Dr. Yusuf Artar
Yeminli Mali Müşavir
Bir çimento fabrikası projesi… 14 mahalleyi etkileyen bir karar… Ve cevabı giderek daha yüksek sesle sorulan bir soru: Bu yatırımın gerçek maliyetini kim üstlenecek? Sanlıca’da yükselen itiraz, meselenin yalnızca çevresel değil; ekonomik ve toplumsal bir hesaplaşma olduğunu gösteriyor.
⸻
Tarsus’un Sanlıca ve Çukurbağ mahallelerinde yapılmak istenen çimento fabrikası artık sıradan bir yatırım tartışması değil.
Bu mesele açıkça bir yaşam hakkı mücadelesine dönüşmüş durumda.
14 mahalleyi doğrudan etkileyecek bu proje, yalnızca çevresel bir risk değil; aynı zamanda tarımın, sağlığın ve bölgenin geleceğinin sorgulanmasına neden oluyor.
⸻
Mali Gerçeklik: Görünmeyen Maliyetler
Meseleye mali açıdan bakıldığında tablo aslında oldukça net:
Tarımın zarar görmesi, sadece üretimin değil, doğrudan bölge gelirinin azalması anlamına gelir. Sağlık risklerinin artması, kamunun omuzlayacağı yeni ve sürekli bir maliyet yükü doğurur. Ekosistem tahribatı ise telafisi mümkün olmayan, uzun vadede ekonomik karşılığı ölçülemeyecek kayıplara yol açar.
⸻
Sahada Nadir Görülen Bir Birlik
Konuya ilişkin tepkileri dile getirmek için 26 Mart Perşembe günü Sanlıca’da farklı siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, muhtarlar ve vatandaşlar aynı noktada buluştu.
Farklı siyasi kimlikler, aynı yaşam alanını savunmak için yan yana geldi.
⸻
Sözler Ortak: “Bu Topraklar Korunmalı”
CHP Grup Başkanvekili ve Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, “Tarsus’un bereketli topraklarında çimento tozuna da kirli fabrika atıklarına da yer yok. Hiçbir kâr hırsı; bu toprağın, insanımızın ve çocuklarımızın geleceğinden daha değerli değildir.” sözleriyle kararlılığı ortaya koyarken;
MHP Mersin Milletvekili Levent Uysal, “Bu fabrika OSB’de yapılsın, tarımın ve besiciliğin yapıldığı bu bölgeye yapılmasın. İşte halk burada ve halkın dediği oldu.” ifadeleriyle alternatif çözümü işaret etti.
İYİ Parti Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz ise “Havamıza, suyumuza, toprağımıza sahip çıkacak, doğamızı katlettirmeyeceğiz.” diyerek duruşunu net biçimde ortaya koydu.
Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç, “Toprağımızı, suyumuzu, üretimimizi ve sağlığımızı riske atan bu projeye karşı duruşumuzu ortaya koyduk. Bu kentte yaşamı tehdit eden hiçbir adıma sessiz kalmayacağız.” sözleriyle sürece ilişkin tavrını vurguladı.
CHP Parti Meclisi Üyesi Ozan Varal, “Tarsus susmadı, boyun eğmedi. Memleketimizi toza, hastalığa ve yok oluşa teslim etmeyeceğiz.” diyerek direnişin kararlılığını dile getirdi.
CHP Tarsus İlçe Başkanı Yusuf Tıbık, “İstihdam değil hayat istiyoruz. Doğamız satılık değil. ÇED geçmez, halk geçit vermez.” sözleriyle mahalle halkının tepkisini güçlü şekilde yansıtırken;
İYİ Parti Tarsus İlçe Başkanı Özgür Türker de “Bizim derdimiz Tarsus, bizim derdimiz gelecek nesillere temiz bir nefes bırakmak.” ifadeleriyle mücadelenin temel motivasyonunu ortaya koydu.
⸻
Yoğun Tepki Sonuç Verdi
Açılan pankartlar, atılan sloganlar ve kararlı duruş sayesinde yatırımcı firma temsilcilerinin toplantı yapmasına izin verilmedi ve dolayısıyla ÇED bilgilendirme toplantısı gerçekleştirilemedi.
Sonrasında toplantının yapılamadığına dair tutanak tutuldu.
Bu, yalnızca bir protesto değil; toplumsal rızanın açıkça reddidir.
⸻
Sonuç: Bu Bir Tercih Meselesidir ve Buna Tarsuslu Karar Verir
Sanlıca’da ortaya çıkan tablo artık tartışmaya yer bırakmayacak kadar açıktır:
Bu mesele bir yatırım kararı değil, bir tercih meselesidir.
Bir tarafta kısa vadeli ekonomik kazanç, diğer tarafta ise toprağın, suyun, üretimin ve insan sağlığının korunması vardır.
Sanlıca’da yükselen itiraz, meselenin yalnızca çevresel bir tartışma olmaktan çıktığını; ekonomik ve toplumsal sonuçları olan bir hesaplaşmaya dönüştüğünü açıkça ortaya koymaktadır.
Bu irade, farklı siyasi görüşlerin ötesine geçen; partiler üstü bir ortak duruş olarak sahada karşılık bulmuştur.
Ve artık değişmez gerçek şudur: Tarsus’ta son sözü yalnızca Tarsuslu söyleyecektir.































