleşen röportaj sırasında Mersin il’inin coğrafi yapısı, demografik yapısı, bağrında taşıdığı zenginlikleri tek tek dile getiren Vahap Seçer, akıllı projeler, iyi ve sağlam bir yönetim anlayışıyla kentin uzun zamandan bu yana çözülmeyi bekleyen sorunlarının ortadan kalkacağına inandığını söyledi.
 
Genç yaşta ilçe başkanı olarak aktif siyasete giren, 2007-2015 yılları arasında iki dönem CHP Mersin Milletvekili olarak parlamentoda görev alan, partisinin değişik kademelerinde verilen görevleri başarıyla yerine getiren; siyasi kimliğinin yanı sıra Ziraat Mühendisliği ve işadamı kimliğini de başarıyla yerine getiren sayın Vahap Seçer’le Mersin’deki çalışma ofisinde yaptığımız samimi sohbetin ilk bölümü şöyle:
 
Hakan Bulut (H.B.) Genç yaşta aktif siyasete atıldınız ve sosyal demokrat çizgiden sapmadan bugünlere geldiniz. İki dönem milletvekilliği yaptıktan sonra şimdi Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığında adınız ön plana çıkıyor. Kendinizi bu denli hizmete adamanızın sebepleri nelerdir?
  
Vahap Seçer (V.S.), “Ben bu kentte doğdum. Tarsus’ta dünyaya geldim ve kendimi bildim bileli de sokakta oldum, çalışma hayatında oldum, halkın içerisinde oldum… 5 yaşında kunduracı çırağı olarak hayata atıldım. O tarihlerde alın terinin, emeğin, çalışmanın ne olduğunu, ne kadar kutsal olduğunu, ne kadar değerli olduğunu gördüm. Ve öğrenim hayatımda Tarsus’ta geçti. İlk-orta öğrenimimi Tarsus’ta tamamladım. Daha sonra Adana’da teknik liseye kayıt oldum. Sınavları kazanarak gittim. Akabinde de Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversiteden mezun olduktan sonra; hatta üniversite yıllarında kendi işimi kurma çabası içerisinde oldum. Üniversiteden mezun olduktan sonra da ara vermeksizin iş hayatına atıldım. 8 ay kısa dönem askerlik yaptım. Ve akabinde çalışma hayatına devam ettim. Evliyim, mutlu bir aile kurma sürecim nasip oldu ve gerçekleşti. Bugün mutlu bir aile sahibiyim, 2 evladım var…



 
İNSANLARI MUTLU ETMESİNİ SEVEN BİR YARADILIŞA SAHİBİM
1990’lı yılların başında siyasette görev almaya başladım. 1991 yılında Tarsus’ta Demokratik  Sol Parti’nin (DSP) ilçe başkanı olarak; yani 1991 seçimlerinde Demokratik Sol Parti’nin parlamentoya ilk kez milletvekilliği soktuğu seçimlerde, İlçe başkanı olarak görev aldım. Ve o günden bugüne siyasi hayatın içerisindeyim. 1992 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) tekrar siyasi hayata dönmesinde Tarsus’ta teşkilatın yapılanmasında önemli görevlerim oldu. Tabi ki DSP’den ayrılmıştım… Ve 1992 yılından beri de Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında yönetim kurulu üyeliği, kurultay delegeliği, milletvekilliği, parti meclisi üyeliği... Kısacası birçok görev nasip oldu ve bunu da elimden geldiğince hakkıyla yerine getirmeye çalıştım. Ben ülkeme hizmet etmeyi, kentime hizmet etmeyi ilke edinmiş bir insanım. İnsanlarla beraber olmayı, onların sorunlarını çözmeyi, onları dinlemeyi, çaresiz olduğu durumlarda çare olmayı, imkansızlıklarını imkana çevirmeyi; kısacası insanları mutlu etmesini seven bir yaradılışa sahibim.
 
