Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Tarsus’ta kurumlardan seçim önce ortak çağrı

“DEMOKRATİK VE HALKÇI BİR YEREL YÖNETİM İÇİN BİRLEŞMEYE ÇAĞIRIYORUZ”
Tarih: 9 Şubat 2019 Cumartesi 15:29
Tarsus’ta kurumlardan seçim önce ortak çağrı
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt
Tarsus’ta bulunan bazı siyasi parti, sendika ve sivil toplum kuruluşları, seçim öncesi ortak bir bildiri yayınlayarak, neler beklediklerini ve yapılacak hizmetlerin kapsamı konularını içerir ortak bir bildiri yayınladılar.
 
Eğitim-Sen Tarsus Şube binasında toplanan kurum başkan ve yöneticileri adına, bildiriyi Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Tarsus Şube Başkanı Cuma Erçe okudu… Bildiri de belirtilen kıstasları benimseyen Belediye Başkan adaylarına destek vereceklerini kaydeden Erçe, seçim sonrasında da olayın takipçisi olacaklarını vurguladı.

 
Bildiri şöyle…
“Adaletsizliğin, ayrımcılığın, işsizliğin, ekonomik krizin yaşamın her alanında etkisini derinleştirdiği bir dönemden geçiyoruz. Tek adam ve tek parti iktidarının devletin hemen her kurumunda kendisini iyiden iyiye hissettirdiği, bütün kararların sarayda alınıp uygulamaya sokulduğu bir süreçte yerel seçimlere hazırlanıyoruz. 16 Nisan referandumundan aldığı güçle 24 Haziran seçimlerinde amacına ulaşan AKP, MHP ortaklığı, yerel seçimlerle iktidar ortaklıklarını daha da sağlamlaştırmak istemektedir. Yani iki parti arasındaki bu iş birliği, bugünkü düzenin ve birlikte gerçekleştirdikleri rejim değişikliğinin devam etmesi ve iyiden iyiye kurumsallaşması için sıkı sıkıya sarıldıkları bir ortaklığa dönüşmüştür. Bu da geniş halk kesimleri için daha fazla yoksullaşma, işsizlik ve açlık anlamına gelmektedir. Daha fazla iş cinayeti, daha fazla kadın cinayeti, daha fazla çocuk tacizi ve ölümü, daha fazla göç, daha fazla adaletsizlik anlamına gelmektedir.Emek ve demokrasi güçleri olarak bu duruma seyirci kalmamız mümkün değildir. Bu seçim sıradan bir yerel seçim olmaktan çoktan çıkmıştır. Bu seçim demokrasi ile diktatörlük arasında tercih yapmamızı zorunlu hale getirmektedir. Emek ve demokrasi güçlerinin tercihi elbette demokrasidir, elbette özgürlüklerdir, elbette laik bir düzendir. Emek ve demokrasi güçleri olarak, herkesin belediye hizmetlerinden eşit yurttaşlar olarak her hangi bir ayrımcılığa uğramadan yararlandığı demokratik ve halkı bir yerel yönetimden yana taraf olduğumuzu bilmeyen yoktur. Bu temelde geçtiğimiz günlerde Mersin Emek ve Demokrasi Platformunun yayınlamış olduğu deklarasyonda ortaya konulan ilke ve talepler olduğu gibi, Tarsus Emek ve demokrasi güçlerinin mutabık olduğu ilke ve taleplerdir. Tarsus’ta faaliyetlerini sürdüren ve emekten, demokrasiden, özgürlüklerden, laiklikten, sosyal adaletten yana siyasi parti, dernek, oda ve sendikalardan oluşan güçler bir araya gelerek Tarsus özgülünde yerel yönetimden beklentilerimizi, ilke ve taleplerimizi derleyip kamuoyu ile paylaşmaya karar vermiş bulunmaktayız. Bu deklarasyon  kurumların asgari müştereklerde buluştukları ilke ve önermelerden oluşmuş ve imza atan her kurum için bağlayıcı hükümler içermektedir.
 
