Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

“Açıklanan enflasyon değil, yaşanan yoksulluktur!”

Güncel
Tarih: 3 Temmuz 2026 Cuma 20:50
“Açıklanan enflasyon değil, yaşanan yoksulluktur!”
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt
“Açıklanan enflasyon değil, yaşanan yoksulluktur!”
 
Tüm Emeklilerin Sendikası, DİSK/ Devrimci Emekliler Sendikası ve Emekli Meclisleri Sendikası’nın oluşturduğu Emekli Sendikaları Platformu, Tarsus’ta yarenlik Alanında basın açıklamasında bulundu.
 
Burada ortak basın açıklamasını Şengül Çelikkaya yaptı…
 
“Bugün açıklanan enflasyon verileri, milyonlarca emeklinin aylardır yaşadığı gerçeği bir kez daha ortaya koymuştur. TÜİK'in açıkladığı rakamlar ne olursa olsun, emeklilerin mutfağında yangın sürmektedir. Pazarda, markette, eczanede ve kira öderken karşılaştığımız gerçek enflasyon, açıklanan rakamların çok üzerindedir.
 
TÜİK haziran ayı enlasyon rakamlarını açıkladı. Buna göre haziran ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yüzde 0,99 oranında arttı. 6 aylık TÜFE oranı ise 17,76 oldu. 2026 yılı Haziran ayında bir önceki aya göre %0,99 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %17,76 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %32,11 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %32,03 artış olarak gerçekleşti.
 
Böylece SSK ve Bağ-Kur emekli maaşlarına yüzde 17,76 oranında zam geldi. Memurvememuremekli maaşları ise enflasyon farkı ve toplu sözleşme zammı ile birlikte 13,52 oranında yükseldi.
 
En düşük emekli maaşı aynı oranda artarsa 23 bin 552 TL'ye yükseldi. En düşük memur maaşı61bin 890 liradan 70 bin 224 liraya, en düşük memur emekli aylığı 27 bin 772 liradan 31 bin 527 liraya çıktı. Milyonlarca emekli bugün açlık sınırının altında yaşamaya zorlanmaktadır. Elektrik, doğalgaz, kira, ulaşım, beslenme ve sağlık giderleri karşısında gelirlerimiz her geçen gün biraz daha erimektedir. Emekliler artık torunlarına harçlık vermeyi değil, kendi temel ihtiyaçlarını karşılayabilmeyi düşünür hale gelmiştir.
 
Bu tablo bir kader değildir. Bu tablo, yıllardır uygulanan sermaye yanlısı ekonomi politikalarının sonucudur. AKP iktidarı döneminde sosyal güvenlik sisteminin milli gelirden aldığı pay azaltılmış, emeklilerin bütçeden aldığı pay sürekli geriletilmiştir. Ülke büyüdü denilirken emekliler yoksullaşmış, üretilen zenginlik bir avuç sermaye çevresine aktarılmıştır. Emekli aylıklarının düşüklüğünün en önemli nedenlerinden biri, bütçeden ve Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'dan (GSYH) emekliler ve sosyal güvenlik sistemi için yeterli kamu kaynağı ayrılmamasıdır. Dahası, emeklilere ve sosyal güvenliğe ayrılan kamu kaynaklarının payı AKP iktidarı döneminde geriletilmiştir.
 
Bugün yaşanan yoksullaşmanın temelinde yalnızca yüksek enflasyon değil, sosyal güvenlik sisteminin bilinçli olarak zayıflatılması ve emeklilerin milli gelirden aldığı payın azaltılması bulunmaktadır. Ülke büyürken emeklilerin büyümeden aldığı pay küçülmüş, ekonomik büyümenin sonuçları emeklilere değil sermayeye aktarılmıştır.
 
Bu nedenle sosyal güvenlik ve emekliler için yapılan kamu harcamaları ciddi biçimde artırılmalıdır. Bütçeden sosyal güvenlik sistemine ve emeklilere ayrılan kaynaklar yükseltilmeli, emekliler ve sosyal güvenlik için yapılan kamu harcamalarının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) içindeki payı artırılmalıdır. Türkiye'de emekliler ve sosyal güvenlik için ayrılan kamu kaynaklarının oranı hızla Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri ortalamasına ve ardından Avrupa ülkeleri düzeyine çıkarılmalıdır. Emeklilerin insanca yaşayabilmesinin, sosyal güvenlik sisteminin güçlendirilmesinin ve yaşlılıkta gelir güvencesinin sağlanmasının başka bir yolu yoktur.

Bugün iktidar kaynak yetersizliğinden söz etmektedir. Oysa bütçede emekliler için bulunamayan kaynaklar; vergi aflarında, teşviklerde, garanti ödemelerinde, sermayeye sağlanan ayrıcalıklarda ve çeşitli kamu harcamalarında rahatlıkla bulunabilmektedir. Türkiye’nin kaynak problemi yoktur, Sorun; var olan kaynakların yurttaşlar arasında eşit ve adil olarak dağıtılmamasından kaynaklanıyor. Kamukaynaklarının kullanımına ilişkin şeffaflık ortadan kalkmış, bütçe halkın ihtiyaçlarından uzaklaştırılmıştır. Halkın vergileriyle oluşan kaynakların nerelere harcandığı yeterince açıklanmazken, sıra emeklilere geldiğinde tasarruf ve fedakârlık çağrıları yapılmaktadır.
 