2007-2015 yılları arasında iki dönem parlamentoda CHP kimliğiyle milletvekili olarak Mersin halkını temsil etmeye çalıştım. Oy veren-vermeyen tüm halkımın taleplerini, sorunlarını Parlamentoya taşıyarak orada gündeme getirdim. Yasama faaliyetlerinde toplumun taleplerini ilettim. Yasaların halkın taleplerine göre yapılmasına katkı sunmaya çalıştım. Çalışma alanım gereği ilk milletvekili olduğum dönemde Tarım Komisyonu’nda görev aldım. Daha sonra belli bir deneyim süresinden sonra Parlamento’nun en önemli komisyonlarından biri olan hatta en önemli komisyonu olan ‘Parlamentonun Kalbi’ diye tabir edilen Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görev yaptım. Orada son derece önemli deneyimler elde ettim. Önemli bilgiler elde ettim. Müktesebatım gelişti.  Her anlamda; çalışma hayatından-sağlık alanına; tarımdan-enerjiye, kısacası hayatın içerisinde ki (hayata dair) her alanda bilgi sahibi oldum ve 2015 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin Mersin’de yaptığı ön seçim yoklamasına müracaatım olmadı.
 
16 NİSAN’DA BİR NEFER GİBİ SAHADAYDIM
Bunun gerekçesi tamamen belli bir süre siyasete ara vermek, özel şartlarımdan kaynaklı bir dinlenme sürecine girmek ve daha sonra ki dönemlerde, eğer ihtiyaç duyulursa deneyimli bir siyasetçi kimliğiyle partimin verebileceği görevlere hazır olmaktı. Yani bir anlamda dinlenme sürecine girmek, kendi özel hayatıma ilişkin siyaset yaptığım, görev yaptığım sürede birikmiş sorunları ortadan kaldırmaktı. Ama diğer taraftan da daima sıcak siyasetin içerisinde olmak, gündemi takip etmek, ihtiyaç duyulduğu dönemlerde, örneğin referandum sürecinde olduğu gibi “Bir nefer gibi” görevde bir siyasetçi gibi partimin görüşlerini topluma aktarmak ve halkımızla temas kurmak her zaman benim için en baş, en önemeli görev olmuştur.
 
H.B. -- Uzun zamandan bu yana aktif siyasetin içerisindesiniz. Mersin merkez, Tarsus ve Batı Mersin ilçelerini yakından tanıyorsunuz. Mersin genelinin ve merkezin sizce en büyük eksiği ne? Yaptığınız gezilerde vatandaşlardan sizlere gelen en çok talepler neler?
  
V.S.: Mersin son derece geniş bir hinterlant… 16 bin km2 alan bir ucundan diğer ucuna yani Antalya’ya sınırı olan Anamur Kaledran’dan, Adana sınırı olan Yenice’ye 320 km kuş uçuşu bir sahile sahip bir kent.
 
Son derece müstesna bir kent, belki de dünyanın en güzel kentlerinden birinde yaşıyoruz. Bu bizim için son derece önemli ve övünç kaynağı olması gereken bir durum… Bu coğrafi özelliklerinin yanında son derece çeşitli olan bir kent… Çok farklı etnik yapıların, inanç gruplarının olduğu bir kent. Son derece farklı sosyal-ekonomik yapıların olduğu bir kent. Burada son derece geçim sıkıntısı içerisinde olan yurttaşlarla da karşılaşabilirsiniz; bunun yanı sıra çok önemli firmaların sahipleri, ülke ekonomisine katkı yapan sanayici, iş adamı ihracatçı insanlarla da karşılaşabilirsiniz.
 
MERSİN TÜRKİYE’NİN BİR İZDÜŞÜMÜDÜR
Bu kentte tarlada alın teriyle üretim yapan portakal üreten, serada biber-patlıcan-domates üreten bağında üzüm üreten insanla da karşılaşabilirsiniz. Ormanda çocuğunun rızkını çıkartmak için sabahın erken saatlerinden karanlığına kadar orman işleriyle ilgilenen insanlarla da karşılaşabilirsiniz. Organize Sanayi Bölgesinde kol gücünü kullanarak fabrikalarda üretim yapan işçiyle de karşılaşabilirsiniz… Beyaz yakalıyla da, mavi yakalıyla da her yapıdan insanla bir arada olabilirsiniz. Bu aynı zamanda Mersin’in Türkiye hüviyetinde bir kent olduğunun da işaretidir. Adeta Mersin Türkiye’nin bir izdüşümüdür.
 
