Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Tarsus’ta Kadına Yönelik Şiddete Tepki Yürüyüşü

Güncel
Tarih: 25 Kasım 2019 Pazartesi 17:37
Tarsus’ta Kadına Yönelik Şiddete Tepki Yürüyüşü
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt
Tarsus’ta Kadın Platformu tarafından 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü dolaysıyla Yarenlik Alanı’nda yürüyüş düzenlenip, basın açıklamasında bulunuldu.
 
Burada katılımcılar adına basın açıklamasını okuyan Eğitim-Sen Tarsus Şube yöneticilerinden Berna Kalav, “Uzun yıllardır kendi krizini neoliberal politikalarla aşmaya çalışan ataerkil kapitalist sistem, varlığını sürdürmek ve krizden yönetilebilir kılmak için yeniden her türlü baskı ve sömürü aracını devreye sokmuştur. Dünyanın birçok yerinde baskıcı, faşizan, otoriter politikalara hız verilmiş, başta kapitalist, emperyalist devletler, savaş politikalarına başvurmaktan çekinmemiştir. Hemen yanı başımızda, Ortadoğu’da süren savaş, halkların, kadınların, çocukların yaşamlarına mal olmakta, şiddeti, tacizi, tecavüzü, kadınların köleleştirilmesini arttırmaktadır” dedi.

 
Sloganların atılıp, pankartların açıldığı açıklamada Kalav, şunlara değindi:
 
“Kadınlar her geçen gün güvencesizliğe, işsizliğe daha fazla mahkum edilmekte, yoksullaştırılmakta, eril zihniyete, aileye mahkum edilmeye çalışılmaktadır. Kadınların birçok hakkını yüz yıl önce elde ettiği ülkelerde, bugün seçme-seçilme, üreme, boşanma, sosyal güvenceye sahip olma, eşit işe eşit ücret gibi en temel medeni, sosyal ve ekonomik haklar ayaklar altına alınmaktadır. Eşit işe eşit ücret için, işyerinde mobbing ve tacize, her türlü şiddete, savaşa, kürtaj yasaklarına, krize, yoksulluğa, işsizliğe, ayrımcılığa karşı, gerçek demokrasi ve eşitlik, insanca  yaşam talepleri bugün dünyanın değişik coğrafyalarından duyulmaktadır.

Ülkemiz özelinde kapitalizm, ataerki  ve Siyasal İslamcı ideolojinin birlikte işleyişi ile kadınların ve lgbtiletrin kamusal alandaki varlıkları tehlikeye girmiş, kadınların bedenine, kimliğine, emeğine yönelik saldırılar artmıştır.
Kadınların kaç çocuk doğuracağından, nasıl giyineceğine, sokakta özgürce dolaşmasından, çalışmasına, ve dahi  kahkahasına kadar her şey AKP’nin temsil ettiği ideoloji tarafından şekillendirilmeye çalışılmaktadır.
Kadınların toplumsal yaşamda bir özne olarak var olmalarını, özellikle istihdamda ve siyasette temsil gücü oluşturmalarını, kendi kararlarını vermelerini ve bunun toplumsal mekanizmalarını oluşturmalarını, kendi varlığı için bir tehdit olarak gören bu anlayış, oluşturulan tekçi cinsiyetçi rejime karşı kadınların tepkilerini önlemek için ideolojik saldırılarını arttırmaktadır.

" Avrupa Konseyi’nce, Mayıs 2011’de imzaya açılan, "İstanbul Sözleşmesi”  olarak bilinen  sözleşmeyi ilk imzalayan Türkiye, Kasım 2011'de parlementoda sözleşmeyi onaylamış, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi  2014 Ağustos'unda da yürürlüğe girmiştir. Buna rağmen eril şiddet  hızını kesmeden devam etmektedir.
Her güne en az iki kadın ve trans cinayeti  düşüyorken iyi hal, haksız tahrik gibi cezai indirimler uygulanmaya devam etmektedir. Eril yargının  uyguladığı cezasızlık politikası , taciz  ve  tecavüzün artmasına neden olmakta, bizzat siyasal iktidar tarafından üretilen ve pompalanan cinsiyetçi söylemler kadınların sokakta, otobüste, metroda tanımadığı erkekler tarafından kıyafetleri bahane edilerek  fiziksel şiddete  maruz kalmalarına  dayanak olmaktadır.
İçeride ve dışarıda yürütülen savaş politikası, kutuplaştıran, ayrımcılığı körükleyen  söylem ve uygulamalar kadın bedeni üzerinden yürütülmekte, kadına yönelik sistematik  erkek-devlet şiddetini arttırmaktadır.
6284 No’ lu Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Yasası yok edilmeye çalışılmaktadır. Oysa bu yasa,  uygulamadaki eksikliklerine rağmen şiddeti önlemeye dair elimizdeki tek yasadır. Diğer yandan, mecliste boşanmayı önleme komisyonu aracılığıyla hazırlatılan yüzlerce sayfalık raporla, kadının aile içinde uğradığı şiddet meşrulaştırılmaya çabalanmaktadır .

İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere imzalanan uluslararası sözleşmelerin gereğini yerine getirmeyenler, en son olarak nafaka hakkının peşine düşmüştür.

“Kadın erkeğe, aileye daha fazla bağımlı olsun” hesaplarını yapanlara bugün buradan cevap veriyoruz: “HAKLARIMIZA VE HAYATLARIMIZA SAHİP ÇIKACAĞIZ.  AİLEYE KÖLE OLMAYACAĞIZ.
Evde, sokakta, işyerinde artan şiddet ve bu şiddeti besleyen politikalara karşı Emine Bulut'un  ''ölmek istemiyorum'' çığlığı, şiddete maruz kalan tüm kadınların sesi olmuştur; aynı zamanda kadınların isyanının simgesi olan bu  yaşam çığlığını büyütüyor ''Şiddetsiz sömürüsüz eşit ve özgür yaşamak İstiyoruz…”
 
Bu haber toplam 1376 defa okunmuştur.
Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1