Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Celal Tezel yazdı, "Atatürk’ün Tarsus’taki Piloğlu Çiftliği"

Güncel
Tarih: 15 Haziran 2020 Pazartesi 08:14
Celal Tezel yazdı, "Atatürk’ün Tarsus’taki Piloğlu Çiftliği"
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt
Geçtiğimiz 11 Haziran günü, Atatürk’ün 11 Haziran 1937 yılında malvarlığını şartlı bir şekilde TC Devletine bağışlamasının 83. Yıldönümüydü. Bu önemli gün nedeniyle Ankara’daki İnönü Vakfı’nda mütevazı bir tören düzenledi.
 
Vakıf tarafından günün anlamını irdeleyen bir bildiri yayımlandı. Ayrıca, TMMOB Ankara Şubesince “Atatürk’ün Halkına Emaneti: Çiftlikler” konulu bir panel düzenlendi. Bu panel, TMMOB Ankara Şubesinin facebook sayfası üzerinden zoom programıyla etkileşimli olarak yayınlandı.
 
Panelin moderatörü, efsane Mülkiye’mizin duayen hocalarından Prof. Dr. Ruşen Keleş’ti. Her biri alanında çok yetkin olan panelistlerin, sunumları için çok ayrıntılı araştırmalar yapmış oldukları her sözcüklerinden belli oluyordu. Özgün bilgiler ve çok önemli belgeler sundular. Silifke’deki Tekir ve Şövalye Çiftlikleri ile Tarsus’taki Piloğlu Çiftliğine ilişkin sunumu TMMOB Mimarlar Odası Mersin Şubesi Başkanı Ünal Şahin yaptı. Şahin’in, araştırma için Tarsus’a geldiğini, Mimarlar odası temsilcileriyle ve Ziraat Odası yetkilileriyle görüşmeler yaptığını ancak, buradaki kişilerin Piloğlu Çiftliği hakkında tek bir sözcük dahi bilmediklerini gördüğünü söylemesi oldukça üzücü ve düşündürücüydü.
 
Eğri oturalım, doğru konuşalım; kızmaca, darılmaca yok. Şu bizim Tarsus’lu kimi kanaat önderlerimiz ve özellikle de çeşitli düzeylerde yetkili konumunda bulunan bazı yöneticilerimiz; zaman zaman, akademik ve bilimsel formasyonu, genel kültür bilgisini ve bilimsel uzmanlığı hafife alabilmektedirler.
 
Bilimsellik ve akademik uzmanlık karşısında vurdumduymaz ve umursamaz olabilmektedirler. Bunlar, her nedendir bilinmez, nitelikli danışmanlık hizmeti alma yoluna da gitmemektedirler! Bundan başka, kente ve Tarsus halkına karşı sorumluluğunu ve duyarlılığını kaybetmiş bazı kasaba kurnazları, hiçbir ciddi eğitimini almadıkları ve birikim sahibi olmadıkları konularda kes yapıştır yöntemiyle, bazen de tamamen intihal yoluyla, yalanlarla ve yanlışlarla dolu kitaplar yazıp bunları pazarlayabilmektedirler. Magazin kültürünü aşamamış bazı aymazlar da, akşamdan kurguladıkları bazı safsataları sabah olunca hayali senaryolara çevirmekte ve bunları sanki gerçekmiş gibi yayabilmektedirler.
 
Özellikle Tarsus tarihi hakkında hayali olaylarla söylenceler, şehir efsaneleriyle mistik masallar birbiriyle iç içe geçmiş, safsatalar karşısında gerçek tarihi bilgiler yok denecek kadar azalmıştır. İşin bir başka acı yanı da; şarlatanların çıkardığı gürültü karşısında gerçekten bilimsel doğruları anlatmaya çalışanların seslerinin duyulmaz hale gelmiş olmasıdır.
 
İşte Tarsus’ta yapılan bazı tarihsel çarpıtmalar karşısında kent hafızasından silinmeye yüz tutmuş olan olaylardan birisi de; Atatürk’ün Tarsus’taki Piloğlu Çiftliği olayıdır. Olayın gelişimini kısaca şu şekilde özetlemek mümkündür. Osmanlı Devleti, 1912-1922 yılları arasındaki son dönemlerini, kesintisiz olarak 10 yıl boyunca devam eden savaşlar içersinde geçirmiştir. Bu savaşların, başta ekonomik yapı olmak üzere her alandaki yıkıcı etkileri çok büyük olmuştur. Bunun bilincinde olan Atatürk, daha Cumhuriyet ilan edilmeden önce 1923 yılında İzmir İktisat Kongresini toplayarak; ülke ekonomisini ayağa kaldıracak kararların alınmasını sağlamak istiyordu. Atatürk’e göre Türkiye bir tarım ülkesiydi. Ülke ekonomisini kalkındırmanın yolu tarımdan geçiyordu. Bu nedenle, öncelikle tarım kesiminin geliştirilmesi ve kalkındırılması gerektiğine inanıyordu. Ancak ülkede tarımsal üretimde kullanılan teknikler çok ilkeldi. 1923 yılında Anadolu’nun herhangi bir köyünde yapılan tarımda kullanılan tekniklerin 7000 bin yıl önce Hitit’ler döneminde kullanılan tarım tekniklerinden hiçbir farkı yoktu.
 
Atatürk, yakın çevresindeki çiftçilere, çağdaş tarım tekniklerini ve gelişmiş tarım teknolojisi araçlarının kullanılmasını öğretmek ve örnek olmak üzere bu iş için elverişli bölgelerin değişik yerlerinde orman çiftlikleri kurmaya karar verdi. Bunun ilk pilot uygulamasını yapmak üzere 1925 yılında Ankara’da Atatürk Orman Çiftliğini kurdu.
 