Burada Trakyalı bir vatandaşımızla da karşılaşabilirsiniz. Kökeni Doğu’ya, Güneydoğu’ya, Diyarbakır’a ,Muş’a, Karadeniz’e , Samsun’a ,Trabzon’a, Ege’ye, İzmir’e dayanan insanlarla da bir arada olabilirsiniz. Bir dönem önemli iç göç alan kentlerimizden bir tanesi hatta… Ortadoğu’da meydana gelen arzu etmediğimiz gelişmelerden dolayı vatanını terk eden ateşten kaçan, savaştan kaçan, ölümden kaçan Suriyeli misafirlerle karşılaşabilirsiniz. Bu kent son derece zengin bir kent. Bunun yanında önemli imkanları da var, ekonomik zenginlikleri de var, önemli sanayi tesislerimiz var, önemli tarım topraklarımız var. Türkiye’nin muz üretiminin, çilek üretiminin, limon üretiminin, önemli bir miktarı bu hinterlant da Mersinimiz’de gerçekleşiyor.  Bizim kent gelirlerimizin %30’u tarıma dayalı,  %40’ı sanayiye dayalı. Böyle zengin kentiz. Ödediğimiz vergiler içerisinde merkezi hükümete vergi ödeyen 81 vilayet içerisinde en önemli, en yüksek vergiyi ödeyen kentlerden biriyiz. Şimdi bu özellikler içerisinde Mersin’in de önemli sorunları olduğunu maalesef söylemek zorundayım. Bu kadar kaynaklarımız olacak, bu kadar arsa değeriniz yüksek olacak, coğrafi özellikleriniz olacak, stratejik önem olacak, kent demografisi bakımından zengin bir demografiye sahip olacaksınız… Ama sorunlarınız olacak!
En önemli sorunlarımızdan bir tanesi özellikle Suriyeli sığınmacılardan sonra kayıt dışı işsizliğin artması. Bu durum bizim kendi yurttaşlarımızın işsizlik oranında zaten önemli bir patlama yaptı. Bana bu soruyu soran herkese gözüm kapalı verebileceğim cevap “Mersin’de en önemli sorun işsizlik sorunudur” derim. Gerisi teferruattır. İnsanların işsiz olması ekonomilerinin bozuk olması anlamına gelir.  Bir insanın ekonomisinin bozuk olması bazı hatalara eğilimli olmasına neden olabilir.
 
Eğer bir insanın işi varsa bir meşguliyeti varsa O insandan bir terörist yaratamazsınız. Bir kapkaççı bir hırsız ya da sokağın, mahallenin asayişini bozan kötü huylu bir yurttaş yaratamazsınız. Ama işi olursa, O toplum içinde daha muteber bir yurttaştır. Topluma, kentine, milletine daha çok katkı sunan bir yurttaştır. Bu sebeple Mersin’de çözülmesi gereken, el atılması gereken en önemli sorunun işsizlik olduğunu düşünüyorum.
 
H.B.- Yerel yönetimlerin kentin ekonomik ve sosyal yönden gelişmesine büyük katkı sağladıklarını biliyoruz. Buna en güzel örnek Eskişehir. Fakat Mersin arzu edilen atılımı bir türlü gerçekleştiremedi. Talip olduğunuz göreve gelmeniz durumunda ekonomi dünyası için nasıl bir çalışma yürüteceğinizi ve bu konuda hangi projeleri vatandaşa sunacağınızdan bahseder misiniz? 
 
V.S.: Büyükşehir Belediye Başkanı olmak, bu seçimlerde partimin aday olup seçimden başarılı çıkıp o mevkide olmak ve kenti idare etmek en büyük arzum. Bu önümüzdeki süreç içerisinde; ki  partimin önce bir adaylık görevi vermesi, daha sonrada seçimde başarılı olmamla gerçekleşecek bir durum. Ancak ben sohbetin başında da söyledim, her hangi bir siyasi beklenti içerisinde olmadan görev almadığım süreç içerisinde de daima sıcak siyasetin içerisinde oldum. Bunun temel sebebi partimin bana ihtiyaç duyduğu bir noktada siyaset yapmaya, görev almaya hazır olmak. Şimdi tam da benim yaptığım bu!
 