Ekonomik krizin derinleştiği, geniş halk kitlelerinin temel yaşam gereksinimlerini karşılayamaz hale geldiği, gıda fiyatları, elektrik, doğalgaz, ulaşım ve vergilere gelen zamlarla yaşanamaz hale gelindiği bir süreçte iktidarın ve ona ortak olanların, halkın kendi gündeminden uzaklaşmasını sağlama çabası artarak devam etmektedir. İktidar güçleri ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı dili ve söylemleri ile yerel seçimlerden bir kez daha başarıl ile çıkmayı amaçlamaktadır. Bu dil halkların kardeşleşmesine ve barış içinde bir arada yaşama iradesine yönelik bir tehdittir. Biz demokrasi güçleri bu kirli ve savaş dilini bertaraf edecek bir strateji ile seçim sürecine müdahil olmayı sürdüreceğiz. Bu temelde her türlü demokratik talebi ve halkçı belediyecilik programını oluşturacak en küçük bir önermeyi dahi dikkate alacak, aşağıda sıraladığımız ilkeleri benimsemiş ve kabul eden adayların yanında yer alacağımızı ilan ediyoruz. Şehri betonlaştıran, kenti ranta açan, hesap vermeyen, hesap sorulamayan, Tarsus’u ve Mersin’imizi kültürel ve sosyal yönden kısırlaştırıp yoksullaştıran, ayrımcı bir dil ve hizmet anlayışı ile hareket eden mevcut belediyecilik anlayışını kabul etmeyeceğimizin bilinmesini istiyoruz. Onlarca medeniyete beşiklik etmiş bir kenti, kendi kültürüne yabancılaştıran, belediyeciliği sadece kaldırım döşeyip, fıskiye inşa eden, hizmeti ışıklı taklar ve ideolojik süslerden ibaret sayan anlayışın karşısında, ekolojik dengeye saygılı, kenti kültürel ve sosyal yönden geliştirmeyi amaçlayan, yeni istihdam alanları yaratan, tüccarın değil, halkın menfaatini esas alan, üreticiyi destekleyen, küçük esnafın haklarını koruyan, kenti mütahitlerin insafsızlığından kurtaran, kadınların ve gençlerin yönetimde eşit temsiliyetini savunan bir anlayışın yanında yer alacağımızı kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.
Evet bir kere daha ifade ediyoruz ki gelinen noktada, Yerel yönetimler, yeni rejimin dayanağı yapılmak isteniyor. 31 Mart Yerel Seçimlerinin sonuçları itibarıyla yalnızca bir yerel seçim olarak kalmayacağı, ülkemizin ve halkımızın geleceğinin şekillenmesinde tayin edici bir rol oynayacağı görülmektedir. Bunun farkındayız ve bunun için süreçte sorumluluk alıyoruz. Bunun için yoksul, emekçi Tarsus ve Mersin Halkını uyarıyoruz. Yapacağınız tercih ve atacağınız oyun rengi sadece sizin geleceğiniz ile değil, aynı zamanda, çocuklarınızın ve hatta torunlarınızın geleceği ile de doğrudan ilgilidir.
 
17 yıldır ülkeyi kutuplaşma, kaos ve krizle yöneten AKP’nin ve onu koşulsuz destekleyen ortağı MHP’nin kaybetmesi önemlidir fakat seçimden sonra da aynı politikalara başvuracak olan Cumhur İttifakı bileşenlerinin karşısında halk güçlerinin birleşerek hem ilinin, ilçesinin, mahallesinin hem de ülkesinin geleceği için güçlü bir irade ortaya koyması daha da önemlidir. Gün ayrışma günü değil, birleşme günüdür. Ayrışarak kaybettiğimiz ortada dururken güçlerimizi birleştirmekten başka çaremiz yoktur. Ülkenin geleceğini ve halkın yaşamını bu derece derinden etkileyen bu gelişmeler en çok Emek ve Demokrasi Güçlerini ilgilendirmektedir. Baskılara karşı demokrasi, kısıtlamalara karşı özgürlük isteyen bizler içinden geçtiğimiz bu süreci tek tek değil birleşerek aşacağımıza inanıyoruz. Yönetimde söz ve karar sahibi olduğumuz, kimsenin bir diğerinden üstün görülmediği bir belediyeyi yeniden inşa etmemiz mümkündür. Biz buna inandık ve inanıyoruz. O nedenle de aşağıda yazılı olan ilkeleri önemsiyor ve kabul ediyoruz. Herkesi ve adayları bu ilkeler etrafında buluşmaya davet ediyoruz. Tarsus’u kazanmak yetmez, Mersin’i ve tüm ilçelerini demokrasi güçlerinin kazanması ve aynı başarının Türkiye’nin dört bir yanında sağlanması temennimizdir.
 
AKP ve sermayenin saldırılarına karşı yığınları birleştirmek ve mücadele etmek biz Emek ve Demokrasi Güçlerinin görevidir. Bu nedenle, yerel seçimlerde emek ve demokrasi güçleri açısından en önemli proje, halk güçlerinin birleşerek belediye yönetimine katılması ve denetlemesinin önündeki tüm engellerin kaldırılacağı halkçı, demokratik belediyecilik programıdır.
 