Atatürk Orman Çiftliği uygulamasının çok başarılı olmasının ardından tarımın geliştirilmesine elverişli bölgelerde uygun çiftlik yerleri aramaya başladı. Mustafa Kemal o günlerde, Ankara Orman Çiftliğinden ayrı olarak Güneyde de bir örnek çiftlik kurmak istiyordu. Bunun için su kaynakları bakımından çok zengin olan Tarsus’u düşünüyordu. Yer bulma konusunda kendisine yardımcı olması için, sevdiği ve güvendiği bir arkadaşı olarak gördüğü, II. Mecliste Mersin Milletvekili olarak görev yapan Tarsus’lu M. Niyazi Ramazanoğlu’ndan ricada bulundu.
 
Kendisine önerilen çiftlik yerini incelemek üzere 20 Ocak 1925 günü Tarsus’a geldi. Bu inceleme sırasında kendisine, 2.Ordu Müfettişi Fahrettin Altay Bey, Bayındırlık Bakanı Fevzi Pirinçzade, Mersin Milletvekili Niyazi Ramazanoğlu, bazı milletvekilleri ve yaverler refakat ediyorlardı. Arazide yapılan gezinti sırasında verilen molanın ardından Niyazi Ramazanoğlu Mustafa Kemal’e Berdan Irmağı kenarında yer alan bir araziyi gösterdi. Mustafa Kemal, Ramazanoğlu’nun gösterdiği Tarsus Çayı’nın taşkın alanı içerisindeki hazine arazisini şaşkınlıkla izledi.
 
O günlerde sürekli sel felaketleriyle karşılaşan bölgede, tehditten uzak bir başka araziyi görünce, neden burası değil, taşkın alanı diye sordu? Heyette yer alan eski Tarım Bakanlarından Ziya Apaydın Bey kulağına sorunun cevabını fısıldadı. Düşünülen arazi kısa zaman önce Niyazi Ramazanoğlu tarafından satın alınmıştı. Zaten daha önce kendisine, servet düşkünlüğü, çeşitli ayak oyunlarıyla hazine arazilerini mülkiyetine geçirmesi, çiftliğindeki işçilerine ve yöredeki köylülere eziyet etmesi gibi nedenlerle sürekli olarak şikâyet edilen Niyazi Ramazanoğlu için Mustafa Kemal “Artık, bu kadarı da çok fazla oluyor” diyerek kızgınlığını belirtmiş ve bu geziyi yarıda keserek buradan Silifke’ye geçmiştir.
 
Atatürk 1926 yılında, Osmanlı Devleti döneminde Piloğlu Rupil adına kayıtlı iken 1915 Ermeni Tehciri olayları nedeniyle Maliye Hazinesine intikal eden, Tarsus’un Yaramış Köyünden başlayarak Seyhan nehrinin Tarsus’a bakan kıyısı boyunca uzanan 8 bin dönümlük Piloğlu Çiftliğini Tarsus Mal Müdürlüğünden satın almıştır.
 
Bu satın almanın bedeli olarak ödenmek üzere Tarsus’taki Piloğlu Çiftliğinde Müdür olarak görevlendirdiği Muhtar isimli şahsa, Atatürk’ün İş Bankasındaki 2 no.lu hesabından ilki 31 Mayıs 1925’te 2000.- TL olmak üzere 24 Mart 1926 tarihine kadar 11 seferde toplam 20.565,88.-TL gönderilmiştir. Atatürk’ün Piloğlu çiftliğinde hububat üretimi ve hayvancılık yapılmakta idi.
 
Atatürk 11 Haziran 1937 tarihinde “T.C. Riyaseti Başvekaleti’ne” yazdığı bir dilekçe ile tüm malvarlığını Türkiye Cumhuriyeti Devletine bağışlamıştır. Atatürk bu dilekçesindeki “Malum olduğu üzere, ziraat ve zirai ihtisas sahasında fenni ve ameli tecrübeler yapmak maksadı ile muhtelif zamanlarda memleketin muhtelif mıntalarında müteaddit çiftlikler tesis etmiştim Bu çiftlikleri Hazineye hediye ediyorum.” Sözleriyle bir anlamda çiftliklerin kuruluş gerekçelerini de açıklamış olmaktadır. Dilekçeye hediye edilen çiftliklerin listesi ve tapuları da eklenmiştir. Atatürk’ün Hazine’ye bağışladığı çiftlikler listesinde, Ankara’daki gazi Orman Çiftliği yanında Silifke’de Tekir, Yalova’da Baltacı, Tarsus’ta Piloğlu, Dörtyol’da Karabasamak çiftliklerinin adları yazılıdır.
 
Atatürk’ün Hazine’ye bağışladığı çiftlikleri idare etmek için 1938 yılı başında Devlet Zirai İşletmeler Kurumu (DZİK) kurulmuştur. Bu kurum daha sonra TİGEM’e dönüşmüş oradan da özelleştirme idaresine devredilmiştir.
 
Ondan sonraki akıbeti bilinmemektedir. Dünya siyasi tarihinde tüm mal varlığını devletine ve milletine bağışlayan ikinci bir devlet adamı yoktur. Bu nedenle Mansur Yavaş tarafından Atatürk Orman Çiftliği örneğinde yapıldığı gibi, Atatürk’ün Tarsus’taki Piloğlu Çiftliğinin kalan kısımları Tarsus Belediyesince bulunarak ihya edilmeli ve Atatürk’ün vasiyetine uygun biçimde değerlendirilmelidir.

 
Bu haber toplam 3842 defa okunmuştur.
Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1