Elbette ki büyükşehir başkanı olacakmışım gibi kentin sorunlarına ilişkin bir takım çalışmalarım var. Zaten milletvekilliği süremden gelen birikmiş siyasi hafızam var. Kentin sorunlarına ilişkin hafızam var. Yani Anamur’da muz üreticisinin sorunu nedir? Ya da Tarsus’ta yapılması planlanan yılan hikayesine dönen Çukurova uluslararası Havaalanı’nın öyküsü nedir? Ya da Sahil Bandı Projesinin öyküsü nedir? Ya da Nükleer Santral Projesi’nin bugüne kadar hangi aşamalardan geçtiğine dair elbette ki bilgi sahibiyim. Dolayısıyla kentin sorunlarını teşhis ederken, yani hastalığı teşhis ederken tedavi konusunda da son derece önemli  birikime ve donanıma sahip olduğumu düşünüyorum. Peki ‘bu tedavi yönteminiz ne olacak?’ diye soracak olursanız, elbette ki bu konuda önemli çalışmalar yapıyoruz. İşsizliği nasıl önleyebiliriz ? Kentin en önemli sorunlarından bir tanesi kent içi ulaşım sorunu, toplu taşıma sorunu, akşam saatlerinde Mersin merkezde trafiğin sıkışması ya da çevre sorunları… Bunlara ilişkin belediye başkanlığı makamına oturduğumuz dakikadan, saniyeden itibaren devreye sokacağımız projelerimizin hazırlığı içerisindeyiz. Adaylık kampanyası sürecinde bunları seçmenlerimizle konuşacağız. Bu hazırlıkları tamamlayacağız.



 
Elbette ki sorunları ortaya koymak kolay, eleştirmek kolay ama bunların çözüm yolunun ne olacağı konusunda biz vatandaşlarımızı ikna edeceğiz ki, onların güvenini sağlayalım, itibarını alalım… Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı bu sorunlara hakimdir ve çözüm yolları da makuldür deyip onların güvenini alıp onların oylarını almanız lazım. Bu konuda çok önemli çalışmalar yapıyoruz. Önemli beyinlerle, önemli birikimlere sahip akademisyenlerle, önemli birikimlere sahip; her alanda deneyimli, ekonomik konularda (bunun içerisinde sanayidir, tarımdır, turizmdir, inşaat sektörüdür) bir çok ekonomik faaliyet içerisinde olan sektörlerde iddialı isimlerle bir araya geliyoruz. Ben eğer Mersin’e belediye başkanı olursam bu kenti tek yönetemeyeceğini bilecek kadar hem siyasi deneyime sahibim hem iş deneyime sahibim. Ben yatırımcı bir insanım. Hayatım çalışmakla geçti. Hayatım yatırım yapmakla geçti. Hayatım yönetmekle geçti.  Risk nasıl alınır, yatırım nasıl yapılır, ekonomi nasıl geliştirilir, istihdama nasıl katkı verebiliriz, bunları bilen bir insanım ve deneyimlerimden yola çıkarak, belediye başkanı olarak eğer kentime faydalı olacaksam bu projeleri hayata geçireceksem, bunun iyi bir takım çalışmasından geçtiğini bilecek kadarım. Önce iyi bir takım oluşturmak, her konuda bilgi sahibi , güven veren, nitelikli, ahlaklı insanları bir araya getirmek, bunlarla bir projeksiyon yapmak, projeler yapmak ve göreve geldiğimiz dakikadan itibaren bu kadroyla bu projeleri  hayata geçirmek en önemli, en birinci amacım! Bu sebeple de şu anda dahil henüz bir seçim ortamı olmadan seçime aylar kala ben bu çalışmaları başlattım. Hatta şu günkü tarihten  1,5 yıl önceden ben bu çalışmaları başlattım. Şu anda da devam ediyoruz. Seçim sathıne girdiğimiz zaman bu projelerimizle vatandaşlarımızın karşısın da çıkacağız ve bu projelerimizi onlarla paylaşacağız.



 
H.B.- Cumhuriyet Halk Partisi, “Adalet ve Cesaret” olarak adlandırılan 36. kurultayını tamamladı. Sayın Genel Başkanla yola devam kararı alındı. Sizde kurultaya katılım gösterdiniz… Kurultay değerlendirmelerini alabilir miyiz?
 