Bu koşullarda ilimiz Mersin ve ilçemiz Tarsus’ta yerel yönetimlere en geniş halk kesiminin müdahil olarak birlikte sonuç alacak bir çalışmanın yürütülmesi daha da önem kazanmıştır. Emek ve Demokrasi Güçleri, en geniş kesimin birliği ve müdahalesi için önemli bir olanaktır. Tarsus Emek ve Demokrasi güçleri olarak, Mersin Emek ve Demokrasi Platformunun örnek teşkil edecek bir çalışma ile belirlediği ilkeleri temel kabul ediyoruz. Bizler de Tarsus’ta halkın ihtiyaçları doğrultusunda, aşağıdaki ilkeler çerçevesinde oluşturduğumuz birliktelik ile Halkçı ve Demokratik Belediyecilik Programının inşası için tüm demokratik kamuoyuna çağrı yapmayı tarihi bir görev saymaktayız. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
 
EMEK DEMOKRASİ PLATFORTMU OLARAK EMEĞİN, ÇEVRENİN VE KÜLTÜRÜN YAŞATILDIĞI KENTLER İÇİN;
Demokratik, halkçı belediyecilik için çağrımızdır.
Belediyeler, dolaysız kamu/halk mülkiyeti ve tasarrufunda olan olanakları yönetirler. Yerel yönetimlerin yönetsel işlevleri trafik, zabıta ve kaldırım taşı döşemek ya da çöp vergisi toplamak gibi hizmetlere daraltılamaz; tüm yerel hizmetleri kapsar. Öyleyse yerel sorunlar ve çözümleriyle ilgili olarak, başkasının değil, halkın kararı geçerli olmalıdır. Bu, demokrasinin olmazsa olmazı ve temel şartıdır.
Seçilmiş yerel yöneticilerin, yerelin inisiyatifi dışında her hangi bir merkezi kurum, kuruluş ve kişi tarafından görevden alınması kabul edilemez.
Yerel demokrasiyi geliştirmek, belediye yönetiminde halkın söz ve karar sahibi olmasını garantiye almanın bir aracı olarak Kent Meclisleri kurulmalıdır.
Halkın yönetimine katılarak söz ve karar sahibi olduğu belediyede Kent Meclisleri;
Tüm mahallelerde, geniş katılımla yapılacak toplantılarda, demokratik tarzda seçilecek mahalle temsilcileri
Tüm mahalle muhtarları
Belediye sınırları içindeki tüm işçi ve memur sendikalarının başkan ve temsilcileri
Emekli işçi ve memurların sendika veya dernek temsilcileri
Yöre ve köy dernekleri temsilcileri,
Kültür sanat ve spor kuruluşları temsilcilerinden oluşacaktır.
Yerel yönetim organları, tüm karar ve uygulama süreçlerinde halkın tüm katman ve kesimleri inisiyatifle yer alabildiğinde, halkın kendi kendini yönetmesinin aracı olabilir.
Belediye başkan yardımcıları da dahil olmak üzere bütün yönetici ve müdürler, talep edildiğinde Kent Meclisleri’ne faaliyetleri konusunda bilgi vermekle yükümlüdür. Kent Meclisleri, yöneticileri denetlemek ve gerektiğinde ilgili yöneticinin görevden alınması konusunda Belediye yönetimine tavsiye kararı sunmak ile yükümlüdür.
Belediye Meclisi toplantılarını halkın takip edebilmesinin önündeki engeller kaldırılmalı, toplantılar belediyenin internet sitesinde canlı olarak yayınlanmalıdır.

