Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

DİSK Emekliler Sendikası Mersin Şubesi’nden, Tarsus’ta basın açıklaması

Güncel
Tarih: 7 Ocak 2026 Çarşamba 17:48
DİSK Emekliler Sendikası Mersin Şubesi’nden, Tarsus’ta basın açıklaması
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt
DİSK Emekliler Sendikası Mersin Şubesi tarafından Tarsus’ta Yarenlik Alanında basın açıklaması yapıldı, emeklilerin çektiği sıkıntılar tek tek dile getirildi.
 
Sendika üyeleri, STK temsilcileri ve vatandaşların katıldığı basın açıklamasını DİSK Emekliler Sendikası Mersin Şube Başkanı Özcan Damla okudu:
 
“Bugün burada toplanmamızın nedeni açıktır: Emekliler insanca yaşam hakkından vazgeçmeyecektir. Biz sadaka değil, yıllarca çalışarak hak ettiğimiz onurlu bir yaşamı talep ediyoruz.
2026 yılının başında ülkemiz, tarihinin en ağır yoksullaştırma süreçlerinden biriyle karşı karşıyadır. Siyasi iktidar, “kemer sıkma” politikalarıyla bütçe açıklarını emekçinin ve emeklinin sırtına yüklemektedir. Önce asgari ücretliye dayatılan sefalet ücreti, bugün emeklilerin boğazına geçirilen bir ilmeğe dönüşmüştür. Bugün buradayız; bu adaletsizliğin başlıca uygulayıcısı olan TÜİK’ten hesap sormak için buradayız.

Bizler bu ülkenin fabrikalarında, tarlalarında, dersliklerinde, atölyelerinde ve kamu kurumlarında ömür tüketmiş milyonlarız. Bugün ise emeğiyle değer üretmiş insanlar “bütçeye yük” olarak görülmektedir. Açıkça söylüyoruz: Artık bıçak kemiği delip geçmiştir. Karşımızdaki tablo basit bir geçim sıkıntısı değil, planlı ve programlı bir sosyal cinayettir.
Gerçek gündem şudur: Açlık sınırının altında belirlenen ücretlerdir.
TÜİK eliyle düşük gösterilen enflasyonla gasp edilen emekli ve memur maaşlarıdır.
Okullarda bir öğün yemeğin dahi sorun haline gelmesidir.
Ömrünün son günlerini ucuz otel köşelerinde ya da otogar bekleme salonlarında geçirmek zorunda kalan yaşlılardır.
 
Hükümetin uyguladığı ekonomi politikaları, enflasyonu düşürmek bahanesiyle halkın alım gücünü yok etmeyi hedeflemektedir. Bu politikaların en savunmasız kurbanları ise örgütsüz bırakılmaya çalışılan emeklilerdir. “Enflasyonla mücadele” denilen süreç, gerçekte emekçiyle mücadele sürecidir.

DİSK Araştırma Merkezi’nin raporları açıkça göstermektedir ki, önümüze konan zam oranları bir artış değil, bir erimedir. Ocak 2026’da işçi ve Bağ-Kur emeklilerine reva görülen artış oranı yüzde 12 civarındadır. Çarşıda pazarda fiyatlar yüzde 50 artmışken, kiralar yüzde 100’ü aşmışken bu oran gerçek bir gelir kaybıdır. Memur ve memur emeklilerinin aldığı zamlar da geçmiş kayıpları telafi etmekten uzaktır ve daha ilk aylarda enflasyon karşısında eriyip gidecektir.

Sözde yapılacak bir yasal düzenleme ile en düşük emekli aylığının 18 bin 900 TL civarında tutulması planlanmaktadır. Açlık sınırının 30 bin TL’yi zorladığı bir ülkede bu rakam bir aylık değil, bir ölüm harçlığıdır. Ortalama emekli aylığının ise 23 bin 500 TL civarında kalacağı öngörülmektedir. Bu rakam yoksulluk sınırının yanına bile yaklaşmamaktadır.
 
Buradan tüm kamuoyunu uyarıyoruz: Büyük bir hak gaspı ile karşı karşıyayız. “Kök aylık” adı verilen sistem yüzünden milyonlarca emekli Ocak 2026’da yapılacak zamlardan tek kuruş dahi faydalanamama, yani sıfır zam gerçeğiyle yüz yüzedir. Buna rağmen televizyon ekranlarında “Emekliye zam yaptık” söylemleri dile getirilmektedir. Bu açıkça halkı kandırmaktır.

Yoksulluğumuzun teknik uygulayıcısı TÜİK’tir. TÜİK’in açıkladığı her veri, emeklinin sofrasındaki ekmeği biraz daha küçültmektedir. Bizim yaşadığımız enflasyon ile TÜİK’in açıkladığı enflasyon arasında dağlar kadar fark vardır. Emekli pinpon topuyla değil; peynirle, zeytinle, etle, sütle, doğalgaz ve kira faturalarıyla yaşamaktadır. TÜİK’in verileri, maaş ve aylıkları eritme operasyonuna dönüşmüştür. Bu gaspın hesabı hukuk önünde ve tarih önünde sorulacaktır.
 
Sadaka ekonomisini reddediyoruz.
Emekli aylığı bir lütuf, bir sosyal yardım değildir. Emekli aylığı; yıllarca peşin ödenmiş primlerin, dökülmüş alın terinin ve yaratılan değerin karşılığıdır. Bugün “kaynak yok” diyenler, Kur Korumalı Mevduat ile zenginlere, vergi aflarıyla holdinglere, geçiş garantili projelerle yandaş müteahhitlere milyarlarca lirayı aktarabilmektedir. Sorun kaynak sorunu değil, tercih sorunudur. Tercih sermayeden yana, fatura ise emekçiye kesilmektedir.
Taleplerimiz nettir ve tartışmasızdır:
TÜİK’in sahte verileri değil, gerçek enflasyon dikkate alınmalıdır.
En düşük emekli aylığı asgari ücretin altına düşmeyecek şekilde yasal güvence altına alınmalıdır.
Kök aylık uygulaması derhal kaldırılmalı, tüm emeklilere seyyanen zam yapılmalıdır.
Aynı süre çalışmış, aynı primi ödemiş emekliler arasındaki adaletsizliği giderecek intibak yasası çıkarılmalıdır.
Sağlıkta katkı payları kaldırılmalı, sağlık hizmetleri emekliler için ücretsiz ve erişilebilir olmalıdır.
Emekli sendikaları toplu sözleşme masasında muhatap alınmalıdır.
Bugün buradan Türkiye’nin dört bir yanındaki 17 milyon emekliye sesleniyoruz:
Kaderimiz, iktidarın iki dudağı arasından çıkacak müjde görünümlü sefalet oranları değildir. Bizi yok sayanları, biz de yok sayacağız. Açlığa mahkûm edenlere gereken cevabı sandıkta ve sokakta vereceğiz.
 
TÜİK’in yalanlarına teslim olmayacağız
ÇOK SEVDİĞİM BÜYÜK USTA HASAN HÜSEYİN DER Kİ
Gitmek Nehirlerle yan yana Gitmek Nehirler gibi zor Nehirler gibi çetin Nehirler gibi umutlu Gitmek Nehirlerden de öteye Oraya Taaa oraya O büyük kurtuluşa Yüreğim Yaralı kuşum Topla ve aç kanatlarını!..
!Sadaka kültürünü kabul etmeyeceğiz! Hakkımız olanı alana kadar mücadelemizi büyüteceğiz! Yılgınlık yok, direniş var Emekliyiz, haklıyız, kazanacağız!”

 
Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Akdeniz Gazetesi ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1