V.S.- Tabi delege kararını verdi. Bir kurultay süreci yaşadık.  Önce ilçe kongreleri yapıldı, daha sonra 81 ilde İl Kongrelerimiz yapıldı. Bunlar parti içerisinde bir heyecan, bir hareketlilik yarattı. Bunlar da siyasi partilerde parti tabanınızı konsolide etmek, heyecanda tutmak, o şevk içerisinde tutabilmek için önemli süreçlerdir. Bunları her parti yaşıyor; bizde CHP olarak yaşıyoruz… Ve nihayetinde de geçtiğimiz hafta sonu Ankara’da kurultayımızı yaptık ve  Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bir kez daha delegenin güven oyunu alarak göreve devam edecek. Partimiz Parti meclisini oluşturdu. Sayın Genel Başkanın tüzüğümüz gereği verdiği yetkiyi kullanarak oluşturacağı bir A takımı diye tabir ettiğimiz bir merkez yürütme kurulu oluşacak.


 

Ve bu yapıyla beraber, bu kadroyla beraber Sayın Genel Başkanımız partimizi  tarihimizin en önemli seçimlerine, 2019 Yerel ve Cumhurbaşkanlığı ve beraberinde yapılacak olan parlamento seçimlerine taşıyacak.  Kurultay geride kalmıştır. Kurultaya yönelik söyleyecek hiçbir şeyim yok.  Delegasyon kurultay salonunda söyleyeceğini söylemiştir. Bundan sonra bizim odaklanacağımız konu 2019 seçimlerinde partimizi nasıl başarılı kılarız; ne kadar fazla belediye başkanlığı kazanabiliriz, Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayımızı oradan galip olarak çıkartırız, Cumhuriyet Halk Partisi’nin dünya görüşünde, temel ilkelerinde bir siyasetçiyi o makama getiririz ve akabinde de parlamentoda çoğunluğu elde ederiz… Bütün dikkatlerimizi buna yöneltmemiz lazım. Karşımızda bir iktidar gücü var, önemli bir güç var. Bunun yanında; yanına aldığı bir muhalefet var.  Ve biz maalesef şu anda Türkiye siyasetinde, parlamentoda tek başına mücadele etmeye çalışan, kıt imkanlarla olağanüstü koşullarda bu görevi yapmaya çalışan bir siyasi parti konumundayız.  Elbette ki ortamın sıkıntılarını zorluklarını anlatmak için bu değerlendirmeyi yaptım.  Bu demek değildir ki tek başımıza kaldık, karşımızda önemli bir güç var teslim olacağız… Tabi ki Hayır! Elbette ki mücadele edeceğiz, elbette ki başarılı olacağız. Bir diğer muhalefet partisi var kolu kanadı kırılmış, eş başkanları cezaevinde milletvekilleri cezaevinde, belediye başkanları cezaevinde… Şimdi bu görev bu misyon yani  iktidarın yanlışlarını ortaya koymak “dur” deme, seçimde mücadele etme,  Türkiye’nin bu kötü gidişini tersine döndürme görevi Cumhuriyet Halk Partisi’nde ve bizlerde. O çatı altında siyaset yapan bizlerde. Biz hangi hal ve şart olursa olsun bir kere kendi içimizdeki olumsuzlukları ortadan kaldıracağız. Efendim falanca genel başkanı destekledi bu siyasetçi arkadaşımız , falanca ilk başkanını destekledi  bizim listeyi desteklemedi…Bunları unutacağız! Artık tek vücut olacağız.  Kongreler  geride kaldı. Parti içi yarış geride kaldı. Başkanımızın yanında duracağız, yardımcı olacağız, beraber yürüyeceğiz. Biz enerjimizi tamamen iktidarı nasıl alt ederiz, nasıl deviririz,  nasıl iktidar olabiliriz, nasıl seçimlerde başarılı olabiliriz buna harcayacağız. Bu sebeple bundan sonra bizim temel gündemimiz birinci gündemimiz 2019 seçimleri olmalı diye düşünüyorum. (Devam edecek)

 
Bu haber toplam 2996 defa okunmuştur.
Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1