Biz emekliler soruyoruz:
Trilyonlarca lira sermayeye aktarılırken kaynak var da milyonlarca emeklinin insanca yaşayacağı bir gelir için neden kaynak yok?
Emeklilerin hakkı olan kaynaklar neden yıllardır başka alanlara aktarılmaktadır?
Bugün emeklilere, emekçilere ve halka kaynak yok denilirken; savaş
politikalarına, silahlanmaya ve askeri harcamalara ayrılan kaynaklar sürekli
artırılmaktadır.
Türkiye'de milyonlarca emekli açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm
edilirken, emekçiler her geçen gün daha da yoksullaşırken, sağlık ve eğitim
hizmetleri piyasalaştırılırken, kaynakların savaş politikalarına ve askeri
harcamalara ayrılması kabul edilemez.
Gerçek güvenlik; daha fazla silahlanmada değil, halkın refahında ve
özgürlüğündedir.

Aç kalan bir emeklinin güvenliği yoktur.
İlacını alamayan bir emeklinin güvenliği yoktur.
Kirasını ödeyemeyen, barınma sorunu yaşayan bir emeklinin güvenliği yoktur.
Gerçek güvenlik; bağımsızlığın, demokrasinin, laikliğin, sosyal adaletin ve halkın
refahının güvence altına alındığı bir ülkede mümkündür.
emeklilere, emekçilere, sağlığa, eğitime ve sosyal güvenliğe ayrılmasını
savunuyoruz.
Bu açıklamayı Emekliler Haftası içinde yapıyoruz. Emekliler Haftası, emeklilerin
haklarının, taleplerinin ve insanca yaşam mücadelesinin daha güçlü dile
getirildiği bir haftadır. Ancak milyonlarca emekli bu haftayı kutlama değil,
yoksulluk ve geçim derdi içinde karşılamaktadır. İşte bu nedenle Emekliler
Haftası'nda bir kez daha haykırıyoruz: Açıklanan enflasyon değil, yaşanan
yoksulluktur!

Bugünkü açıklamamızın ayrı bir önemi daha vardır.
Bu eylem; TümEmeklilerin Sendikası, DİSK/Devrimci Emekliler Sendikası ve
Emekli Meclisleri Sendikası'nın 21 Haziran'da gerçekleştirdiği Emeklilerin Ortak
Geleceği Çalıştayı sonrasında kurulan Emekli Sendikaları Platformu'nun ilk ortak
eylemidir.
Çalıştayda ortaya çıkan ortak irade göstermiştir ki emeklilerin yaşadığı sorunlar
ortaktır, talepleri ortaktır ve mücadeleleri de ortak olmak zorundadır.
Milyonlarca emeklinin açlığa, yoksulluğa, hak gasplarına ve örgütlenme
hakkının engellenmesine karşı vereceği mücadele ancak birleşik ve ortak bir
mücadele hattıyla güç kazanabilir.
Bugün burada üç emekli örgütü olarak yalnızca ortak bir basın açıklaması
yapmıyoruz. Aynı zamanda emeklilerin birleşik mücadelesinin mümkün
olduğunu ve büyütüleceğini ilan ediyoruz.
Farklı örgütsel yapılarda olabiliriz. Ancak emeklilerin insanca yaşam hakkı,
barınma hakkı, sosyal güvenlik hakkı, örgütlenme hakkı ve demokratik talepleri
söz konusu olduğunda birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.
Çünkü biliyoruz ki emeklilerin kurtuluşu birliktedir.
Haklarımızı ancak ortak mücadeleyle kazanabiliriz.
Birleşik emekli hareketi büyüyecek, emeklilerin sesi daha gür çıkacaktır.
Emeklilik bir lütuf değil, yıllarca çalışılarak kazanılmış, bedeli peşin ödenmiş bir
haktır.
Bu nedenle taleplerimizi bir kez daha yineliyoruz:
Hiçbir emekli yoksulluğa mahkûm edilmesin; en düşük emekli aylığı insanca
yaşam koşullarını sağlayacak düzeye yükseltilsin.
Bayram ikramiyeleri asgari ücret düzeyine yükseltilsin.
Sağlıkta katkı ve katılım payları kaldırılsın.

5510 sayılı yasa emekliler lehine yeniden düzenlensin.
Emeklilerin sendika kurma ve örgütlenme hakkı anayasal güvence altına alınsın.
Zamlar kök maaşa değil, ele geçen son maaşa uygulansın.
Sosyal güvenlik ve emekliler için bütçeden ayrılan pay artırılsın.
Sosyal güvenlik ve emekliler için yapılan kamu harcamalarının Gayri Safi Yurt İçi
Hasıla (GSYH) içindeki payı, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve
Avrupa ülkeleri ortalamalarına yükseltilsin.
Bugün burada yalnızca maaşlarımız için değil; çocuklarımızın, torunlarımızın ve
ülkemizin geleceği için de konuşuyoruz.
Yoksulluğa teslim olmayacağız.
Haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz.
Birleşik mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.
Açıklanan enflasyon değil, yaşanan yoksulluktur!
Geçinemiyoruz!
Korkmuyoruz!
Susmuyoruz!
Mücadele Ediyoruz!
Sorunlarımız Ortak, Mücadelemiz Ortak!
Birleşe Birleşe Kazanacağız!”

 
Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Akdeniz Gazetesi ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1