 Kâr değil toplumsal yarar amaçlı üretim ve hizmet esas alınmalıdır.
Kâr getirmediği için, belediyelerin sağlık, eğitim, ulaşım, beslenme, ısınma, konut, sosyal yardım ve kültür harcamaları kısıtlanamaz. Belediyeler, bu hizmetlerin halka nitelikli ve eşit bir şekilde sağlanmasını garantiye alır.
Taşeronlaştırmanın her geçen gün arttığı belediyeler bir yönüyle ucuz emek sömürüsü diğer yönüyle de yandaşa kaynak aktarım aracı olarak kullanılmamalıdır.
Kamusal hizmet olarak belediye hizmetleri; serbest piyasa ekonomisi ve ona uyum kapsamında ve kâr kaygısıyla yürütülemez. Ekmek ve su fiyatından tutalım toplu ulaşıma kadar belediye hizmetlerinin sürekli zamlanması ya da piyasaya müdahalesizlik ilke edinilerek tüketiciyi koruyacak fiyat belirleme ve tanzim satışlarının terk edilmesi kabul edilemez. Toplu ulaşım ve su kullanımı ile ilgili yoksul halkın temel ihtiyacı kadar olanı ücretsiz ya da ücretsize yakın olmalıdır.
Belediyeler şirket değildir; yerel kamusal hizmetlerin özelleştirilmesi ve taşeronlaştırılması kabul edilemez
Kent Meclisleri kaynakların dağıtımı, kullanılması, gelir-gider hesapları ve bütçenin kararlaştırılacağı toplantılarla uygulamaları sürekli denetlemelidir.
İşçi ve kamu emekçisi statüsündeki belediye personelinin sendikalaşma ve toplu iş sözleşmesi hakkı hiçbir şekilde engellenemez. Ücretler ve sosyal haklar toplu iş sözleşmesiyle belirlenir. Uyuşmazlık halinde yasal grev süreci öncesinde taraflar talep ettikleri takdirde Kent Meclisi’nin görüşüne başvurabilirler.
Üretici ve tüketici kooperatifleriyle, kooperatif birliklerinin kuruluş ve faaliyetleri halkçı belediyecilik tarafından teşvik edilmelidir. Üreticilerin ürünlerinin karşılığını alması, tüketicilerin ise ihtiyaçlarını en ucuz ve kolay şekilde karşılaması, tüccar/rant belediyeciliğinin karşıtı halkçı belediyeciliğin ilkelerinden olmalıdır.
Kadınların her alanda eşit haklara sahip olması ve eşit temsili sağlanmalıdır. Kadınların toplumsal hayata katılımının önünde önemli bir engel olan cinsiyetçi işbölümü engellenmelidir. İşbölümünü toplumsallaştırarak ortaklaştırmak için sosyal tesisler (kreş, çamaşırhane, atölye ve üretim alanları vb) açılmalıdır. Kadınların ev içi şiddete karşı güçlenmesini ve korunmasını sağlayacak mekanizmalar (kadın dayanışma merkezleri, sığınma evi, kadın eğitim merkezleri) kurulmalıdır.
Sosyal hizmet ve yardımlar başta olmak üzere, halkın yaşam ve çalışmasını kolaylaştıracak, geleceğini garanti altına alacak bütün hizmetler belediyelerin başlıca faaliyet alanı olmalıdır. Her yoksul emekçi ailesinin faydalanacağı düğün ve taziye salonları açılmalıdır.
Başta evsizler olmak üzere beslenme ve barınma ihtiyacı olanlara (öğrenciler için belediye yurt ve öğrenci evleri açılması da dahil olmak üzere) bu imkanlar sağlanmalıdır.
Halk sağlığı hizmetlerinin tüm kent halkına eşit şekilde bir şekilde ulaşması belediyelerce garantiye alınmalıdır. Çocuklar için kreş ve yuva, yaşlılar için huzurevleri açılmalıdır.
Engellilerin yaşamını esas alan bir kent yaşamı için düzenleme yapılmalıdır.
“Kentsel dönüşüm” adıyla başta TOKİ tarafından rant yağmasına bağlanan, özellikle yandaş müteahhitlerin talan alanına çevrilen halkın barınma sorunu, yerel yönetimler tarafından halkçı bir anlayışla mağduriyet yaratılmadan giderilmelidir.

Tüm yurttaşların anadilinden ya da inancından kaynaklı mağduriyet yaşamasının önüne geçmeyi esas alan bir belediyecilik anlayış olmalıdır.
Yerel yönetimler, eğitim alanı da dâhil olmak üzere, kültür-sanat hayatının geliştirilmesi için, bu alana yatırım yapılmalı ve bu alanda faal kişi ve kurumlardan halka hizmet için yararlanmalıdır.
Kent gençliğinin sosyal, eğitsel, kültürel ihtiyaçları karşılanmalı ve gençliğin temsiliyetinin önündeki engeller kaldırılmalıdır. Başta kadınları ve gençler olmak üzere mahalle halkının kültürel, sanatsal ve kişisel gelişimlerine katkı sunacak ve yan yana gelerek dayanışma duygularını teşvik edecek mahalle kültür evleri açılmalıdır.
Halkın yaşam alanı olan kent halkındır ve gelişmesi ve yenilenmesinin planlanması da kent halkının sorunudur.
Nükleer santraller başta olmak üzere il sınırları içinde yapılacak tüm enerji, sanayi ve maden işletmelerinin yanı sıra sahil ve denize yapılacak (Turizm tesisi ve balık çiftlikleri gibi) işletmelerin yapımında halkın onayı alınmalıdır. Öncelikle sahil ve parklar olmak üzere yeşil alanların betonlaşmasının önüne geçilmeli, yeni yeşil alanlar oluşturma çalışmaları acilen başlatılmalıdır.
Belediye bünyesinde tarım dairesi kurularak tarım üretiminin ve tarım alanlarının korunması için gerekli tedbirler alınmalı, yerli tohumculuk ve besicilik teşvik edilmeli ve üretici köylüler desteklenmelidir.
Şehrimizde yaşayan tek canlı türünün insanlar olmadığından hareketle; ekolojik dengeyi koruyacak önlemler alınmalıdır. Bu nedenle bitki ve hayvan sağlığının gözetilmesi için gerekli önlemler alınmalıdır. Sokak hayvanlarının barınma, bakım ve tedavilerinin yapılacağı Hayvan Bakımevleri açılmalıdır.”
Bu haber toplam 462 defa okunmuştur.
Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1